ELÜS Teminatında Tazmin Fonu – Yargıtay 11. HD 2025/7688

Elektronik ürün senedi (ELÜS), lisanslı depodaki buğdayın, mısırın ya da fındığın mülkiyetini temsil eden ve borsada alınıp satılabilen bir kıymetli evraktır. Peki bir banka, kredi karşılığında rehin aldığı ELÜS’lerin arkasında depoda ürün bulunmadığını icra aşamasında öğrenirse ne olur? Senedi teminat olarak elinde tutan banka, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nun öngördüğü tazmin mekanizmasına başvurabilecek bir “zarar gören” midir, yoksa ürünü depoya kendisi teslim etmediği için bu korumanın dışında mı kalır?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 22.12.2025 tarihli ve E.2025/1680, K.2025/7688 sayılı kararıyla, bankanın mudi ve zarar gören sayılamayacağı gerekçesiyle davayı reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Daireye göre Kanun’un 25. maddesinin amaçsal yorumuyla mudi tanımını daraltmak yerinde değildir; ELÜS’leri ifa yerine değil teminat olarak alan bankanın bakiye alacağı hesaplanarak işin esasına girilmelidir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🌾 ELÜS nedir, neyi temsil eder?
5300 sayılı Kanun’un 3. maddesi ürün senedini, ürünlerin mülkiyetini temsil ve rehnini temin eden, lisanslı depo işleticisince nama veya emre düzenlenmiş, teminat olarak verilebilen kıymetli evrak olarak tanımlar. Kanun’un 15. maddesine göre basılı ürün senetleri hükmünde olmak üzere elektronik ortamda da ürün senedi oluşturulabilir; uygulamada bu senetler ELÜS olarak anılır. Aynı maddeye göre ürün senedi, ürünün aynı miktar, cins, sınıf ve kalitede mudiye geri verilmesini temin eder ve bu teslim satış değil vedia niteliğindedir.
Kanun’un 3/m maddesinde borsa, ürün senetlerinin kota ettirildiği, alım satımının yapıldığı ve hareketlerinin takip edildiği ürün ihtisas borsası veya izinli ticaret borsası olarak tanımlanmıştır. Bu yapı nedeniyle ELÜS, hem ticari finansmanda teminat aracı hem de borsada işlem gören bir yatırım aracı olarak kullanılmaktadır. Uyuşmazlık da tam bu iki işlevin kesiştiği noktada doğmuştur.
Kanun’un “mudi” tanımı iki grup kişiyi kapsar:
- Depolama hizmetleri için ürününü lisanslı depoya teslim eden gerçek veya tüzel kişi,
- Lisanslı depo işletmesince düzenlenen ürün senedini mevzuata uygun olarak elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişi.
🏦 Depoda olmayan buğday ve icra takipleri
Dava dilekçesine göre dava dışı bir lisanslı depo şirketinin ihraç ettiği ELÜS’ler, dava dışı bir limited şirket tarafından davacı bankaya rehin olarak verilmiş ve karşılığında kredi kullandırılmıştır. Borç ödenmeyince takipler başlatılmış, bu süreçte senetlerin temsil ettiği buğdayların fiziken mevcut olmadığı öğrenilmiştir.
Karar metninde aktarılan satış ve tahsilat bilgileri şöyledir:
| Tarih | Ticaret borsasında satılan ELÜS adedi |
|---|---|
| 12.05.2017 | 4.298.000 |
| 07.06.2017 | 498.000 |
| 08.06.2017 | 568 |
| Sağlanan toplam tahsilat: 3.608.114,33 TL | |
Banka, icra müdürlüğü dosyalarına konu edilen alacağının kalan kısmı için 8.631.786,47 TL nakdi ve 32.280,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 8.665.066,47 TL’nin 24.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Karar metninde davalının adı anonimleştirilmiş olsa da Yargıtay, davayı 5300 sayılı Kanun ve yönetmeliğine göre “davalı … Fonundan” tahsil istemi olarak nitelendirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
📉 İlk derece ve istinaf: “Banka mudi değildir”
İlk derece mahkemesi, ELÜS’leri elinde bulunduran bankanın, senetlerin temsil ettiği ürünün sahibi veya ürünü depoya teslim eden kişi olmadığını kabul etmiştir. Mahkemeye göre banka, Kanun’un 25. maddesi ve Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca senetleri borsada satma hakkına sahip olsa da mudi kapsamına girmez; bu nedenle zararı doğmuş olsa bile davalıdan tazmin talep edemez. Dava bu gerekçeyle reddedilmiştir.
Bankanın istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince (2023/1689 E., 2024/1583 K.) ilk derece kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiştir. Karar, alacağı temlik alan davacı tarafından temyiz edilmiştir.
⚖️ Yargıtay: Fon korumasını mudi tanımı sınırlamaz
Daire uyuşmazlığı, depoda ürün bulunmaması sebebiyle bankanın elindeki ELÜS’lere dayanarak Kanun’un 25. maddesine göre zararını talep edip edemeyeceği sorusu olarak belirlemiştir. Gerekçede aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir:
- Kanun m.3/k: Ürün senedini mevzuata uygun olarak elinde bulunduran kişi de mudidir.
- Kanun m.24/1: Lisanslı depo işleticisinin kanundan ve mudilerle yapacağı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğan zararların tazmini için tüzel kişiliği haiz bir fon kurulur.
- Kanun m.25: Zarar sigorta kapsamında ödenemezse ve depo işleticisinin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğmuşsa, kanunda gösterilen usule göre başvurular yapılır ve zarar tazmin edilir.
- Yönetmelik m.5/g ve m.26/a: Fonun görevleri ile zarar görenlerin depo işletmesine başvurusu düzenlenmiştir.
Yargıtay bu hükümlerden şu sonucu çıkarmıştır: Kanun koyucu, depo işleticisinin kanundan veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle sigortadan karşılanmayan zarara uğrayan kişiye fona başvuru hakkı tanımıştır; yalnızca ürün sahibini veya ürünü depoya teslim edeni zarar gören olarak kabul etmemiştir. Bu nedenle mudi tanımının amaçsal yorumla daraltılarak temlik eden bankanın mudi ve dolayısıyla zarar gören sayılmaması yerinde görülmemiştir.
🔐 “İfa yerine” değil “teminat olarak” alma
Kararın ikinci önemli tespiti, bankanın ELÜS’leri hangi sıfatla elinde bulundurduğuna ilişkindir. Yargıtay, bankanın senetleri ifa yerine almayıp teminat olarak aldığının kabulü üzerinden bakiye borç tutarının hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Bu ayrım şu açıdan önem taşır:
- İfa yerine alınan bir değer, kural olarak borcun o değer ölçüsünde sona ermesi tartışmasını doğurur.
- Teminat olarak alınan senet ise alacağı güvence altına alır; paraya çevrilmesinden elde edilen tutar düşüldükten sonra kalan alacak varlığını sürdürür.
- Yargıtay’a göre esasa girilirken senetlerin borsada satışından elde edilen tahsilat dikkate alınarak bankanın bakiye alacağı belirlenmelidir.
Daire, bakiye alacağın miktarı veya fonun ödeme yükümlülüğünün kapsamı hakkında bir hesap yapmamıştır; bu değerlendirme bozmadan sonra ilk derece mahkemesine bırakılmıştır. Teminat ile ifa arasındaki ayrıma ilişkin farklı bir sermaye piyasası örneği için hisse virmanı rehin mi ödeme mi yazısına, rehinli bir mevduatın krediye mahsubu için rehinli dövizin mahsubu yazısına bakılabilir.
📋 Kanundaki başvuru yolu
5300 sayılı Kanun’un 25. maddesi, fona ulaşmadan önce izlenecek kademeli bir süreç öngörmektedir. Madde metnine göre süreç özetle şöyledir:
- Zarar gören, noter, taahhütlü mektup veya imzalı tutanakla lisanslı depo işletmesine başvurur.
- Yedi iş günü içinde zarar tazmin edilmez veya sulh sağlanmazsa durum Bakanlığa ve borsaya intikal ettirilir.
- Borsa sulh imkânını araştırır; sulh olmazsa Bakanlık denetim elemanları ve borsanın görevlendirdiği bilirkişilerden oluşan heyete inceleme yaptırır.
- Raporda tespit edilen zarar işletmece ödenmezse dosya fona intikal ettirilir; fon önce işletmenin nakit teminatını çözerek ödeme yapar, yetmeyen kısım fondan karşılanır.
- Depo işleticisi veya mudi borsa hakem heyetine başvurabilir; tarafların yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.
Kanun’un 24. maddesine göre fonun gelirleri arasında depolama ücretlerinin binde beşi ve borsada işlem gören ürün senedi alım satım bedelinin binde yarısı gibi kalemler bulunmaktadır. Yargıtay kararı, bu sistemin koruma alanını senedi teminat olarak elinde bulunduran kredi kuruluşunu da kapsayacak şekilde yorumlamıştır. Kararda, bankanın bu aşamaları ne ölçüde tamamladığına ilişkin ayrıca bir değerlendirme bulunmamaktadır.
❓ Sık sorulanlar
Ürünü depoya hiç teslim etmemiş biri mudi sayılabilir mi?
5300 sayılı Kanun’un 3/k maddesi, ürün senedini mevzuata uygun olarak elinde bulunduranı da mudi olarak tanımlar. Yargıtay, bu tanımın daraltılarak senedi teminat olarak elinde tutan bankanın kapsam dışında bırakılmasını yerinde görmemiştir.
Senetlerin borsada satılmış olması talebi ortadan kaldırır mı?
Kararda bankanın senetleri teminat olarak aldığının kabulüyle bakiye borcun hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle satıştan elde edilen 3.608.114,33 TL, alacağı sona erdiren bir ifa olarak değil, bakiye alacak hesabında dikkate alınacak bir tahsilat olarak ele alınmıştır.
Kararı kim temyiz etti?
Dava banka tarafından açılmış, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacağı temlik alan davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, temlik alan davacının temyiz itirazlarını kabul etmiştir.
Fonun ödeme yapacağı kesinleşti mi?
Hayır. Yargıtay davanın reddine ilişkin gerekçeyi bozmuş ve dosyayı HMK 373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine göndermiştir. Bakiye alacağın hesabı ve fonun sorumluluğu, bozma sonrası yapılacak yargılamada değerlendirilecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, teminat olarak alınan elektronik ürün senetlerine dayanan tazmin talebi hakkındaki tek bir bozma kararına ilişkindir; bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Senedin edinilme biçimi, başvuru sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve zararın kaynağı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



