Halka Arz Danışmanı ve Bono – İstanbul BAM 17. HD 2026/113

Halka arz hazırlığı yıllar sürebilen, pek çok danışmanın ve aracı kurumun yer aldığı bir süreçtir. Süreç SPK aşamasında durduğunda ise masaya yeni bir soru gelir: Ücreti “paylar borsada işlem görmeye başladığı gün” ödenecek olan danışman, halka arz hiç gerçekleşmezse bir bedele hak kazanır mı? Bu dosyada soru, danışmanın elindeki 4.060.144 TL’lik bonoyla başlattığı icra takibi ve şirketin açtığı menfi tespit davası üzerinden mahkemeye taşınmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın ancak halka arz konusunda uzman bir bilirkişinin katılımıyla çözülebileceğini belirterek davanın kabulüne ilişkin kararı kaldırmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 22.01.2026 tarihli ve E.2022/551, K.2026/113 sayılı kararıyla, halka arz danışmanlık ücreti karşılığı verildiği ileri sürülen bonoya dayalı takipte borçlu olunmadığının tespitine ilişkin ilk derece kararını, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu gerekçesiyle HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiştir.
🧾 Bir fatura, bir bono ve iki icra borçlusu
Karar metnine göre davalı şirket, davacı şirkete 01.05.2018 tarihli ve 4.060.144 TL bedelli bir fatura düzenlemiştir. Faturanın açıklaması “2014 yılı mart ayı ile 2018 yılı nisan ayı arasındaki döneme ilişkin halka arz danışmanlık bedeli”dir. Davacı şirket, 24.05.2018’de tebliğ edilen faturayı hizmet almadığı gerekçesiyle noter ihtarıyla iade etmiştir.
Ardından davalı, 02.05.2018 tanzim ve 14.05.2018 vade tarihli 4.060.144 TL bedelli bonoya dayanarak Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünde takip başlatmıştır. Ödeme emri 30.05.2018’de hem şirketin tüzel kişiliğine hem de şirketin ortakları ve yetkilileri olan gerçek kişilere tebliğ edilmiştir.
Davacılar; davalının halka arz hizmetine ilişkin edimlerini yerine getirmediğini, 2016 yılı Ekim ayında kurulan davalının 2014 yılı için hizmet bedeli istemesinin mümkün olmadığını ve bononun sahte olduğunu ileri sürmüştür. Borçlu olmadıklarının tespitini, bononun iptalini ve takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatını talep etmişlerdir.
Davalı ise sahtelik iddiasını kabul etmemiş; ilk sözleşmenin 04.02.2014’te şirket yetkilisiyle (şahıs işletmesi döneminde) imzalandığını, daha sonra davalı şirketle ayrı bir sözleşme yapıldığını, dört yıl boyunca halka arz işlemlerinin yürütüldüğünü, davacıların ise son aşamada haklı bir sebep olmadan halka arzdan vazgeçtiğini savunmuştur. Davalıya göre bono, halka arz tamamlandığında ödenecek bedel karşılığında verilmiştir.
📑 Sözleşmedeki ücret ve 24 ay kaydı
Bölge adliye mahkemesi, taraflar arasında iki ayrı sözleşme bulunduğunu tespit etmiştir: davacı şirket ile davalı şirket yetkilisi arasındaki 04.02.2014 tarihli ve davacı şirket ile davalı şirket arasındaki 22.01.2018 tarihli halka arz danışmanlık sözleşmesi. 22.01.2018 tarihli sözleşmenin iki hükmü uyuşmazlığın merkezindedir:
- Ücret (m.4): Şirket payları gelişen işletmeler pazarı dahil herhangi bir pazarda işlem görmeye başladığı gün, şirket danışmana, şirkete nakit olarak giren brüt satış hasılatı üzerinden %11 + KDV ödeyecektir.
- Süre (m.5 son fıkra): Sözleşme imza tarihinden itibaren en geç 24 ay içinde sonuçlanmazsa (ekstra durumlar hariç) sözleşmenin hüküm ve yükümlülükleri iptal olmuş sayılacaktır.
Davalı, ücretin hesabını halka arz fiyatına dayandırmıştır. Savunmaya göre davacı şirket 19.09.2017’de bir aracı kurumla halka arza aracılık ve yüklenim sözleşmesi imzalamış; aracı kurumun çalışmasıyla iskontolu birim fiyat 1,84 TL olarak belirlenmiş ve SPK tarafından uygun görülmüştür. 17.000.000 lot payın bu fiyattan satışı 31.280.000 TL eder; bunun %11 + KDV’si de 4.060.144 TL’dir.
🏛️ SPK başvurusunun akıbeti
İlk derece mahkemesinin yazısına verilen SPK cevabına göre, davacı şirketin 20.800.000 TL olan çıkarılmış sermayesinin, mevcut ortakların yeni pay alma hakları tamamen kısıtlanarak 37.800.000 TL’ye artırılması nedeniyle artırılan 17.000.000 TL nominal değerli payların halka arzına ilişkin izahnamenin onaylanması için 28.12.2017’de başvuru yapılmıştır. Başvuru, Kurulun 21.03.2018 tarihli yazısıyla işlemden kaldırılmıştır.
21.03.2018 tarihli yazıda gerekçe olarak, başvurunun sonuçlandırılabilmesi için talep edilen bilgi ve belgelerin tamamının henüz Kurula iletilmemiş olması gösterilmiştir. Davalı ise davacıların halka arz işlemlerinin iptalini kendilerinin talep ettiğini ve bu yöndeki dilekçeleri dosyaya sunduğunu ileri sürmüştür.
⚖️ İlk derece kararı ve kaldırma
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2018/555, K.2022/53, 20.01.2022), halka arzın gerçekleşmediğini ve sözleşmedeki 24 ay kaydını dikkate alarak davalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, bonodan kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı sonucuna varmış ve davayı kabul etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, davalının dönem içindeki diğer danışmanlık gelirleri ölçü alındığında dava konusu değer kadar yüksek gelir getiren bir iş hacmine sahip olmadığını ve faturaya karşılık hizmet verilmediğini belirtmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi ise yasal şartları oluşmadığından reddedilmiştir.
Davalı; bononun sahteliği iddiası araştırılmadan karar verildiğini, sunduğu delillerin incelenmediğini ve bilirkişilerin danışmanlık faaliyetini hiç değerlendirmediğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. Davacılar da katılma yoluyla yalnızca kötü niyet tazminatının reddine itiraz etmiştir.
Daire, davalının istinaf başvurusunu esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabul etmiş, ilk derece kararını HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırmış ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemesine göndermiştir. Davacıların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalının peşin yatırdığı 69.337,10 TL harçtan 732 TL mahsup edilerek bakiye 68.605,10 TL’nin kesinleşmede talep hâlinde iadesine hükmedilmiştir. Karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🔍 İspat yükü kimde?
Dairenin gerekçesi, uyuşmazlığı bono ilişkisinden temel ilişkiye taşımaktadır. Gerekçenin basamakları şöyledir:
- Uyuşmazlığın konusu: Davacıların, icra takibine konu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadıklarıdır.
- Temel ilişkinin ileri sürülmesi: Davalı, bononun halka arz sürecinde verilen danışmanlık hizmetinden kaynaklandığını kendisi ileri sürmüştür. Daireye göre bu durumda hizmetin verildiğini ve hizmet bedelini davalı ispat etmelidir.
- Tacirin ücret hakkı: Başka bir tacire hizmette bulunan tacir, TTK m.20 uyarınca yapılan işin ücretini talep edebilir.
- Sürecin sonlanması: Sözleşmede ücret, payların işlem görmeye başlamasına bağlanmıştır; SPK başvurusu 21.03.2018’de işlemden kaldırılarak süreç sona ermiştir. Bu nedenle danışmanın, sürecin sonlanması karşısında bir hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
TTK m.20/1’e göre tacir olan veya olmayan bir kişiye ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Daire, bu hükmü danışmanın ücret talebini değerlendirmenin dayanağı olarak anmış; ancak ücretin doğup doğmadığı ve miktarı hakkında kendisi bir sonuca varmamıştır.
🔬 Yeni bilirkişi heyetine sorulacaklar
Kaldırmanın asıl nedeni bilirkişi raporudur. Daireye göre raporda SPK ve ilgili kurumdaki işlem dosyası incelenerek danışmanlık hizmetinin sunulup sunulmadığı, ne kadarının yapıldığı ve bedeli konusunda teknik bir tespit yapılmamıştır. Heyetteki sektör uzmanı yalnızca gayrimenkul değerleme alanında uzman olduğunu ve başka konuda tespit yapamayacağını bildirmiş; SPK uzmanının şirketlerin halka arz işlemlerinde uzman olmadığı da anlaşılmıştır.
Daire, yeniden yargılamada şu adımları öngörmüştür:
- Dosyadaki bilgi ve belgeler incelenecek; eksik varsa SPK ve ilgili kurumdan davacıların halka arz başvuru dosyasına ait tüm bilgi ve belgeler getirtilecektir.
- Şirketlerin halka arz işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin yer aldığı yeni bir heyet oluşturulacaktır.
- Heyetten; davalının halka arz sürecinin sonlanması nedeniyle bir ücrete hak kazanıp kazanmayacağı, edimini yerine getirip getirmediği, getirmişse ne kadarını yerine getirdiği ve hizmet bedeli alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı sorulacaktır.
- Halka arz tamamlanmamışsa bunda kimin kusurlu olduğu da ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık biçimde belirlenecektir.
Bononun sahteliği iddiası ve kötü niyet tazminatı gibi diğer istinaf sebepleri, kaldırma kararı nedeniyle bu aşamada incelenmemiştir.
📌 Kararın icra hukuku ve sermaye piyasası bakımından önemi
İcra hukuku açısından karar, İİK m.72’ye dayanan menfi tespit davasında bononun temel ilişkiye bağlandığı durumlarda incelemenin nasıl yürütüleceğini göstermektedir. Alacaklı, bononun belirli bir hizmetin karşılığı olduğunu ileri sürdüğünde, o hizmetin verildiğini ve bedelini ispat yükü ona geçmiştir. Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, İİK m.72’ye göre takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilebilir; bu dosyada o talebin akıbeti yeniden yargılamaya kalmıştır.
Sermaye piyasası açısından ise karar, başarıya bağlı ücret kararlaştırılan halka arz danışmanlığında sürecin SPK aşamasında durması hâlinde danışmanın hakkının sözleşme metni kadar fiilen yapılan işe, süreci kimin durdurduğuna ve bunun teknik bir uzmanlıkla incelenmesine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Halka arzın gerçekleşmemesinin yatırımcı tarafındaki sonuçları için serideki halka arz olmazsa iade kararı, ihraç sürecinin son anda durmasında aracı kurumun sorumluluğu için tahvil ihracından vazgeçilmesi kararı incelenebilir.
❓ Sık sorulanlar
Halka arz gerçekleşmezse danışman ücret alamaz mı?
Daire bu soruyu kesin olarak cevaplamamıştır. Sözleşmede ücret payların işlem görmeye başlamasına bağlanmış olsa da Daire, sürecin sonlanması nedeniyle danışmanın bir ücrete hak kazanıp kazanmadığının, edimin ne kadarının yerine getirildiğinin ve halka arzın tamamlanmamasında kimin kusurlu olduğunun uzman bilirkişi heyetiyle belirlenmesini istemiştir.
Bonoya dayalı takipte hizmetin verildiğini kim ispatlamıştır?
Bu dosyada davalı alacaklı, bononun halka arz danışmanlık hizmetinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Daireye göre bu durumda hizmetin verildiğini ve hizmet bedelini davalının ispat etmesi gerekir.
İlk bilirkişi raporu neden yetersiz bulundu?
Rapor, davalının genel iş hacmini ölçüt alarak hizmet verilmediği sonucuna varmış; danışmanlık hizmetinin verilip verilmediğini, ne kadarının yapıldığını ve bedelini teknik olarak incelememiştir. Heyetteki sektör uzmanı gayrimenkul değerleme alanında uzman olduğunu bildirmiş, SPK uzmanının da halka arz işlemlerinde uzman olmadığı anlaşılmıştır.
Bononun sahte olduğu iddiası ve kötü niyet tazminatı ne oldu?
Bu iddialar istinaf aşamasında incelenmemiştir. Daire, davalının başvurusunu esasa ilişkin sebepleri incelemeden kabul edip kararı kaldırdığı için davacıların kötü niyet tazminatına ilişkin başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu konular yeniden yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) veri tabanında yayımlanan bölge adliye mahkemesi kararından derlenmiştir. Karar, ilk derece kararını kaldırarak dosyayı yeniden yargılamaya gönderen bir karar olup uyuşmazlığın esası hakkında nihai bir sonuç içermez; bölge adliye mahkemesi kararları Yargıtay kararları gibi içtihat birliği etkisi taşımaz. Halka arz danışmanlığında ücret hakkı, sözleşme hükümlerine, fiilen yapılan işe, sürecin sona erme nedenine ve bilirkişi incelemesine göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



