Süreden Rette Temyiz Kapalı mı? – Yargıtay 12. HD 2026/3136

İcra hukukunda tek bir kelime, bir dosyanın Yargıtay’a ulaşıp ulaşamayacağını belirleyebilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 365. maddesinin son fıkrasındaki “kesin” sözcüğü de bunlardan biridir. İhalenin feshi talebi süre aşımı nedeniyle reddedilen bir alacaklı, bölge adliye mahkemesi kararını temyiz eder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin çoğunluğu, bu kararın kesin olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini kabul eder. Bir üye ise karşı oyunda, aynı sözcüğün kırk yıllık bir yasama geçmişi olduğunu ve temyiz yolunu kapatmak için konulmadığını savunur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 06.05.2026 tarihli ve E.2026/3314, K.2026/3136 sayılı kararıyla, ihalenin feshi talebinin süre aşımından reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının İİK m.365 uyarınca kesin olduğunu belirterek temyiz başvurusunun oy çokluğuyla reddine karar vermiştir.
🧾 Çoğunluğun kısa ve kesin cevabı
Karar metni, olayın ayrıntılarına yer vermemektedir. Bilinen, temyize konu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verildiği ve ihalenin feshi talebinin süre aşımından reddine ilişkin olduğudur. Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
Daire çoğunluğu, gerekçesini iki hükme dayandırmıştır. İİK m.365/1’e göre istinaf yoluna başvurma; yasal süre geçtikten sonra yapılırsa, istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara, vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, istem icra mahkemesince reddedilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre ise bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.
Çoğunluğa göre somut olaydaki karar, süresi geçmiş bir şikâyete ilişkindir; bu nedenle bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir ve temyiz kabiliyeti yoktur. Temyiz başvurusu, İİK m.364 ve HMK m.366’nın göndermesiyle uygulanan HMK m.352 uyarınca reddedilmiştir. HMK m.352/1’in (b) bendi, kararın kesin olmasını ön incelemede öncelikle karara bağlanacak durumlar arasında saymaktadır.
📖 İİK m.365: üç fıkra, iki aşama
Maddenin yapısı, tartışmanın anlaşılması için önemlidir. 5311 sayılı Kanun’la “İstinaf dilekçesinin reddi” başlığını alan İİK m.365 üç fıkradan oluşur:
- Birinci fıkra: Süresinde olmayan, istinafı mümkün olmayan karara yönelik, feragat nedeniyle ret veya süresi geçmiş şikâyete ilişkin istinaf istemleri icra mahkemesince reddedilir.
- İkinci fıkra: Başvuran bu ret kararını kabul etmezse istinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilip dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir; bu durumda satış dâhil hiçbir icra işlemi durmaz.
- Üçüncü fıkra: Birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde icra mahkemesince reddedilmemiş başvuruyu bölge adliye mahkemesi geri çevirmeden doğrudan kesin karara bağlar.
Temyiz yolunun genel kuralı ise İİK m.364’tedir. Bu hükme göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri maddede belirtilen sınırı geçen nihai kararlara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Tartışma, m.365/3’teki “kesin” sözcüğünün m.364’teki bu genel kurala bir istisna getirip getirmediği noktasında düğümlenmektedir.
🗣️ Karşı oy: “kesin” sözcüğünün tarihçesi
Karşı oy yazan üye, çoğunluk görüşüne katılmamış ve uzun bir tarihsel yorum yapmıştır. Karşı oyda aktarılan gelişim şöyle özetlenebilir:
- İİK m.365, 538 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle süresi geçen, temyizi kabil olmayan, feragat nedeniyle reddedilen veya süresi geçmiş şikâyete ilişkin temyiz taleplerinin tetkik merciince reddedileceğini öngörmüştür.
- Yargıtay’ın 01.02.1984 tarihli ve 1983/9 Esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, yerel mahkemece reddedilmesi gereken temyiz talebi reddedilmeden dosya Yargıtay’a gönderilirse Yargıtay inceleme yapamıyor, dosyayı geri çeviriyordu.
- Bu durumun işleri gereksiz yere uzattığı gerekçesiyle 3222 sayılı Kanun’la maddeye bir son fıkra eklenmiş ve Yargıtay’ın bu dosyaları geri çevirmeden doğrudan karara bağlaması sağlanmıştır.
- 5311 sayılı Kanun’la istinaf sistemine geçilirken aynı hüküm, “bölge adliye mahkemesi” ve “kesin” sözcükleriyle yeniden yazılmıştır.
Karşı oya göre bu tarihçe, son fıkranın amacının geri çevirme yasağı olduğunu göstermektedir. Üyenin yorumunda “kesin” ibaresi temyiz yolunun kapalı olduğu anlamına gelmez; dosyanın icra mahkemesine geri çevrilmeden doğrudan istinaf mahkemesince karara bağlanacağını ifade eder. Karşı oyda ayrıca, istinaf ve temyiz yolunun kapalı olduğu hâllerin İİK m.363 ve kanundaki diğer açık hükümlerle belirlendiği, bunların dışında kalan ve parasal sınırı aşan kararlarda kanun yolunun açık olduğu vurgulanmıştır.
⚖️ Karşı oyun işaret ettiği çelişki
Karşı oy yazısının en dikkat çekici bölümü, ortaya çıkabilecek bir çelişkiye ilişkindir. Üyeye göre icra mahkemesi istinaf istemini m.365/1 uyarınca reddederse ve bu ret kararına karşı istinaf yoluna gidilirse, bölge adliye mahkemesinin vereceği karara karşı temyiz yolu açıktır. Buna karşılık icra mahkemesi ret kararı vermeden dosyayı doğrudan gönderirse ve m.365/3’teki “kesin” sözcüğü lafzi olarak yorumlanırsa, aynı konudaki karara karşı temyiz yolu kapanmış olur. Karşı oy, bu sonucu “çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen” bir durum olarak nitelendirmiştir.
Üye, Daire uygulamasına ilişkin bir gözlemi de karşı oyuna eklemiştir: Daire, şikâyetin süreden reddi isabetli ise kararın kesin olduğunu belirterek temyizi reddetmekte; şikâyetin süresinde olduğu sonucuna varırsa ise bozma kararı vermektedir. Karşı oya göre kesin bir karar hukuka aykırı olsa bile bozulamayacağından, bu uygulama aslında söz konusu kararların kesin olmadığını göstermektedir. Üye, bu yöndeki ret kararlarının tarafları yanıltabileceğini ve kanun yoluna başvurmaktan vazgeçmelerine yol açabileceğini belirtmiştir.
Kanun yolu bildiriminin tarafları yanıltması meselesi, sitede yer alan yanıltıcı temyiz harcı muhtırası kararında Anayasa Mahkemesi tarafından mahkemeye erişim hakkı açısından incelenmiştir. İcra mahkemesi kararlarının konu itibarıyla kesinliğine ilişkin farklı bir örnek ise kilitli kasa şikâyetinde istinaf kararıdır.
🆕 İhalenin feshinde 7571 sayılı Kanun değişikliği
Kararın konusu ihalenin feshi olduğundan, İİK m.134’teki güncel düzenlemeye kısaca değinmek gerekir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ihalenin feshi, satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı ilgililer, sınırlı ayni hak sahipleri ve pey sürerek ihaleye katılanlar tarafından, yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla ve ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden şikâyet yoluyla istenebilir. Satış ilanı tebliğ edilmemişse veya esaslı vasıflardaki hataya ya da ihalede fesada sonradan vakıf olunmuşsa süre öğrenme tarihinden başlar; ancak bu süre ihale kararının elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir yılı geçemez.
24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle m.134’e iki yeni düzenleme eklenmiştir. Birincisine göre, sayılan kişiler dışında kalanlarca ihalenin feshi istenirse talep dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilir. İkincisine göre, teminat veya harç yatırılmadan ya da eksik yatırılarak ihalenin feshi istenirse mahkeme iki haftalık kesin süre verir; süresinde ikmal edilmezse talep reddedilir. İncelenen karar, bu değişikliklere ilişkin bir değerlendirme içermemektedir; ancak ihalenin feshi davalarında kesinlik ve süre meselelerinin kanun koyucunun gündeminde olduğunu göstermektedir.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, Daire çoğunluğunun İİK m.365’e ilişkin yerleşik yaklaşımını sürdürdüğünü göstermektedir: Süresi geçmiş şikâyete ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı kesin kabul edilmekte ve temyiz incelemesi kesinlik denetimiyle sınırlı tutulmaktadır. Karşı oy ise aynı hükmün farklı bir okumasını ayrıntılı gerekçeyle ortaya koymaktadır.
Karşı oy yazıları bağlayıcı değildir; ancak içtihadın ileride hangi yöne evrilebileceği konusunda fikir verir. Bu kararda karşı oyun dayandığı unsurlar, yani 1983/9 Esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 3222 sayılı Kanun’un gerekçesi ve m.363 ile m.364’ün kapsamı, tartışmanın yalnız lafzi değil tarihsel ve sistematik bir yorum sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Konunun Hukuk Genel Kurulu veya içtihadı birleştirme yoluyla ele alınıp alınmayacağı ise karar metninden bilinmemektedir.
Süre meselesinin ihalenin feshindeki başka bir görünümü için sitedeki süresinde satış istenmemesi ve ihalenin feshi kararına bakılabilir.
💬 Sorular ve cevaplar
Bu kararla ihalenin feshi talebinin süresinde olup olmadığı incelendi mi?
Hayır. Daire çoğunluğu, temyize konu kararın kesin olduğunu tespit ederek temyiz başvurusunu reddetmiştir. Şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin bir esas incelemesi karar metninde yer almamaktadır.
“Oy çokluğu” kararın gücünü etkiler mi?
Hayır. Oy çokluğuyla verilen karar da Daire’nin kararıdır ve sonuç doğurur. Karşı oy yazısı, azınlıkta kalan üyenin gerekçesini kayda geçirir; bağlayıcı değildir.
Karşı oya göre “kesin” sözcüğü neyi ifade ediyor?
Karşı oya göre bu sözcük, bölge adliye mahkemesinin dosyayı icra mahkemesine geri çevirmeden doğrudan karar vereceğini anlatır. Üye, hükmün 3222 sayılı Kanun’la Yargıtay için getirilen geri çevirmeme kuralının istinaf sistemine uyarlanmış hâli olduğunu savunmuştur.
7571 sayılı Kanun bu dosyaya uygulandı mı?
Karar metninde 7571 sayılı Kanun’la İİK m.134’e eklenen hükümlere atıf bulunmamaktadır. Yazıdaki açıklama, ihalenin feshine ilişkin güncel mevzuatı bilgi amacıyla aktarmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Karar metni olayın ayrıntılarına yer vermediğinden, uyuşmazlığa ilişkin anlatım kararda aktarılanlarla sınırlıdır; tarafların ve üyelerin kimliği kaynakta anonimdir. Karşı oy yazısındaki görüşler azınlıkta kalan üyeye aittir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı usul durumundaki dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



