Emsal KararlarForex HukukuKripto Hukuku

Kripto Borsasında Tahkim Şartı – Yargıtay 11. HD 2025/6256

Hesabı bir gece askıya alınan, yaptığı token takası geri çevrilen bir kripto borsası kullanıcısı zararını hangi merci önünde tartışabilir? Pek çok kullanıcının hiç okumadan “kabul ediyorum” kutusunu işaretlediği kullanıcı sözleşmesi, bu sorunun cevabını çoğu zaman önceden belirlemiş olabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.10.2025 tarihli ve E.2025/1603, K.2025/6256 sayılı kararıyla, bir kripto varlık platformunun kullanıcı sözleşmesindeki tahkim şartına dayanılarak devlet mahkemesinde açılan davanın usulden reddedilmesini isabetli bulmuş ve kararı oy birliğiyle onamıştır.

Karar kısa bir onama ilamıdır; ancak arkasındaki dosya, kripto platformu ile kullanıcısı arasındaki uyuşmazlıkta “hangi kapı çalınacak” sorusunu somut biçimde önümüze koyuyor.

Kısa özet: Bir kripto varlık borsasında kullanıcı hesabı bulunan davacı, platformu işleten şirketin piyasaya sürdüğü taraftar tokeni ile elindeki başka bir tokeni, şirketin duyurularına güvenerek takas (swap) ettiğini; işlemden sonra hesabının askıya alındığını ve takasın iptal edildiğini ileri sürerek 320.000.000 adet tokenin değerinden şimdilik 5.000,00 TL’nin tahsilini istemiştir. Şirket de kullanıcının şüpheli işlemlerle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek karşı dava açmıştır. Şirket, kullanıcı sözleşmesinin 8. maddesindeki, uyuşmazlıkların İstanbul Tahkim Merkezi Kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüleceğine dair hükme dayanmıştır. İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tahkim ilk itirazını kabul ederek asıl ve karşı davayı usulden reddetmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 15.10.2025 tarihinde kararı kesin olarak ve oy birliğiyle onamıştır.

🪙 Token takasından askıya alınan hesaba

Dava dilekçesinde anlatılan olay örgüsü şöyledir: Davalı şirket, kripto varlık alım satımının yapıldığı bir borsa platformu kurmuştur. Kullanıcılar platforma internet adresi üzerinden kayıt olarak kişisel hesaplarından kripto varlık alıp satabilmektedir. Davacı da bu borsada aktif olarak kullandığı bir hesaba sahiptir ve buradan bir token satın almıştır.

Şirket, kendi taraftar tokenini piyasaya sürmeden önce projeyi internet sitesi ve sosyal medya kanalları üzerinden tanıtmış; borsada yer alan bazı tokenlerin bu yeni tokenle takas edilebileceğini duyurmuştur. Davacı, bu açıklamalara dayanarak elindeki tokeni yeni taraftar tokeniyle değiş tokuş etmiştir.

Uyuşmazlığı doğuran gelişme bundan sonra yaşanmıştır. Davacının anlatımına göre şirket, işlemin hemen ardından hesabı askıya almış, ardından takas işlemini iptal ederek iade yapmıştır. Davacı, bu iade nedeniyle ön satıştan aldığı tokenlerden beklediği kârdan yoksun kaldığını; bazı işlemler iade edilip bazıları edilmediği için elindeki tokene talebin azaldığını, fiyatın bir anda düştüğünü ve satamadığı için zarara uğradığını ileri sürmüştür. Talep, satın alınan 320.000.000 adet tokenin ihtarnamenin ulaştığı tarihteki parasal değerinden şimdilik 5.000,00 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesidir.

Şirketin bakışı ise tam tersidir. Karşı davada şirket, kullanıcının platform hesapları üzerinden yaptığı kripto varlık alım satımlarını “hukuka aykırı eylemleriyle haksız şekilde kar elde etme aracı” olarak kullandığını ileri sürmüş ve o da şimdilik 5.000,00 TL talep etmiştir. Yargıtay’ın nitelendirmesiyle asıl dava “sözleşmeye aykırı hileli işlemler” nedeniyle zarar iddiasına, karşı dava ise “şüpheli işlemler nedeniyle sebepsiz zenginleşme” iddiasına dayanmaktadır.

🏛️ Üç derecede aynı sonuç

Davalı şirket, cevap dilekçesinde işin esasına girmeden önce bir usul itirazı ileri sürmüştür. Kullanıcıların kabul ettiği “Kullanıcı Sözleşmesi”nin “Uyuşmazlıkların Çözümü” başlıklı 8. maddesine göre, platformun sunduğu kripto varlık alım satımı, transfer ve diğer tüm iş ve hizmetlerden kaynaklanan talepler dâhil, sözleşmeden veya platformların kullanımından doğan tüm uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir.

İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (2023/172 E., 2024/293 K.) bu itirazı yerinde görmüştür. Mahkeme, sözleşmenin 8. maddesiyle uyuşmazlıkların çözümü için tahkim düzenlemesi yapıldığını ve bu düzenlemenin geçerliliği bakımından tarafların tacir olup olmadığının bir öneminin bulunmadığını belirtmiştir. Sonuçta tahkim ilk itirazını kabul ederek, asıl ve karşı dava için ayrı ayrı mahkemenin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar vermiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi (2024/2452 E., 2024/2236 K.), kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, ilk derece mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığını, istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek HMK m.370/1 uyarınca kararı onamıştır. Karar 15.10.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

Böylece davacının iddia ettiği zarar, platformun hesap askıya alma ve işlem iptali uygulamasının hukuka uygun olup olmadığı ve karşı davadaki sebepsiz zenginleşme iddiası devlet yargısında hiç tartışılmamış; bu soruların hepsi sözleşmede gösterilen tahkim yoluna bırakılmıştır.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔍 Kararın dayandığı hukuki çerçeve

Yargıtay onama ilamında ayrıntılı gerekçe yazmamış, ilk derece mahkemesinin gerekçesini benimsemiştir. Bu gerekçenin arkasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkime ilişkin hükümleri bulunmaktadır:

  • HMK m.412/1-2: Tahkim sözleşmesi, doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların hakem veya hakem kuruluna bırakılmasına ilişkin anlaşmadır ve asıl sözleşmenin bir şartı olarak da yapılabilir. Kullanıcı sözleşmesinin 8. maddesi bu türden bir “tahkim şartı”dır.
  • HMK m.413/1: Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlık için dava açılmışsa karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir; tahkim sözleşmesi “hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise” mahkeme itirazı kabul eder ve davayı usulden reddeder. Dosyada verilen karar da budur.
  • HMK m.408: Taşınmazlar üzerindeki ayni haklardan veya tarafların iradelerine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Kripto varlık alım satımından doğan alacak talepleri bu istisnalar arasında sayılmamıştır.
  • Tacir şartı yok: İlk derece mahkemesi, tahkim düzenlemesinin geçerliliğinde tarafların tacir olup olmamasının önemsiz olduğunu açıkça belirtmiştir. Kararın uygulamaya en çok yansıyacak cümlesi budur.
  • Karşı dava da aynı kaderi paylaşır: Tahkim şartı yalnız kullanıcıyı değil platformu da bağlamıştır; şirketin sebepsiz zenginleşmeye dayanan karşı davası da aynı gerekçeyle usulden reddedilmiştir.

Önemli bir ayrıntı: tahkim itirazı bir ilk itirazdır. Davalı bu itirazı süresinde ileri sürmeseydi, devlet mahkemesi davaya bakmaya devam edebilecekti. Bu dosyada itiraz, cevap dilekçesiyle birlikte ileri sürülmüştür.

📑 Tıklayarak kabul edilen şart ve ispat

Kripto platformlarında kullanıcı sözleşmeleri kural olarak üyelik sırasında elektronik ortamda onaylanır. HMK m.412/3, tahkim sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasını aramakla birlikte, yazılı şeklin yerine gelmesi için sözleşmenin “elektronik ortama geçirilmiş olması”nı yeterli saymaktadır. Aynı fıkraya göre, tahkim şartı içeren bir belgeye asıl sözleşmenin parçası yapılmak amacıyla yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır.

Dosyada davacının kullanıcı sözleşmesini kabul ettiği ve hesabını aktif olarak kullandığı tartışma konusu yapılmamıştır; dava dilekçesinin kendisi de davacının platformda kayıtlı kullanıcı olduğunu anlatmaktadır. Bu durumda uyuşmazlık, sözleşmenin varlığından çok tahkim şartının uygulanıp uygulanmayacağı noktasında düğümlenmiştir.

İspat bakımından bir diğer nokta, HMK m.412/4’tür: tahkim sözleşmesine karşı “asıl sözleşmenin geçerli olmadığı” itirazında bulunulamaz. Başka bir anlatımla, platformun hileli davrandığı iddiası kendiliğinden tahkim şartını ortadan kaldırmaz; bu iddia da hakem önünde incelenecek esasa ilişkin bir meseledir.

⚖️ Açık kalan soru: tüketici ve haksız şart

Karar metninde, davacının kripto varlık işlemlerini tüketici sıfatıyla yapıp yapmadığı veya tahkim şartının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında denetlenip denetlenmediği tartışılmamıştır. Dava, tüketici mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmüş; Yargıtay da bu yönde bir değerlendirme yapmamıştır.

Oysa 6502 sayılı Kanun’un 5. maddesi, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şartları “haksız şart” saymakta ve bunların kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenlemektedir. Aynı maddeye göre önceden hazırlanmış standart sözleşmedeki bir şart, tüketici içeriğine etki edemediyse müzakere edilmemiş kabul edilir; izinle faaliyet gösteren kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de bu hüküm uygulanır.

Bu nedenle kararın, her kripto platformu kullanıcısı bakımından tahkim şartının mutlaka geçerli sayılacağı şeklinde okunması doğru olmaz. İncelenen dosyada böyle bir itiraz gündeme gelmediği için, Yargıtay’ın bu soruya bir cevabı da bulunmamaktadır. Somut olayda kullanıcının sıfatı, işlem hacmi ve sözleşmenin nasıl kurulduğu sonucu değiştirebilecek unsurlardır.

Kripto hesaplarından kaynaklanan tüketici uyuşmazlıklarının esastan incelendiği farklı bir örnek için serideki kripto dönüşüm hizmetinde talimatsız transfere ilişkin karar ve SIM kopyalama ile boşalan kripto hesabı kararı incelenebilir.

🆕 Kripto platformlarına ilişkin yeni düzenleme

İncelenen dava 2023 yılında açılmıştır (ilk derece esas numarası 2023/172). Bu tarihte kripto varlık hizmet sağlayıcıları için kapsamlı bir kanuni çerçeve henüz yürürlükte değildi. 2024 yılında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin hükümler eklenmiş; platformların faaliyeti Sermaye Piyasası Kurulu iznine bağlanmış ve Kanun’a “Kripto varlık hizmet sağlayıcılara ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 11. madde konulmuştur.

Bu değişiklik, platformların izin, denetim ve müşteri varlıklarının korunmasına ilişkin yükümlülüklerini güçlendirmiş olsa da kullanıcı sözleşmelerindeki tahkim şartları hakkında tek başına bir çözüm getirmemektedir. Tahkim şartının geçerliliği yine HMK’nın tahkim hükümleri ve, koşulları varsa, tüketici mevzuatındaki haksız şart denetimi çerçevesinde değerlendirilecektir.

Uygulama bakımından karar şunu göstermektedir: Hesap dondurma, işlem iptali veya iade gibi uyuşmazlıklarda davanın hangi merci önünde görüleceği, çoğu zaman işin esasından önce belirleyici olmaktadır. İnceleme konusu uyuşmazlık, üç derece yargı sürecinin sonunda esasa girilmeden kapanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

💬 Merak edilenler

Bu kararla Yargıtay, kripto platformunun hesabı askıya almasını haklı mı buldu?

Hayır. Yargıtay hesabın askıya alınmasının ve takasın iptalinin hukuka uygun olup olmadığını incelememiştir. Karar yalnızca uyuşmazlığın, kullanıcı sözleşmesindeki tahkim şartı nedeniyle devlet mahkemesinde değil tahkimde görülmesi gerektiğine ilişkindir.

Tahkim şartının geçerli olması için kullanıcının tacir olması gerekir mi?

İlk derece mahkemesi, tahkim düzenlemesinin geçerliliğinde tarafların tacir olup olmamasının bir öneminin bulunmadığını belirtmiş; bu gerekçeyle verilen karar istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek onanmıştır.

Mahkeme tahkim şartını kendiliğinden dikkate alır mı?

HMK m.413/1’e göre tahkim, karşı tarafın ileri süreceği bir ilk itirazdır. Dosyada platform şirketi bu itirazı cevap dilekçesinde ileri sürmüş, mahkeme de itirazı kabul ederek davayı usulden reddetmiştir.

Platformun dava açması da tahkim şartına takılır mı?

Bu dosyada evet. Şirketin kullanıcıya karşı sebepsiz zenginleşme iddiasıyla açtığı karşı dava da, asıl dava ile birlikte ve aynı gerekçeyle usulden reddedilmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi sözleşme hükümleri ile delilleri çerçevesinde değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu