Sopayla Ölüm: Öldürme mi 87/4 mü? – Yargıtay CGK 2026/304

Kafatasında kırık yok, kesici ya da delici bir alet kullanılmamış, olayın görgü tanığı da bulunmuyor. Buna karşılık maktulün bedeninde onlarca darbe izi var ve saldırıda kullanılan tahta sopa kırılana kadar vurulmaya devam edilmiş. Bu tablo, failin ölümü istediğini mi gösterir, yoksa yaralamak isteyip ölüme yol açtığını mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eşini sopayla döverek ölümüne neden olan bir sanık hakkında bu soruyu oy çokluğuyla cevaplamış ve ilk derece mahkemesinin nitelikli kasten öldürme kabulünü yerinde bulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/67, K.2026/304 sayılı kararıyla, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin “eylem TCK 87/4 kapsamında kalır” yönündeki bozma kararına karşı verilen direnme kararının gerekçesini isabetli bulmuştur. Dosya, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmiştir.
🌙 Prefabrik bir müştemilatta yaşanan gece
Karara göre sanık ve eşi, çalışmak amacıyla ikamet izni alarak olaydan iki-üç yıl önce Türkiye’ye gelmiştir. Sanık bir çiftlikte bekçilik ve hayvan bakımı işi yapmakta, eşi ise bir işte çalışmamaktadır. Çift, çiftlik sahibinin kendilerine tahsis ettiği prefabrik müştemilatta yaşamaktadır. Dosyaya yansıyan bilgilere göre çiftin alkol kullanma alışkanlığı bulunmaktadır.
Olay gecesi eşler birlikte içki içmiş ve tartışmıştır. Sanık, eşinin vücudunun çeşitli yerlerine sopayla defalarca vurmuş, sopa kırıldıktan sonra eylemine son vermiş ve uyumuştur. Sabah kalktığında eşinin hareketsiz olduğunu görünce yardım istemiş, olay bu şekilde resmî makamlara intikal etmiştir.
30.09.2020 tarihli otopsi raporuna göre ölüm, genel beden travmasına bağlı yaygın yumuşak doku ve iç kanama sonucu meydana gelmiştir. Vücudun çeşitli yerlerinde ekimoz, laserasyon ve sıyrıklar tespit edilmiş, kafa kubbe ve kaide kemiklerinin sağlam olduğu, buna karşılık hyoid kemik ve tiroid kıkırdakta kanamalı kırık bulunduğu belirlenmiştir. Maktulün kanında 248 mg/dl etanol saptanmıştır. 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ise dosyadaki fotoğraflarda çok sayıda darp izi ve morluk bulunduğunu ortaya koymuştur.
Sanık savunmasında, eşinin son zamanlarda aşırı içki içtiğini ve kendisini aldattığını ileri sürmüş, sabah uyandığında eşini yerde bulduğunu, kalp masajı yapmaya çalıştığını söylemiştir. Eşini bir gün önce eve sarhoş döndüğü için sopayla dövdüğünü kabul etmiş, ancak öldürme suçlamasını kabul etmemiştir.
🔁 Mahkûmiyet, bozma ve direnme
- 08.03.2023: İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı TCK 82/1-d uyarınca eşe karşı nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
- 25.05.2023: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- 06.02.2025: Yargıtay 1. Ceza Dairesi hükmü bozmuştur. Daireye göre taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet yoktur, görgü tanığı bulunmayan olayda savunmanın aksini gösteren delil yoktur, kafatası ve yüz kemiklerinde kırık bulunmamaktadır. Öldürme kastı şüpheden uzak biçimde ispatlanamadığından, sanığın TCK 87/4 uyarınca üst sınırdan cezalandırılması gerekmektedir.
- 27.05.2025: İlk derece mahkemesi bozmaya direnmiştir. Mahkemeye göre maktule sopa kırılacak derecede şiddetle ve en az onlarca kez vurulmuş, sopayı tutmaya çalışan maktulün tırnakları kopmuş, ağzında ve kulaklarında kanama izleri oluşmuştur. Salt öldürme sebebinin tespit edilememesi, öldürme kastının bulunmadığını göstermez.
- 10.12.2025: 1. Ceza Dairesi, CMK 307/4 uyarınca direnmeyi yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
Uyuşmazlık, sanığın eyleminin TCK 82/1-d’deki nitelikli kasten öldürme suçunu mu, yoksa TCK 87/4’teki neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu oluşturduğudur.
📐 87/4’ün dört şartı ve kastın ölçütleri
Genel Kurul önce TCK 87/4’ün uygulanma koşullarını önceki kararlarına atıfla sıralamıştır. Bu hükmün uygulanabilmesi için şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Failin yaralama kastıyla hareket etmesi,
- Mağdurun TCK 86/1 kapsamında yaralanması veya bu yaralamanın 86/3’teki nitelikli hâllerle birlikte gerçekleşmesi,
- Failin eylemi ile ölüm arasında illiyet bağı bulunması,
- Fail bakımından ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde kusur bulunması.
Kararda, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeki yaralamalarda (TCK 86/2) 87/4’ün uygulanamayacağı da hatırlatılmıştır. Fail yaralamayı değil ölümü istemiş ve ölüm gerçekleşmişse, sorumluluk kasten öldürmeden doğar.
Kastın belirlenmesinde Genel Kurulun istikrar kazanmış ölçütleri şunlardır: fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa nedeni ve derecesi; kullanılan saldırı aletinin niteliği; darbe sayısı ve şiddeti; yaraların yeri, niteliği ve niceliği; failin hedef seçme imkânı; fiile kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenle mi son verildiği. Genel Kurula göre bu ölçütler olay bazında değerlendirilmelidir.
⚖️ Genel Kurul çoğunluğunun değerlendirmesi
Çoğunluk, Özel Dairenin dayandığı “ciddi husumet yokluğu” ve “kemik kırığı bulunmaması” tespitlerini belirleyici görmemiştir. Kararda öne çıkan unsurlar şöyle özetlenebilir:
- Darbelerin sayısı ve şiddeti: Sanık, ikrarıyla da sabit olduğu üzere maktulün vücudunun çeşitli yerlerine sopayla defalarca vurmuştur.
- Eylemin sona erme biçimi: Sanık, saldırısına kendiliğinden değil, sopanın kırılması ve maktulün hareketsiz kalması üzerine son vermiştir.
- Bilirkişi raporu: Fotoğraflardan maktulün tırnaklarının koptuğu, ağız ve kulaklarında kanama izleri bulunduğu ve vücudunda çok sayıda darp izi olduğu anlaşılmıştır.
- Olay sonrası davranış: Deliller, sanığın gece vakti maktulün yerde hareketsiz yattığını görmesine rağmen yardım istemeyip sabah saatlerine kadar beklediğini göstermektedir.
- Husumet: Sanığın aldatıldığını düşünmesinden kaynaklanan bir husumet bulunmaktadır.
Bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle Genel Kurul, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğini ve eyleminin nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunu kabul eden derece mahkemelerinin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar vermiştir. Kararın dikkat çeken yönü, Özel Dairenin “öldürmeyi gerektirecek bir husumet yok” tespitine karşılık çoğunluğun, sanığın savunmasında dile getirdiği aldatılma düşüncesini husumetin kaynağı olarak görmesidir. Aynı konuda kısa süre önce yayımladığımız, tek bıçak darbesiyle yaralama ve öldürmeye teşebbüs ayrımını ele alan öldürme kastı mı yaralama mı yazısıyla birlikte okunduğunda, ölçütlerin somut olaya göre nasıl farklı sonuçlar doğurabildiği görülmektedir.
🗳️ Altı üyenin karşı oyu ne anlatıyor?
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu üyesi, direnme gerekçesinin isabetli olmadığını ve eylemin TCK 87/4’te düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğunu düşünmüştür. Karşı oyun ayrıntılı gerekçesi kararda yer almamaktadır. Aynı sonuca ulaşan Özel Daire ise bozma kararında şu noktaları öne çıkarmıştı: kafatası ve yüz kemiklerinde kırık bulunmaması, ölümün yumuşak doku yaralanmasına bağlı olması, olayın görgü tanığı bulunmaması ve öldürme kastına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması.
Bu ayrışma, öldürme kastının çoğu zaman doğrudan delille değil, olayın dış görünümüne ilişkin olgulardan çıkarıldığını göstermektedir. Genel Kurulun yeni kararı, darbe sayısı, eylemin sona erme biçimi ve olay sonrasında yardım çağrılmaması gibi olguların birlikte değerlendirilmesinin kafatası kırığı bulunmamasından daha ağır basabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
🧮 Nitelendirmenin cezaya etkisi
İki suç tipi arasındaki fark yaptırım bakımından da büyüktür. Yürürlükteki kanun metinlerine göre:
| Nitelendirme | Kanundaki yaptırım |
|---|---|
| TCK 82/1-d: eşe karşı kasten öldürme | Ağırlaştırılmış müebbet hapis |
| TCK 87/4: 86/1 kapsamındaki yaralama sonucu ölüm | On yıldan on dört yıla kadar hapis |
| TCK 87/4: 86/3 kapsamındaki yaralama sonucu ölüm (örneğin eşe karşı) | On dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis |
Özel Daire, bozma kararında 87/4 uyarınca üst sınırdan ceza tayini yapılması gerektiğini belirtmişti. Genel Kurulun kabulüyle mahkûmiyet hükmü nitelikli kasten öldürme olarak kalmış, dosya uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmiştir.
Güncel mevzuat yönünden bir not eklemek gerekir: 12.05.2022 tarihli 7406 sayılı Kanun ile TCK 82/1’e “kadına karşı” işlenen kasten öldürme nitelikli hâl olarak eklenmiştir. Olay 2020 yılında gerçekleştiğinden kararda yalnız eşe karşı işlenme hâli (82/1-d) uygulanmıştır. Eşe karşı kasten yaralamanın TCK 86/3-a kapsamında şikâyet aranmaksızın daha ağır cezayı gerektirdiği de kanunda düzenlenmiştir. Ölümle sonuçlanmayan ancak hayati tehlike doğuran olaylarda gönüllü vazgeçme ve yardım çağırma meselesi için ambulans çağıran fail ve TCK 36 yazısına, kast türleri arasındaki sınır için olası kast mı bilinçli taksir mi yazısına bakılabilir.
❓ Okuyucuların sorabileceği sorular
Kemik kırığı bulunmaması neden sonucu değiştirmedi?
Genel Kurul, kırık bulunmamasını tek başına belirleyici görmemiştir. Darbe sayısı ve şiddeti, sopanın kırılana kadar kullanılması, maktulün tırnaklarının kopması, ağız ve kulaklarında kanama izleri bulunması ve sanığın sabaha kadar yardım çağırmaması birlikte değerlendirilerek öldürme kastı kabul edilmiştir.
Maktulün alkollü olması illiyet bağını kesmiş midir?
İlk derece mahkemesi direnme gerekçesinde, maktulün alkollü olmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığının otopsi raporuyla sabit olduğunu belirtmiştir. Otopsi raporu ölüm nedenini genel beden travmasına bağlı yaygın yumuşak doku ve iç kanama olarak göstermiştir. Genel Kurul da derece mahkemelerinin kabulünü isabetli bulmuştur.
Genel Kurul kararıyla dava kesin olarak bitti mi?
Genel Kurul, direnme kararının gerekçesini isabetli bulmuş ve dosyayı, hükmün diğer yönlerinden uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi etmiştir. Özel Dairenin bu denetim sonucunda vereceği karar yazının hazırlandığı tarihte bilinmemektedir.
Aldatılma düşüncesi karar içinde nasıl bir rol oynadı?
Sanık savunmasında eşinin kendisini aldattığını ileri sürmüştür. Genel Kurul çoğunluğu, sanığın aldatıldığını düşünmesinden kaynaklanan husumeti, öldürme kastını gösteren olgular arasında saymıştır. Kararda bu durum ceza indirimi sağlayan bir sebep olarak tartışılmamış, kastın tespitinde dikkate alınmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer yüksek mahkeme kararları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup altı üye eylemin TCK 87/4 kapsamında kaldığı görüşündedir. Öldürme ve yaralama kastının ayrımı her olayda darbe sayısı, kullanılan alet, yaraların yeri, failin olay öncesi ve sonrası davranışları gibi somut olgulara göre yapılır; olguları farklı dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



