Emsal KararlarForex Hukuku

Kredili Hissede Yanlış Bilgi – Yargıtay 11. HD 2026/2438

Rüçhan hakkını kullanmak isteyen bir pay sahibinin bankasından borsa kredisi alması olağan bir işlemdir. Uyuşmazlık, kredili alımın hangi kurallara tabi olduğu yatırımcıya yanlış anlatıldığında ve yatırımcı bu yanlış bilgiyle art arda işlem yapıp zarara uğradığında başlar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada banka çalışanı, kredili alınan payların “gün sonunda satılması gerektiğini” söylemiş; zararı “telafi edeceğini” belirterek yatırımcının işlemlere devam etmesini sağlamıştır. Mahkemeler zararı taraflar arasında %70 – %30 oranında paylaştırmış, Yargıtay da bu sonucu onamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/5420, K.2026/2438 sayılı kararıyla, kredili pay alımında yatırımcıyı yanlış ve eksik bilgilendiren ve işlemleri fiilen yönlendiren davalı bankanın zarardan %70 oranında sorumlu tutulmasına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Davacının temyiz dilekçesi ise reddedilen kısmın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle miktardan reddedilmiştir.

Kısa özet: Portföyündeki bir banka payı için tanınan rüçhan hakkından yararlanmak isteyen yatırımcı, davalı bankadan borsa kredisi kullanmıştır. İlk derece mahkemesi; banka çalışanının SPK Seri V No:65 sayılı Tebliğ’in 9. maddesi yönünden yanıltıcı bilgi verdiğini, resen satış ve özkaynak kurallarını hiç anlatmadığını, uygunluk testinin yönlendirme altında doldurulduğunu tespit ederek zararın %70’inden bankayı sorumlu tutmuş ve 193.554,93 TL’nin tahsiline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi yapılan işlemin yatırım danışmanlığı niteliğinde olduğunu belirterek istinaf başvurularını esastan reddetmiş, Yargıtay da kararı onamıştır.

📈 Rüçhan hakkı için alınan borsa kredisi

Karar metnine göre davacı, davalı banka nezdinde yatırım hesabı bulunan ve portföyünde bir bankaya ait 70.750 adet pay taşıyan bir yatırımcıdır. Bu paylar için tanınan rüçhan hakkından yararlanmak isteyen davacı, davalı bankadan borsa kredisi talep etmiştir. Davacıya göre kredi kullanması yanıltıcı bilgilendirmelerin sonucudur; ardından kendisine bir de yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalatılmış ve yanlış yönlendirmelerle işlem yapması sağlanmıştır.

Davacı, bankanın sermaye piyasası mevzuatına ve Türk Borçlar Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırı uygulamaları nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiş; önce şimdilik 50.000 TL talep etmiş, 06.10.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 205.525,17 TL’ye yükseltmiştir. Davalı banka ise mevzuata aykırı bir işlem yapılmadığını ve bütün işlemlerin davacının verdiği emirler doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunmuştur.

🗂️ “Gün sonunda satılmalı” bilgisi ve üç sözleşme

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi taraflar arasında üç ayrı sözleşme bulunduğunu tespit etmiştir:

  • 18.02.2009 tarihli yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi,
  • 19.06.2018 tarihli sermaye piyasası araçları kredi sözleşmesi,
  • 23.10.2018 tarihli yatırım danışmanlığı sözleşmesi.

Davacı kredi limitini 300.000 TL’ye çıkartmış ve 18.06.2018 tarihinde internet şubesinden 392.000 TL karşılığında 170.000 adet pay almıştır. Aynı gün müşteri temsilcisiyle yaptığı telefon görüşmesinde, SPK’nın Seri V No:65 sayılı Tebliği’nin 9. maddesi uyarınca kredili alınan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde yanıltıcı bilgi verilmiştir.

Mahkemeye göre davacıya asıl anlatılması gereken kurallar hiç aktarılmamıştır. Teminat oranı asgari oranın altında kalırsa alınan payların takas gününün ertesi günü resen satılacağı (Tebliğ m.9) ve özkaynak koruma oranı yeni nakit veya kıymetle asgari seviyeye çıkarılmazsa payların satılabileceği (Tebliğ m.18) konusunda bilgi verilmemiş, bunun yerine bütün payların gün sonunda satılması gerektiği söylenmiştir. Banka çalışanının “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” gibi sözleri de davacıda zararın telafi edileceği beklentisini oluşturmuştur.

🧮 Kusurun %70 – %30 paylaştırılması

İlk derece mahkemesi, bilirkişi heyetinin hesaplamasıyla davacının komisyon dahil zararını 276.507,04 TL olarak belirlemiştir. Uygunluk testinin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında doldurulduğu ve davacının iradesinin sunulacak hizmete uydurulduğu kabul edilerek bankanın kusuru %70 olarak saptanmıştır. Bu orana karşılık gelen 193.554,93 TL‘nin 50.000 TL’lik kısmına dava tarihinden, 143.554,93 TL’lik kısmına ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (E.2024/1167, K.2025/961) iki tarafın istinaf başvurusunu da esastan reddetmiştir. Dairenin tespitleri özetle şöyledir:

  • Davacı uzman bir yatırımcı değildir, işlemler hakkındaki bilgisi çok kısıtlıdır; uygunluk testi bile banka çalışanının yönlendirmesiyle doldurulmuştur.
  • Telefon görüşmelerinin tamamı, işlemlerin çalışanın yönlendirmesi ve tavsiyeleriyle yapıldığını, çalışanın çok ısrarcı olduğunu göstermektedir; yapılan faaliyet yatırım danışmanlığı niteliğindedir.
  • Çalışanın mevzuata aykırı işlemleri, karar metninde “… İstanbul A.Ş. Kurulu” olarak anılan kurulun soruşturma raporu ve kararı ile SPK kararıyla tespit edilmiş ve idari para cezası verilmiştir.
  • Buna karşılık sürekli zarar eden davacının, zararı telafi etmek amacıyla işlem yapmaya devam ederek zararın artmasına yol açması müterafik kusur oluşturur; bilirkişinin belirlediği kusur oranı yerindedir.

⚖️ Yargıtay’ın iki ayrı cevabı

Her iki taraf da kararı temyiz etmiş; Yargıtay iki temyiz dilekçesini ayrı ayrı değerlendirmiştir.

Davacının temyizi: Davacının toplam talebi 205.525,17 TL olup bunun 193.554,93 TL’si kabul edilmiştir. Davacının temyiz edebileceği reddedilen kısım yalnızca 11.970,24 TL‘dir. Bu tutar, HMK ek 1. maddenin ikinci fıkrası gereği dava tarihindeki kesinlik sınırı olan 78.630 TL‘nin altında kaldığından, HMK m.362 ve m.366 atfıyla m.352/1-b uyarınca davacının temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiştir.

Davalı bankanın temyizi: Daire, somut uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece kararında bir isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek HMK m.370/1 uyarınca onama kararı vermiştir. Karar 29.04.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanmıştır; taraf adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🔍 Aracılıktan danışmanlığa: hukuki nitelendirme

Yargıtay onama kararında ayrıca gerekçe yazmamış, derece mahkemelerinin değerlendirmesini yerinde bulmuştur. Onanan gerekçenin yapı taşları şunlardır:

  • Emir vermek yetmez: Davalı, tüm işlemlerin davacının emriyle yapıldığını savunmuştur. Mahkemeler ise emirlerin davacı tarafından onaylanmış olmasını, bilginin yanlış verildiği ve işlemlerin çalışan tarafından yönlendirildiği gerçeği karşısında belirleyici saymamıştır.
  • Faaliyetin niteliği fiilen belirlenir: Çalışanın ısrarcı tavsiyeleri ve yönlendirmeleri, bölge adliye mahkemesince yatırım danışmanlığı vasfında kabul edilmiştir.
  • Kredili alım kurallarının yanlış anlatılması: Tebliğ m.9’daki resen satış ve m.18’deki özkaynak kuralları yerine “gün sonunda satış zorunluluğu” anlatılması, özen borcuna aykırılık olarak değerlendirilmiştir.
  • “Telafi” vaadi: Zararın telafi edileceği söylemleri, davacının işlem yapmaya devam etmesinin nedeni olarak görülmüş ve bankanın kusuruna eklenmiştir.
  • Yatırımcının payı: Sürekli zarar ettiği hâlde işleme devam eden yatırımcının zararın artmasına katkısı müterafik kusur sayılmış ve zararın %30’u davacıda bırakılmıştır.

Kararda madde numarası anılmamakla birlikte, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması hâlinde hâkime tazminatı indirme yetkisi veren genel düzenleme TBK m.52’dir.

🎙️ Ses kayıtları ve idari soruşturmanın ispat gücü

Dosyanın sonucunu belirleyen deliller karar metninde açıkça görülmektedir:

  1. Telefon görüşmeleri: Bölge adliye mahkemesi görüşmelerin tamamını incelemiş; davacının bilgisinin çok az olduğu, işlemlerin çalışanın tavsiyeleriyle yapıldığı ve çalışanın ısrarcı davrandığı sonucuna bu kayıtlardan ulaşmıştır.
  2. İdari tespitler: Çalışanın mevzuata aykırı işlemleri, “… İstanbul A.Ş. Kurulu” soruşturma raporu ve kararı ile SPK kararında tespit edilmiş, idari para cezası verilmiştir. Bu tespitler bankanın kusurunun sabit olduğu sonucunu desteklemiştir.
  3. Uygunluk testinin doldurulma biçimi: Formun varlığı değil, çalışanın yönlendirmesiyle doldurulmuş olması önem taşımıştır.
  4. Bilirkişi heyeti hesabı: Komisyon dahil zarar ve kusur oranı bilirkişi heyetince belirlenmiş, istinaf aşamasında tarafların eylemlerinin ağırlığına uygun bulunmuştur.

Aynı Dairenin VİOP işlemlerinde yönlendirme iddiasının ispatına ilişkin aracı kurum yönlendirmesi kararı ile karşılaştırıldığında, bu dosyada ses kayıtları ve idari tespitlerin birlikte bulunmasının belirleyici olduğu görülmektedir.

📌 Karardan çıkan sonuçlar

Karar, kredili pay alımında bilgilendirme yükümlülüğünün içeriğine dair somut bir örnek sunmaktadır. Burada sorun bilgi verilmemesiyle sınırlı değildir; verilen bilgi, Tebliğ’in gerçek kurallarının yerine geçen yanlış bir kuraldır. Yatırımcının emirleri kendisinin onaylaması, bu yanlış bilgi ve yönlendirme ortamında bankayı sorumluluktan kurtarmamıştır.

İkinci olarak karar, yatırımcının kendi davranışının da tazminattan düşülebileceğini göstermektedir. “Zarar telafi edilecek” beklentisiyle işleme devam eden davacının zararın artmasına katkısı %30 olarak takdir edilmiştir.

Üçüncü olarak usul yönünden, kısmen kabul edilen davalarda temyiz sınırının davacı bakımından reddedilen kısım üzerinden hesaplandığı görülmektedir. 205.525,17 TL’lik bir davada davacının temyiz yolu, reddedilen 11.970,24 TL kesinlik sınırının altında kaldığı için kapanmıştır. Rüçhan hakkıyla ilgili farklı bir uyuşmazlık için serideki rüçhan hakkı kullanılamayan pay kararı, kredili işlemde resen satış yetkisi için kredili hissede resen satış kararı incelenebilir.

❓ Merak edilenler

Emirleri yatırımcı onayladıysa banka yine de sorumlu olabilir mi?

Bu dosyada olabilmiştir. İlk derece mahkemesi, bütün emirlere davacının onay vermesine rağmen kredili alım kurallarının yanlış anlatıldığını, uygunluk testinin yönlendirme altında doldurulduğunu ve çalışanın ısrarcı tavsiyeleriyle işlem yapıldığını tespit etmiş; bankayı zararın %70’inden sorumlu tutmuştur. Yargıtay bu kararı onamıştır.

Kararda anılan Tebliğ’in 9. ve 18. maddeleri neyi düzenliyor?

Karar metnindeki anlatıma göre m.9, teminat oranının asgari oranın altında kalması hâlinde alınan payların takas gününün ertesi günü resen satılacağını; m.18 ise özkaynak koruma oranı yeni nakit veya kıymetle asgari seviyeye yükseltilmezse payların satılabileceğini öngörmektedir. Davacıya bunların yerine payların gün sonunda satılması gerektiği söylenmiştir.

Yatırımcının kendi kusuru neden %30 olarak kabul edildi?

Bölge adliye mahkemesine göre davacı, çalışanın zararı telafi edeceği söylemiyle işlemlere devam etmiş olsa da sürekli zarara uğradığı hâlde işlem yapmayı sürdürerek zararın artmasına sebep olmuştur. Bu durum müterafik kusur sayılmış ve bilirkişinin belirlediği oran, tarafların eylemlerinin ağırlığına uygun bulunmuştur.

Davacının temyiz başvurusu neden incelenmedi?

Kısmen kabul edilen davada davacının aleyhine olan kısım yalnızca 11.970,24 TL’dir. Bu tutar, dava tarihindeki 78.630 TL’lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından davacının temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiş; esasa ilişkin inceleme yalnızca davalının temyizi üzerinden yapılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Onama kararı ayrıca gerekçe içermediğinden aktarılan değerlendirmeler büyük ölçüde onanan ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarına aittir. Kredili işlemlerde bilgilendirme, yönlendirme ve kusur oranı; sözleşmelere, ses kayıtlarına, idari tespitlere ve bilirkişi incelemesine göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu