Dublöre Vekâlet Veren Noter – Yargıtay HGK 2026/318

Nüfus cüzdanı gerçektir, üzerindeki fotoğraf da gerçek malikin fotoğrafıdır; ancak notere gelip vekâletname imzalayan kişi malikin kendisi değildir. Bu vekâletnameyle satılan taşınmazı iyiniyetle satın alan kişi, yıllar sonra tapusunu kaybettiğinde zararını kimden isteyecektir? Sahteciliği yapanlar, kimlik belgesini düzenleyen idare ve vekâletnameyi düzenleyen noter aynı sorumluluk zincirinin halkaları mıdır, yoksa “aldatıcı nitelikte bir kimlik belgesi” noteri zincirin dışına mı çıkarır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin iki kez direndiği bir dosyada noterin Noterlik Kanunu’ndan doğan sorumluluğunun sınırlarını çizmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/190, K.2026/318 sayılı kararıyla, kimliği belirlenemeyen bir kadının gerçek malikin fotoğrafını taşıyan nüfus cüzdanıyla düzenlettiği satış vekâletnamesi nedeniyle uğranılan zarardan noterin sorumlu olmadığına ilişkin direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🔗 Bir sahtecilik zincirinin halkaları
Kesinleşmiş ceza ve hukuk kararlarına dayanılarak kararda ortaya konulan olay örgüsü şöyledir: Bir kısım davalılar, taşınmaz malikine ait kimlik bilgileri, fotoğraf ve tapu kayıtlarını ele geçirmiş; bir mahalle muhtarından hatır ve para karşılığında malik adına nüfus cüzdanı kayıp ve değiştirme belgesi temin etmiştir. Ardından malik yerine “dublör” olarak bir kadını kullanarak Fatih Nüfus Müdürlüğüne başvurmuşlar ve 18.11.2003 tarihinde, üzerinde gerçek malikin fotoğrafı bulunan bir nüfus cüzdanı düzenletmişlerdir.
Aynı gün aynı kadın, bu nüfus cüzdanıyla İstanbul 38. Noterliğine başvurmuş ve taşınmazın satış yetkisini içeren vekâletnameyi düzenletmiştir. Vekâletnamede vekil gösterilen davalı, taşınmazı tapuda davacıya satmıştır. Davacı taşınmazı bir emlakçı aracılığıyla satın almıştır.
Taşınmaz, imar uygulamasıyla ifraz edilerek iki parsele ayrılmış ve her iki parselin kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Durumu öğrenen asıl malik suç duyurusunda bulunmuş ve tapu iptali ve tescil davası açarak taşınmazını geri almıştır. Bunun sonucunda davacı, bir parselin kamulaştırma bedelini alamamış, diğer parsel için aldığı kamulaştırma bedelini ise malike iade etmek zorunda kalmıştır.
Davacı, sahteciliği gerçekleştirenler, vekâletnameyi düzenleyen noter ve sahte belgenin düzenlenmesinde muhtar ile nüfus idaresinin rolü nedeniyle İçişleri Bakanlığı aleyhine 2.730.629,33 TL tazminat istemiş, talebini ıslah ile 3.645.635,90 TL’ye yükseltmiştir. Noter, nüfus cüzdanındaki fotoğraf ile vekâletnamedeki fotoğrafın aynı olduğunu savunmuştur.
🗂️ Yirmi yılı aşan bir süreç
| Aşama | Karar |
|---|---|
| Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10.06.2016, E.2014/582, K.2016/137 | Kısmen kabul: 2.730.629,33 TL sahtecilik eylemini gerçekleştirenler ve İçişleri Bakanlığından müteselsilen; noter yönünden ret (aldatma yeteneği bulunan nüfus cüzdanı illiyet bağını kesmiştir) |
| Yargıtay 3. HD, 05.07.2017, E.2017/1006, K.2017/11152 | Bozma: Bakanlığın sorumluluğu yerindedir; noter de sorumludur; ödenen faiz ve yargılama giderlerinin talep edilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır |
| Mahkeme, 12.12.2018, E.2018/135, K.2018/323 | Diğer bozma sebeplerine uyma; noter yönünden direnme |
| HGK, 20.10.2022, E.2020/3-23, K.2022/1347 | Hüküm ile gerekçe arasındaki çelişki nedeniyle usulden bozma |
| Mahkeme, 29.11.2023, E.2023/206, K.2023/339 | Çelişki giderilerek yeniden direnme |
| HGK, 13.05.2026, E.2026/190, K.2026/318 | Direnme kararının bozulması (oy birliği) |
Özel Daire bozma kararında ayrıca davacının, taşınmazın aynı hakkında uyuşmazlık bulunduğunu bilerek kamulaştırma bedelini aldığını, bu nedenle malike iade ederken ödemek zorunda kaldığı faiz ve yargılama giderlerini davalılardan istemesinin hakkın kötüye kullanılması olacağını belirtmiş; davalıların yalnızca ödenen kamulaştırma bedeliyle sorumlu tutulması gerektiğini vurgulamıştı. Mahkeme bu bozma sebebine uymuş, uyuşmazlık noterin sorumluluğuyla sınırlı kalmıştır.
📜 Noterin sorumluluğunun niteliği
1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinin birinci fıkrasına göre noterler, stajyer, kâtip ve kâtip adayları tarafından yapılmış olsa bile, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludur. Hukuk Genel Kurulu bu hükmü şöyle yorumlamıştır:
- Kusursuz sorumluluk: Kanun, noterlik kurumuna duyulan güvenin sarsılmaması amacıyla ağırlaştırılmış olağan sebep sorumluluğunu kabul etmiştir. Zarar gören, noterin kusurunu ispat etmek zorunda değildir.
- Kurtuluş kanıtı yoktur: Notere “gerekli özeni gösterdim” diyerek sorumluluktan kurtulma imkânı tanınmamıştır.
- Tek çıkış yolu illiyet bağıdır: Noter ancak zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin illiyet bağını kesecek ağırlıktaki kusuru veya öngörülemeyen bir hâl nedeniyle uygun illiyet bağının kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
- Unsurlar: Sorumluluk için fiil (işlemin hiç, eksik veya hatalı yapılması), hukuka aykırılık, zarar ve uygun illiyet bağı aranır.
Kurul, noterin görevlerine ilişkin hükümleri de hatırlatmıştır: Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 90. maddesi de kimlik tespiti için nüfus cüzdanı veya resmî mercilerce verilmiş fotoğraflı kimlik belgelerinin aranacağını, bu belgelerin gösterilmemesi ya da noterin gerekli görmesi hâlinde tanık dinlenerek kimliğin tespit edilebileceğini öngörmektedir. Kurul, aynı yaklaşımın 10.11.2022 tarihli 2021/3-242 E., 2022/1495 K. ve 17.02.2022 tarihli 2019/3-491 E., 2022/149 K. sayılı kararlarında da yer aldığını belirtmiştir.
🔍 İlliyet bağı neden kesilmedi?
Mahkeme, nüfus cüzdanının resmî makamlarca düzenlenmiş gerçek bir belge olmasını ve aldatma yeteneği taşımasını illiyet bağını kesen bir etken saymıştı. Hukuk Genel Kurulu bu değerlendirmeye katılmamıştır. Kurulun gerekçesi şu tespite dayanmaktadır:
- Notere başvuran kişi, üzerinde kendi fotoğrafı bulunmayan bir nüfus cüzdanıyla işlem yaptırmıştır.
- Noterin görevi, belgenin şeklen geçerli olup olmadığını kontrol etmekle sınırlı değildir; belgeyi getiren kişi ile belgedeki kimlik arasındaki uyumu tespit etmek ve teşhis etmek de bu görevin parçasıdır.
- Kimliğin gerçek sahibi olmayan bir kişinin başvurusu üzerine vekâletname düzenleyen noterin gerekli dikkat ve özeni gösterdiğinden söz edilemez.
- Her türlü dikkat ve özenin gösterildiğini ve buna rağmen illiyet bağının kesildiğini ispat yükü notere aittir; dosyada bu yönde bir ispat bulunmamaktadır.
- Davacının zararın doğmasına kendi eylemiyle yol açtığına ilişkin bir tespit de yoktur.
Kararın önemli yanı, üçüncü kişilerin kasıtlı sahtecilik eylemlerinin varlığının, noterin kendi kimlik tespiti yükümlülüğündeki eksikliği ortadan kaldırmadığını açıkça ortaya koymasıdır. Sahteciliği gerçekleştirenlerin ağır kusuru, zarar doğrudan noterin düzenlediği vekâletname üzerinden gerçekleştiği sürece illiyet bağını kesen bir sebep olarak kabul edilmemiştir. Bu nedenle Kurul, davacının zararından diğer davalılarla birlikte noterin de sorumlu olduğunu kabul etmiş ve direnme kararını, 6217 sayılı Kanun’la HMK’ya eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK’un 429. maddesi uyarınca bozmuştur. İçişleri Bakanlığının temyiz itirazlarının incelenmesine ise bozma nedenine göre şimdilik yer görülmemiştir.
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda Devletin TMK 1007 kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin farklı bir dosya için sahte vekâletnameyle tapu devri ve Hazinenin sorumluluğu yazısına bakılabilir.
🆕 2022 eklemesi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı
Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi son yıllarda değişikliğe uğramıştır. 7413 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle 2022 yılında maddeye ikinci bir fıkra eklenmiş; bu fıkrada noterlerce düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden doğan zarardan noterlerin de sorumlu olduğu, zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devletin notere rücu edeceği ve notere karşı açılacak davaların tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği düzenlenmişti.
Anayasa Mahkemesi, 25.12.2025 tarihli ve E.2025/209, K.2025/276 sayılı kararıyla (RG 01.04.2026, 33211) bu fıkranın birinci cümlesini Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırı bularak iptal etmiş; uygulanma imkânı kalmayan fıkranın geri kalanını ve üçüncü fıkradaki “…ve ikinci…” ibaresini de iptal etmiştir. Mahkeme gerekçesinde noterliğin kamu hizmeti, noterlerin de kamu görevlisi olduğunu; noterlerce düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden doğan zararlar için doğrudan noter aleyhine dava açılmasına imkân tanınmasının, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken verdikleri zararlar için ancak idare aleyhine dava açılabileceğini öngören anayasal hükümlerle bağdaşmadığını belirtmiştir.
Hukuk Genel Kurulu kararı ise taşınmaz satış sözleşmesine değil, bir vekâletnamenin düzenlenmesine ilişkindir ve maddenin iptal kararının kapsamı dışında kalan birinci fıkrasına dayanmaktadır. Kararda Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararına bir değerlendirme yer almamaktadır. Anayasa Mahkemesinin noterlerin kamu görevlisi niteliğine ilişkin tespitlerinin 162. maddenin birinci fıkrasının uygulanmasına etkisi, bu yazı tarihi itibarıyla yargı uygulamasında ayrıca netleşecek bir konudur.
💡 Sık sorulan sorular
Nüfus cüzdanı gerçek olduğuna göre noter neden sorumlu tutuldu?
Kurul, belgenin gerçekliğini yeterli görmemiştir. Belgede gerçek malikin fotoğrafı bulunduğu hâlde notere başvuran kişi başkasıdır; noterin görevi belge ile belgeyi getiren kişi arasındaki uyumu tespit etmeyi de kapsar. Bu tespit yapılmadan düzenlenen vekâletname nedeniyle illiyet bağının kesildiği kabul edilmemiştir.
Zarar gören, noterin kusurunu kanıtlamak zorunda mı?
Karara göre hayır. Noterlik Kanunu’nun 162. maddesindeki sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Zarar gören fiili, zararı ve illiyet bağını ortaya koyar; illiyet bağının kesildiğini kanıtlama yükü ise notere düşer.
Davacının istediği tazminatın tamamı kabul edildi mi?
Hukuk Genel Kurulunun önüne yalnız noterin sorumluluğu gelmiştir. Özel Daire daha önce davacının, malike iade ederken ödediği faiz ve yargılama giderlerini dürüstlük kuralı gereği isteyemeyeceğini ve davalıların kamulaştırma bedeliyle sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiş, mahkeme bu bozmaya uymuştur. Tutarın kesin hesabı yeniden yapılacak yargılamaya bağlıdır.
Bu Hukuk Genel Kurulu kararı kesin mi?
Karar, direnme kararının verildiği tarih nedeniyle uygulanan 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi uyarınca, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin önceki yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararından derlenmiştir. Değerlendirme, başkasına ait kimlikle düzenletilen bir satış vekâletnamesine ilişkin tek bir dosyaya dayanır; kimlik tespitinin yapılış biçimi, zarar görenin davranışı ve işlemin türü farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



