Emsal KararlarForex Hukuku

Aracı Kurumun Üstlendiği Zarar – İst. BAM 13. HD 2026/48

Bir müşteri, aracı kurumdaki hesabında bir yıldan uzun süre önce yapılmış iki hisse işlemi için “bu talimatı ben vermedim” diyerek düzeltme ister. Kurum yönetimi işlemleri geri alır, hisseleri kendi portföyüne aktarır ve müşterinin zararını üstlenir. Kurumun azınlık pay sahipleri ise bu kararın şirketi zarara soktuğunu, sorumluların yöneticiler ve denetçiler olduğunu ileri sürer. Böyle bir “müşteri memnuniyeti” kararı, yöneticiler için tazminat sorumluluğu doğurur mu?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 15.01.2026 tarihli ve E.2023/807, K.2026/48 sayılı kararıyla, bir aracı kurumun pay sahiplerinin TTK m.553 ve m.554’e dayanarak açtığı sorumluluk davasını reddeden ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, ilk derece mahkemesinin ibra ve zamanaşımı gerekçelerini isabetli bulmamış, ancak şirket zararının ve yönetici kusurunun ispatlanamadığını belirterek ret sonucunu doğru bulmuştur.

Kısa özet: Sermaye Piyasası Kuruluna tabi bir menkul kıymetler şirketinde %30 ve %9 paya sahip iki ortak, şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü, ikinci derece imza yetkilisi, bağımsız denetim şirketi, mali müşavirlik şirketi ve bir müşteri aleyhine dava açmıştır. İddia, müşterinin hesabında 2017’de yapılan iki işlemin 2018’de “talimatsız” kabul edilerek düzeltilmesi ve zararın şirkete yazılmasıdır. Daire; ses kayıtları sunulmadığından talimatın varlığının tespit edilemediğini, düzeltme kararının yönetimsel işleyiş kapsamında kabul edilebilir olduğunu, portföye alınan pozisyonların dava tarihi itibarıyla realize edilmiş bir zarar doğurmadığını ve davacılardan birinin SPK’ya gönderilen sorumluluk beyanlarında imzası bulunduğunu belirterek davanın reddini yerinde görmüştür.

📊 İki işlem ve bir yıl sonra gelen itiraz

Daire, dava konusu şirketin faaliyet konusunu işlem aracılığı, bireysel portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı, halka arza aracılık ve sınırlı saklama hizmeti olarak tespit etmiştir. Uyuşmazlığın merkezinde, şirketin uzun süreli müşterisi olan davalının hesabında gerçekleşen iki işlem vardır:

İşlemMüşterinin itirazıŞirketin düzeltmesi
11.01.2017: 100.000 lot EREĞLİ payının lot başına 5,14 TL’den açığa satışı (514.000 TL)22.02.2018 tarihli dilekçeMüşteriden 577.000 TL tahsil edilerek, 410 gün taşınan açık pozisyon 27.02.2018’de şirket tarafından üstlenildi
21.04.2017: 200.000 lot payın lot başına 2,92 TL’den alımı (584.000 TL), takas 25.04.201706.02.2018 tarihli dilekçe09.02.2018’de paylar aracı kuruma virman edilerek kurum portföyüne alındı, müşteriye 600.000 TL ödendi

Başka bir deyişle, müşteri iki işlemi de yaklaşık bir yıl sonra talimatsız olarak nitelendirmiş, yönetim de bu itirazı kabul ederek pozisyonları şirketin üzerine almıştır.

🧾 Azınlık pay sahiplerinin davası

Davacılar, 10.500.000 TL sermayeli şirketin 2018 faaliyet yılı hesaplarını sorgulamak için bir dizi adım atmıştır. 2019 yılında yapılan olağan genel kurulda finansal tabloların incelenebilmesi için toplantı TTK m.420 uyarınca bir ay ertelenmiş, 01.07.2019 tarihli toplantıda davacıların özel denetim talebi diğer pay sahiplerinin oylarıyla reddedilmiştir. Davacılar ayrıca özel denetçi atanması, ibra kararlarının iptali ve bilgi alma hakkı için ayrı davalar açmış; özel denetçi atanmasına kesin olarak karar verilmiştir.

Eldeki davada davacılar, yönetim kurulu başkanı ve genel müdür ile ikinci derece imza yetkilisinin müşterek imzalarıyla yapılan düzeltme işlemlerinin “fiktif değerler” üzerinden kapatıldığını, denetim ve mali müşavirlik şirketlerinin de denetim görevini yerine getirmediğini ileri sürmüş; şimdilik 100.000 TL’nin şirkete ödenmesini istemiştir.

Davalılar ise TTK m.560’taki iki yıllık zamanaşımını, davacıların uzun yıllar şirketi en geniş yetkiyle yönettiklerini, hatalı kayıt düzeltmelerinin bir günde milyonlarca işlemin gerçekleşebildiği bir aracı kurumda olağan olduğunu ve müşterinin şirkete ayda ortalama 20.000 TL komisyon kazandırdığını savunmuştur.

🏛️ İlk derece mahkemesinin ret gerekçeleri

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, 11.01.2023 tarihli ve 2020/340 Esas, 2023/24 Karar sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre talimatın müşteri tarafından verildiğine dair belge yoktur; düzeltme kabul edilebilir bir hatadan kaynaklanan ticari zarardır; denetim ve mali müşavirlik şirketlerinin kusuru bulunmamaktadır; müşteri ise yalnızca hesabında işlem yapılan kişidir. Mahkeme ayrıca TTK m.560 uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ve 28.05.2018 tarihli genel kurulda verilen ibra nedeniyle TTK m.558/2 gereğince dava hakkının sona erdiğini kabul etmiştir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔄 Dairenin düzelttiği iki nokta: ibra ve zamanaşımı

Daire, ilk derece mahkemesinin iki gerekçesine katılmamıştır:

  1. İbra: Dava konusu olan, 2017’deki işlemler değil, bunları düzelten 09.02.2018 ve 27.02.2018 tarihli işlemlerdir. Bu işlemler 2019’da yapılan 2018 faaliyet yılı genel kurulunda görüşülmüş ve davalı yönetim kurulu üyesi bu genel kurulda ibra edilmemiştir. 2017 faaliyet yılı genel kurulunda görüşüldükleri ve ibra edildikleri kabulü yerinde değildir.
  2. Zamanaşımı: Zarar miktarı kesin olarak ortaya konulmamıştır. Şirketin işlem yoğunluğu dikkate alındığında, yönetim kurulu üyesi olsalar dahi davacıların her işlemi ve zararı yapıldığı anda öğrenmeleri fiziken mümkün değildir. Bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığı kabulü de isabetli değildir.

Ancak Daire, bu hataların sonuca etkili olmadığını belirterek kaldırma sebebi yapmamıştır. İbraya muhalif kalan pay sahibinin dava süresine ilişkin başka bir karar için halka açık şirkette ibra sonrası sorumluluk davası yazısına bakılabilir.

⚖️ Esasa ilişkin değerlendirme

TTK m.553/1’e göre yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Daire, kusur ve zarar unsurlarını şu tespitlerle değerlendirmiştir:

  • Her üç bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, işlemlere ilişkin ses kayıtları dosyaya sunulmadığından müşterinin talimat verip vermediği tespit edilememiştir.
  • Müşteri, 31.12.2017 tarihli portföy hesabı özetini mutabık olduğunu belirterek imzalamıştır; hesap hareketleri müşterinin profesyonel yatırımcı olduğunu göstermektedir. Daire, işlemlerin ancak bir yıl sonra fark edilmesini hayatın olağan akışına uygun bulmamıştır.
  • Buna rağmen yöneticilerin, talimatsız işlem yapıldığını şirketin hatası olarak kabul edip uzun süreli müşteriyle güven ilişkisi ve memnuniyet gereği düzeltme yapma kararı, yönetimsel işleyişe ilişkin ve kabul edilebilir niteliktedir.
  • İşlem hacmi dikkate alındığında yalnızca iki işleme ilişkin bu kararla şirketi zarara uğratma kastı veya ihmali bulunmamaktadır; bu tür işlemlerin geçerliliği için yönetim kurulu kararı alınması da şart değildir.
  • Davacılardan birinin, SPK’ya gönderilen sorumluluk beyanlarında imzası bulunmaktadır; Daire bunu işlemlere icazet olarak değerlendirmiş ve sonradan aleyhe ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir.

Denetim ve mali müşavirlik şirketleri bakımından sorumluluk doğuracak bir eylem tespit edilmemiş, müşterinin sebepsiz zenginleştiği de ispatlanamamıştır.

🔎 Üç bilirkişi raporu ve “realize olmayan zarar”

Dosyada üç ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Davacıların dayandığı ikinci heyet raporu ve ek raporu, zararı işlem tarihi bazında hesaplamış; davacılar istinaf dilekçesinde şirketin 715.180 TL zarara uğratıldığının bu raporlarla ortaya konduğunu ileri sürmüştür. Davacılara göre hisse işlemlerinin işlem tarihindeki değerleriyle kayda alınması gerekir ve “zarar realize olmadı” yaklaşımının TTK ve SPK mevzuatında yeri yoktur.

Üçüncü heyet ise şirket portföyüne alınan pozisyonların 22.04.2022 tarihinde realize edildiğini, dolayısıyla dava tarihi itibarıyla realize edilmiş bir zararın doğmadığını tespit etmiştir. Daire, ilk derece mahkemesinin ikinci kök ve ek rapora itibar etmemesini yerinde bulmuş ve şirketin bir zararının söz konusu olmadığını kabul etmiştir. Aracı kurum ile müşteri arasındaki talimatsız işlem uyuşmazlığının müşteri tarafından açılan davadaki görünümü için talimatsız işlemde zamanaşımı yazısı da konuyu farklı bir açıdan ele almaktadır.

🧭 Kararın aracı kurum yönetimine yansıması

Karar, aracı kurumlarda müşteri itirazlarının yönetim tarafından çözülmesi ile yönetici sorumluluğu arasındaki ilişkiye dair şu tespitleri içermektedir:

  • Talimatın varlığı ses kaydıyla ortaya konamadığında, şirketin hatayı üstlenme kararı tek başına kusurlu yönetim sayılmamıştır.
  • Zararın varlığı, pozisyonların dava tarihi itibarıyla realize edilip edilmediğine göre değerlendirilmiştir.
  • Yönetimde bulunmuş ve ilgili beyanları imzalamış bir pay sahibinin, sonradan aynı işlemlerin hukuka aykırılığına dayanması icazet nedeniyle kabul görmemiştir.
  • Genel kurul ibrası, ancak işlemin görüşüldüğü faaliyet yılı ve ibra edilen kişi bakımından sonuç doğurmuştur.

Karara karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık bırakılmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Daire müşterinin talimat vermediğini kabul etti mi?

Hayır. Ses kayıtları sunulmadığından talimatın verilip verilmediği tespit edilememiştir. Daire, müşterinin portföy özetini mutabık olarak imzaladığını ve işlemleri bir yıl sonra fark etmesinin olağan akışa uygun olmadığını belirtmekle birlikte, yönetimin düzeltme kararını kabul edilebilir bulmuştur.

Pay sahibi tazminatın kendisine ödenmesini istemiş miydi?

Hayır. Davacılar, şirketin uğradığını ileri sürdükleri zarar için şimdilik 100.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesini istemiştir.

Bağımsız denetim şirketi neden sorumlu tutulmadı?

Her üç bilirkişi raporunda da denetim şirketi ile mali müşavirlik şirketinin sorumluluğunu gerektirecek bir eylem tespit edilmemiştir. Daire ayrıca şirketin bir zararının söz konusu olmadığını kabul etmiştir.

İbra ve zamanaşımı gerekçeleri neden kaldırma sebebi yapılmadı?

Daire bu iki gerekçeyi isabetli bulmamış; ancak şirket zararı ve yönetici kusuru ispatlanamadığı için davanın reddi sonucunun doğru olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle gerekçedeki hatalar sonuca etkili görülmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, bir aracı kurumun pay sahiplerinin yöneticiler ve denetçiler aleyhine açtığı sorumluluk davasına ilişkin tek bir istinaf kararına dayanır; karara karşı temyiz yolu açık bırakılmıştır. Talimat delilleri, zarar hesabı ve genel kurul süreçleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu