Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Eşle Dinlenen Görüşme Delil Olmaz – Yargıtay CGK 2026/424

Telefon dinlemesi, ağır suç soruşturmalarında en sık başvurulan koruma tedbirlerinden biridir. Ancak dinlenen hatta şüphelinin eşi, kardeşi ya da annesiyle yaptığı görüşmeler de kayda girer. Kanun koyucu bu noktada açık bir sınır çizmiştir: şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişim kayda alınamaz, alınmışsa derhâl yok edilir. On sekiz yıl önce kaybolan bir gencin ölümüyle ilgili davada, bu sınırın aşılması ve geriye kalan delillerin yetersizliği, müebbet hapis cezalarının bozulmasıyla sonuçlanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2024/281, K.2026/424 sayılı kararıyla, sanıklardan birinin eşiyle yaptığı ve dinleme kararı kapsamında kayda alınan görüşmenin, eşin kardeşleri olan diğer sanıklar aleyhine hükme esas alınamayacağını tespit etmiş; hukuka uygun diğer delillerle de mahkûmiyete yeterli kesinlikte ispat bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Özel Dairenin onama ilamını kaldırmış ve kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: 26.12.2007 akşamı bir telefon üzerine evden çıkan genç bir daha dönmemiş, cesedi 11.03.2008’de Fırat nehri kıyısında bağlı hâlde bulunmuştur. Yerel mahkeme iki kez beraat kararı vermiş, ikinci bozmadan sonra ise sanıkları TCK 81/1 uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi hükmü oy çokluğuyla onamış, Başsavcılık itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu; dinlenen sanığın, suç şüphesi altında olmayan ve hakkında dinleme kararı bulunmayan eşiyle yaptığı görüşmenin CMK 135/3 uyarınca hukuka aykırı delil olduğunu, kalan HTS ve baz istasyonu verilerinin ise şüpheyi yenmeye yetmediğini kabul etmiştir.

📞 Bir telefon, bir kayboluş, nehirdeki ceset

Kararda yer verilen müracaat tutanağına göre maktul, 26.12.2007 günü saat 18.00-18.30 sıralarında kullandığı cep telefonundan aranmış, arayan kişiye “Tamam, geliyorum” dedikten sonra evden ayrılmıştır. Annesine, köyden tanıdığı birinin aradığını söylemiş; bundan sonra kendisinden haber alınamamıştır.

Cesedi 11.03.2008 tarihinde Fırat nehri kıyısında bulunmuştur. Olay yeri tutanağına göre boynundan ayak bileklerine uzanan bir iple, halk arasında “domuz bağı” denilen yöntemle bağlanmıştır. Otopsi raporu, göğüs sağ tarafta her biri tek başına öldürücü nitelikte iki kesici-delici alet yarası tespit etmiş; maktulün suya ölümden önce mi sonra mı atıldığının ayırt edilemediğini belirtmiştir.

İddiaya göre maktulün, sanıklardan ikisinin kız kardeşiyle telefon üzerinden arkadaşlığı vardır. Maktulü son arayan kişi bu ailenin damadıdır; diğer sanıklar eşinin kardeşleri ve onlarla sık görüşen bir yakınlarıdır. Son arayan kişi yargılama sırasında ölmüş, hakkındaki düşme kararı kesinleşmiştir.

⏳ On beş yıllık yargılama: iki beraat, bir müebbet

Dosyanın aşamaları şöyledir:

  • 15.11.2011: Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkları oy çokluğuyla CMK 223/2-e uyarınca beraat ettirmiştir.
  • 18.03.2014: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, menfaatleri çatışan sanıkların aynı müdafilerce savunulmasını (Av.K. 38/1, CMK 152) bozma nedeni yapmıştır.
  • 04.12.2014: Yerel mahkeme bozmaya uymuş ve yine beraat kararı vermiştir.
  • 12.07.2017: Daire, HTS ve baz kayıtları üzerinde harita destekli bilirkişi incelemesi yapılmadığından ikinci kez bozmuştur.
  • 26.10.2022: Yerel mahkeme bu kez sanıkları kasten öldürme suçundan TCK 81/1 uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırmıştır.
  • 11.12.2023: Yargıtay 1. Ceza Dairesi hükmü oy çokluğuyla onamıştır; karşı oyda mahkûmiyetin olasılığa dayandığı belirtilmiştir.
  • 19.01.2024: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiş; Daire 24.04.2024’te itirazı yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.

🎧 Ön sorun: eşle yapılan görüşmenin kaydı

Ceza Genel Kurulu, asıl uyuşmazlığa (eylemin sabit olup olmadığına) geçmeden önce bir ön sorunu inceledi. Soruşturma aşamasında Yavuzeli Sulh Ceza Mahkemesi, maktulü son arayan kişinin kullandığı hatlar için iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararı vermişti. Bu karar kapsamında, o kişinin eşiyle yaptığı bir görüşme de kayda alınmıştı. Görüşmede eş, özetle, eşine bir şey olursa bildiği her şeyi anlatacağını söylüyordu.

Yerel mahkeme bu görüşmeleri gerekçesinde tırnak içinde aktarmış ve sanıkların, kız kardeşleriyle arkadaşlık yaptığını öğrendikleri maktulü öldürmeye karar verdikleri kabulünü bu içeriğe dayandırmıştı. Kurul bu kabulü şu tespitlerle hukuka aykırı buldu:

  • Görüşen eş, hem eşi hem de sanık olan kardeşleri bakımından CMK m.45 uyarınca tanıklıktan çekinebilecek kişilerdendir.
  • Eşin olaya karıştığına dair dosyada başka hiçbir delil yoktur; kullandığı telefon hakkında ayrıca bir dinleme veya kayda alma kararı da verilmemiştir.
  • Eş, kovuşturma aşamasında hem eşi hem kardeşleri hakkında tanıklıktan çekinmiş, beyan delili ortaya koymamıştır.
  • Bu nedenle görüşme CMK 135/3 uyarınca kayda alınmamalı, kaydedildiği sonradan anlaşılınca derhâl yok edilmeli ve CMK 230 gereğince gerekçede hukuka aykırı delil olarak gösterilmeliydi.

Kurula göre dinleme kararının usulüne uygun olması sonucu değiştirmez; yasak görüşme “hukuka uygun bir delil gibi” çözümlenip kardeşler aleyhine kullanılamaz. Kurul ayrıca, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin bu hakkı fiilen kullanmış olmasının da şart olmadığını belirtti. Hüküm fıkrasında, görüşme kayıtlarının Anayasa m.38/6, CMK m.135/3, 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b uyarınca hükme esas alınamayacağı ayrıca tespit edildi.

⚖️ CMK 135/3’ün tek istisnası

Kararın uygulamaya en çok yön verecek kısmı, yasağın sınırını çizdiği bölümdür. Kurul, önceki içtihatlarına (CGK 19.02.2013 tarihli 137-58 ve 03.06.2014 tarihli 642-302 sayılı kararlar) atıfla şu ayrımı yapmıştır:

  • Kural: Birlikte suç işleme şüphesi bulunmayan yakınla yapılan görüşmenin kaydı hukuka uygun delil değildir.
  • İstisna: Tanıklıktan çekinebilecek kişi de aynı eyleme iştirak eden, aynı suça karışmış ya da hakkında başkaca delil bulunan bir şüpheli veya sanık konumundaysa, aralarındaki görüşmeler delil niteliği taşıyabilir.
  • Önceden belirlenme: Yakının suça katıldığı kayıttan önce başka delillerle belirlenmişse, o kişi kayıt anında tanıklıktan çekinebilecek kişi sıfatını kaybetmiş sayılır.
  • Karşı tarafın da dinlenmesi: Yakının hattı için de usulüne uygun dinleme kararı varsa iletişim her iki taraf için delil olabilir.

Somut olayda bu koşulların hiçbiri gerçekleşmemiştir: eş şüpheli değildir, hakkında delil yoktur ve hattı için dinleme kararı bulunmamaktadır. Kurul, CMK 289/1-i anlamında kesin hukuka aykırılık bulunsa da yalnız bu nedenle bozmanın maddi gerçeğe ulaşmayı geciktireceğini belirterek kalan deliller üzerinden esasa geçmiştir.

📡 Baz istasyonu verisi neyi kanıtlar, neyi kanıtlamaz?

Hukuka uygun deliller tek tek değerlendirildiğinde Kurul şu sonuçlara ulaşmıştır:

  • İhbar: 09.06.2008 tarihli ihbarı yapanın kimliği belirlenememiş, anlatılan olay komşu ifadeleriyle doğrulanamamıştır.
  • Biyolojik iz: Bir araç paspasındaki leke maktulün kanıyla uyuşmamış; cesetteki çuval, ip ve kıyafetlerden sanıklara ait veri elde edilememiş; suç aleti ele geçmemiştir.
  • Telefon trafiği: “Kirve” olduklarını söyleyen iki sanık arasında olaydan geriye bir ayda günde ortalama üç görüşme vardır. Olay günü yapılan on görüşme olağan dışı görünse de içeriği belli değildir ve kaybolmayı tek başına aydınlatmaz.
  • Baz istasyonları: Kapsama alanları dairesel değil bölgeseldir; tepelik ve vadilik alanlarda iç içe geçer. Bu nedenle bir telefonun belirli bir bazdan sinyal alması, kullanıcının o noktada olduğunu kesin biçimde göstermez.
  • Zaman-mesafe çelişkisi: Sanıklardan birinin telefonu 20.02’de Atatürk Barajı bazından, yalnız 12 dakika sonra ise araçla yaklaşık 45 dakikalık mesafedeki Sızan bazından sinyal almıştır. Diğer iki sanığın telefonları aynı baraj bazından 20.58 civarında sinyal vermiştir. Kurula göre bu veri, sanıkların birbirine yakın olduğunu göstermediği gibi, sürekli telefonla görüşecek kadar uzak kişilerin maktulle birlikte buluştuğu kabulüyle de çelişmektedir.
  • Amcayla görüşme: Maktulün amcasıyla köy derneğinde buluşmayı doğrulamaları, sanıkların kaybolmayı bildiklerine dair “tevilli ikrar” sayılmamıştır.

Kurul, önceki kararlarındaki ilkeyi tekrarlayarak, mahkûmiyetin yüksek de olsa bir ihtimale değil, hiçbir şüpheye yer bırakmayan kesin ispata dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Yerel mahkemenin, sanıkların barajın kapsama alanında belirlenemeyen bir yerde buluşup maktulü birlikte öldürdükleri ve nehre attıkları yönündeki kabulü varsayıma dayalı bulunmuştur. Şikâyetin geç yapıldığı bir başka dosyada aynı ilkenin nasıl işlediği için CGK 2026/427 kararına bakılabilir.

🏛️ Hüküm: bozma ve infazın durdurulması

Ceza Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli müzakerede oy birliğiyle şu kararları vermiştir:

  • Eşle yapılan görüşme kayıtlarının, iki sanık yönünden hukuka aykırı delil olduğunun ve hükme esas alınamayacağının tespitine,
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve 1. Ceza Dairesinin 11.12.2023 tarihli, 2728-7690 sayılı onama ilamının kaldırılmasına,
  • Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli, 555-812 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulması isabetsizliğinden bozulmasına,
  • Hükümlerin infazının durdurulmasına ve başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değillerse sanıkların derhâl serbest bırakılması için ilgili makamlara yazı yazılmasına.
📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2026 tarihli, E.2024/281, K.2026/424 sayılı kararı PDF olarak buradan okunabilir. Metinde kişi adları ve telefon numaraları gizlenmiş, doktrin atıfları kısaltılmıştır.

Kararın genel önemi şudur: dinleme kararının hukuka uygunluğu, kapsamına giren her konuşmanın delil olarak kullanılabileceği anlamına gelmez; CMK 135/3 ayrı bir değerlendirme yasağı getirir ve bu yasak, yakının aile bağı bulunan diğer sanıkları da korur. Kayıp bir gencin ölümünde ispat sorununu farklı bir delil yapısıyla ele alan CGK 2026/380 kararı ile birlikte okunabilir.

💬 Sık sorulan sorular

Dinleme kararı hukuka uygunsa eşle yapılan görüşme de delil olur mu?

Bu kararda olmamıştır. Ceza Genel Kurulu, dinleme kararı usulüne uygun verilmiş olsa bile, şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle görüşmesinin CMK 135/3 uyarınca kayda alınamayacağını, kayda alınmışsa derhâl yok edilmesi ve hükümde hukuka aykırı delil olarak gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yakının tanıklıktan çekinme hakkını kullanmış olması gerekir mi?

Gerekmez. Kurul, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin bu hakkını kullanmış olmasının şart olmadığını açıkça vurgulamıştır.

Yakın da suça karışmışsa sonuç değişir mi?

Değişebilir. Kurula göre yasağın tek istisnası, tanıklıktan çekinebilecek kişinin de aynı suç bakımından şüpheli veya sanık konumunda olması, suça katıldığının kayıttan önce başka delillerle belirlenmesi ya da onun hattı hakkında da usulüne uygun dinleme kararı bulunmasıdır.

Baz istasyonu kaydı tek başına mahkûmiyete yeter mi?

Bu kararda yetmemiştir. Kurul, kapsama alanlarının bölgesel olduğunu ve iç içe geçebildiğini, bir hattın belirli bir bazdan sinyal almasının kullanıcının o noktada bulunduğunu kesin olarak göstermediğini belirtmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; ceza yargılamasında delil ve ispat konusundaki diğer kararlar ise Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; dinleme kararının içeriğine, görüşen yakının şüpheli sıfatı bulunup bulunmadığına, HTS ve baz analizinin niteliğine ve diğer delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud