Öğrenci Cezası Sicilde Kalır mı? – Danıştay 8. D 2025/10571

Üniversite yıllarında alınan bir uyarma cezası, mezuniyetten sonra yüksek lisans, iş veya yurt dışı başvurularında karşıya çıkabilir mi? Memurlar ve hükümlüler için belli koşullarla kayıt silme imkânı öngörülmüşken, yükseköğretim öğrencilerinin disiplin cezaları bakımından mevzuatta bir silinme hükmü bulunmaması uzun süredir tartışma konusudur. Danıştay Sekizinci Dairesi, bir hukuk fakültesi öğrencisinin açtığı davada bu boşluğun öğrencilerin aleyhine işletilemeyeceğini kabul etmiştir.
Danıştay 8. Dairesi, 30.12.2025 tarihli ve E.2022/2815, K.2025/10571 sayılı kararıyla, uyarma cezasının sicilden silinmesi talebinin reddine ilişkin fakülte dekanlığı işlemini ve disiplin cezalarının silinmesine yönelik düzenleme yapılması için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddini oyçokluğuyla iptal etmiştir. Daire, ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararda, öğrenci disiplin cezalarının süresiz saklanmasının hukuki güvenlik, belirlilik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtmiştir.
🎓 Uyarma cezasından Danıştay’a uzanan yol
Karar metnine göre uyuşmazlığın kronolojisi şöyledir:
- 28.06.2019: Hukuk fakültesi öğrencisi olan davacıya, kopya çekmek fiilini işlediğinden bahisle uyarma cezası verilmiş ve yazıyla bildirilmiştir.
- 03.07.2019 – 09.08.2019: Davacı cezanın sicilinden silinmesini istemiş, talep Üniversite Rektörlüğünce reddedilmiştir.
- 17.09.2019 – 17.03.2020: Davacı Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmuş, Kurum 17.03.2020 tarihinde tavsiye kararı vermiştir.
- 19.03.2020: Tavsiye kararının uygulanması için üniversiteye başvurulmuş; talep, YÖK’ün düzenleyici bir işlem tesis etmesi hâlinde mümkün olabileceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
- 20.04.2020: Davacı, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde gerekli değişikliğin yapılmasını istemiştir. Başvuru cevapsız bırakılarak zımnen reddedilmiş ve dava açılmıştır.
Davanın konusu iki işlemdir: tavsiye kararının uygulanması talebini reddeden fakülte dekanlığı işlemi ile YÖK’e yapılan düzenleme başvurusunun zımnen reddi. Düzenleyici işlem boyutu nedeniyle dava, Danıştay’da ilk derece olarak görülmüştür.
🗂️ YÖK’ün, üniversitenin ve davacının tezleri
Davacı, öğrencilerin disiplin cezalarının kullanılması, kaldırılması ve silinmesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını; bu nedenle cezanın mezuniyet sonrası yüksek lisans, iş ve yurt dışı okul başvurularında karşısına çıkacağını ileri sürmüştür. Bazı üniversitelerin kendi yönetmeliklerinde sosyal projelere katılım gibi şartlarla silinme imkânı tanıdığını, bunun eşitlik ilkesine aykırılık yarattığını, memurların disiplin cezalarının dahi belli koşullarla sicilden silinebildiğini vurgulamıştır.
YÖK savunmasında, idarenin yargı yoluyla yeni bir düzenleyici işlem yapmaya zorlanamayacağını, 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde disiplin cezalarının sicile işleneceğinin açıkça düzenlendiğini, ancak belli bir süre sonra silinmesine ilişkin kanuni dayanak bulunmadığını ve bu alanda yönetmelikle düzenleme yapılmasının yetki gaspı anlamına geleceğini savunmuştur. YÖK ayrıca uygulama birliği için, öğrenciye ilişkin düzenlenen belgelerde disiplin cezalarına yer verilmemesi, ancak ilgili kamu kurumları talep ederse bildirilmesi yönünde karar alındığını belirtmiştir.
Üniversite ise davanın süresinde açılmadığını, esas yönünden de yönetmelikte silinmeye ilişkin bir hüküm bulunmadığını savunmuştur. Danıştay Tetkik Hâkimi iptal yönünde görüş bildirmiş; Danıştay Savcısı ise yönetmelik değişikliği talebine ilişkin kısmın reddi, bireysel işlemin ise iptali gerektiği görüşünde olmuştur.
⏳ Süre itirazı neden reddedildi?
Daire, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17. maddesini esas almıştır. Bu hükme göre Kuruma başvurulabilmesi için idari başvuru yollarının tüketilmesi gerekir ve başvuru, idarenin cevabının tebliğinden veya altmış günlük cevap süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde yapılabilir. Somut olayda üniversiteye 03.07.2019’da başvurulmuş, talep 09.08.2019’da reddedilmiş, Kuruma 17.09.2019’da başvurulmuş; tavsiye kararı üzerine üniversiteye ve ardından YÖK’e başvurulmuş, zımni ret üzerine dava açılmıştır. Bu silsile karşısında davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş ve işin esasına geçilmiştir.
🔎 Mevzuattaki boşluk ve Dairenin gerekçesi
Daire, dava konusu işlemlerin dayanağı olan ve 18.08.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 11.03.2023 tarihinde yürürlükten kaldırıldığını not etmiş; ancak yönetmeliğin davacının hukukunu etkilemeye devam ettiğini ve bireysel işleme karşı dava açıldığını belirterek esasa girmiştir. Gerekçenin ana hatları şunlardır:
- Disiplin yönetmeliği sessiz: Yönetmelik suç ve cezaları, soruşturma usulünü, zamanaşımını ve itiraz yolunu düzenlemekte; ancak verilen cezaların nasıl, nerede ve ne kadar süre tutulacağına, kime ve nasıl verileceğine dair açık bir hüküm veya başka bir kurala atıf içermemektedir.
- Sicil yönetmeliği de genel ifadelerle yetiniyor: 25.04.1984 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sicil Yönetmeliği’nin 10. maddesine göre öğrencilerin ödül ve cezaları sicil fişine işlenerek dosyasında saklanır; ancak saklama süresi, kullanım şekli ve silinmeye ilişkin hüküm yoktur. Daire’nin ifadesiyle öğrenciler bu yönden “korunmasız” bırakılmıştır.
- Ölçülülük: İdarenin üniversite içinde yaptırım uygulama yetkisi kabul edilmekle birlikte, fiil ile yaptırım arasında makul bir denge bulunmalıdır. Anlık hatalar nedeniyle alınan cezaların neredeyse bir ömür boyu dosyada saklanmasının anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir yanı bulunmadığı belirtilmiştir.
- Adli sicille kıyas: 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda adli sicil ve arşiv kayıtlarının dahi belli bir süre sonra silinmesi öngörülmüşken, disiplin kayıtlarına ilişkin boşluğun öğrenciler aleyhine işletilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
- Anayasal ve sözleşmesel dayanak: Düzenleme eksikliğinin Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve 13. maddesine aykırı olduğu; bu aykırılığın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 2. maddesindeki eğitim hakkını da ihlal ettiği belirtilmiştir.
- Eşitlik: Süresiz saklanan ve istendiğinde başka kurumlara verilen cezalar nedeniyle öğrencinin başvurularının kabul edilmemesi ihtimali doğmakta, bu da diğer adaylarla eşit haklara sahip olamama sonucunu doğurmaktadır.
Bu gerekçelerle, disiplin cezalarının silinmesine ilişkin düzenleme yapılması talebinin zımnen reddinde hukuka uygunluk görülmemiş; bu işleme dayanılarak tesis edilen dekanlık işlemi de hukuka aykırı bulunmuştur. Karar sonucunda her iki işlemin iptaline, yargılama giderinin davalı idareden alınmasına hükmedilmiş; kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık tutulmuştur.
✍️ Karşı oy: konusu kalmayan dava
Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında önce Anayasa Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve E.2022/54, K.2022/99 sayılı kararı hatırlatılmıştır. Bu kararla 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (a) bendi ile 65. maddesinin (a) fıkrasının 9. bendindeki “…ile öğrencilerin…” ibaresi, belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş, iptal hükmü dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir.
Karşı oya göre bu kararın ardından Öğrenci Disiplin Yönetmeliği 11.03.2023’te, Sicil Yönetmeliği ise 06.10.2023’te yürürlükten kaldırılmış; 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesi 7437 sayılı Kanun’la (09.02.2023 tarihli Resmî Gazete) yeniden düzenlenmiştir. Öğrenci disiplin hükümleri artık kanunda yer aldığından, cezaların sicilden silinmesi de ancak yasama organınca kanunla düzenlenebilecektir. Bu nedenle karşı oy sahipleri, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
📜 7437 sayılı Kanun sonrası tablo
Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre 2547 sayılı Kanun’un “Öğrencilerin disiplin işleri” başlıklı 54. maddesi, 7437 sayılı Kanun’la baştan düzenlenmiş durumdadır. Madde; disiplin cezalarını kınama, bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma, bir veya iki yarıyıl uzaklaştırma ve yükseköğretim kurumundan çıkarma olarak saymakta, her birinin karşılığı olan eylemleri tek tek belirtmektedir. Güncel metinde örneğin “sınavlarda kopyaya teşebbüs etmek” kınama, “sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek” ise bir yarıyıl uzaklaştırma gerektiren eylemler arasında yer almaktadır. Maddenin bazı alt bentleri ayrıca Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli ve E.2023/78, K.2024/55 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Maddenin (10) numaralı fıkrasının (ç) bendinde “Cezalar öğrencinin dosyasına işlenir.” hükmü yer almaktadır. Güncel metinde, dosyaya işlenen cezaların ne kadar süre saklanacağına veya hangi koşullarla silineceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla Dairenin tespit ettiği “saklama ve silme” boşluğu, kanun düzeyinde de açık bir hükümle karşılanmış görünmemektedir. Kararın temyiz aşamasında nasıl değerlendirileceği ve olası bir yasal düzenleme, uygulamanın yönünü belirleyecektir.
Öğrenci ve kamu görevlisi disiplin hukukundaki diğer güvencelere ilişkin olarak serideki savunma istem yazısı kararı, disiplinde tekerrür ve tebliğ kararı ve eğitim hakkı bağlamında eşdeğer sınava çağrı kararı da incelenebilir.
💬 Akla gelen sorular
Danıştay öğrencinin cezasını doğrudan sicilden sildi mi?
Hayır. Daire, silinme talebinin reddine ilişkin dekanlık işlemini ve YÖK’e yapılan düzenleme başvurusunun zımnen reddini iptal etmiştir. Kararda, cezanın belli bir tarihten itibaren silinmesine dair doğrudan bir hüküm yer almamaktadır; iptal kararının gereği idarece yerine getirilecektir.
Karar kesinleşmiş midir?
Karar metninde, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Karar oyçokluğuyla verildiğinden ve karşı oyda davanın konusuz kaldığı görüşü savunulduğundan, temyiz incelemesinin sonucu önem taşımaktadır.
Yönetmelik yürürlükten kalktıktan sonra neden esasa girildi?
Daire, işlemlerin dayanağı olan Öğrenci Disiplin Yönetmeliği 2023’te yürürlükten kaldırılmış olsa da bu yönetmeliğin davacının hukukunu etkilemeye devam ettiğini ve yönetmeliğe dayanılarak kurulan bireysel işleme karşı dava açıldığını belirterek uyuşmazlığı esastan incelemiştir.
YÖK disiplin cezalarını üçüncü kişilere bildiriyor mu?
YÖK’ün savunmasına göre, öğrenciye ilişkin düzenlenen belgelerde disiplin cezalarına yer verilmemesi, ancak ilgili kamu kurumlarınca talep edilmesi hâlinde bildirilmesi yönünde bir karar alınmıştır. Daire ise istendiği takdirde başka kurumlara verilen ve süresiz saklanan cezaların öğrencinin başvurularını etkileyebileceğini gözetmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Bize iletişim sayfası üzerinden ulaşılabilir; diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten sisteminde yayımlanan Danıştay kararından derlenmiştir. Karar, Danıştay 8. Dairesinin ilk derece sıfatıyla oyçokluğuyla verdiği ve temyiz yolu açık bir iptal kararıdır. Öğrenci disiplin cezalarına ilişkin uyuşmazlıklar; cezanın türüne ve tarihine, uygulanacak kanun ve yönetmelik hükümlerine, başvuru ve dava sürelerine göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



