Karşı Davada Ayrı Arabuluculuk – Yargıtay 9. HD 2026/2339

İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçi kıdem ve ihbar tazminatı için dava açtığında, işveren çoğu zaman yalnız savunma yapmakla yetinmez. Feshin haklı olduğunu ileri sürer ve aynı dosyada işçinin davranışı yüzünden uğradığını söylediği zararı, itibar kaybını ya da sözleşmedeki cezai şartı karşı dava yoluyla ister. Bu noktada usule ilişkin bir soru öne çıkar: İşçinin dava açmadan önce yaptığı arabuluculuk başvurusu, işverenin karşı davası için de yeterli midir, yoksa işverenin kendi talepleri için ayrıca arabulucuya gitmesi mi gerekir?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.03.2026 tarihli ve E.2026/72, K.2026/2339 sayılı kararıyla, işverenin maddi-manevi tazminat ve cezai şart istemli karşı davasını arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddeden ilk derece kararını ve bu kararı yerinde bulan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
📱 Editör, içerik ve “ücret talebi” iddiası
Davacı işçi, davalı şirkette 10.08.2014 ile 14.11.2018 tarihleri arasında çalışmıştır. Davalı, sosyal ağlarda içerik üreten bir şirkettir; davacı burada editör olarak görev yapmaktadır. İşçi vekili dava dilekçesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
İşveren vekili cevap dilekçesinde feshin haklı olduğunu savunmuştur. İşverene göre editör, şirket politikasına aykırı biçimde, hazırlayacağı içeriklere dahil edeceği kişilerden ücret talep etmiş ve bu durum tespit edilmiştir. Başka bir deyişle iddia, içerikte yer verilmenin karşılığında kişisel menfaat sağlandığıdır. İşveren, bu davranışın şirketin itibarını zedelediğini de ileri sürmüş ve aynı dosyada karşı dava açarak işçiden:
- maddi tazminat,
- manevi tazminat ve
- iş sözleşmesine dayanan cezai şart alacağının tahsilini talep etmiştir.
Böylece tek dosyada iki ayrı talep kümesi oluşmuştur: işçinin fesihten doğan alacakları (asıl dava) ve işverenin işçinin davranışından doğduğunu ileri sürdüğü alacakları (karşı dava).
🏢 İzmir 3. İş Mahkemesi: iki dava, iki farklı sonuç
İzmir 3. İş Mahkemesi (2024/383 E., 2025/153 K.) asıl dava ile karşı dava hakkında farklı nitelikte kararlar vermiştir.
Asıl dava yönünden mahkeme, dinlenen tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre feshin haklı nedene dayanmadığını kabul etmiştir. Gerekçede şu tespitler yer almıştır:
- İşverenin sunduğu sosyal medya hesabının davacıya ait olup olmadığı tam olarak ortaya konulamamıştır.
- Mesaj içeriklerinin bir kısmı fesih tarihinden sonraya aittir.
- Tanık beyanlarında, içeriklerin kime ve ne kadar menfaat karşılığında “satıldığına” dair bilgi bulunmamaktadır.
- Feshe dayanak yapılan mesajların kim tarafından hazırlandığı da belli değildir.
Bu nedenle mahkeme, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını belirterek asıl davayı kabul etmiştir.
Karşı dava yönünden ise mahkeme esasa girmemiştir. İşverenin tazminat ve cezai şart taleplerinde arabuluculuk dava şartının sağlanmadığı anlaşıldığından karşı dava usulden reddedilmiştir. Bu ret, işverenin iddialarının haklı ya da haksız olduğu yönünde bir değerlendirme içermez; yalnız davanın açılabilmesi için gereken ön koşulun yerine getirilmediğini tespit eder.
İşveren vekili istinaf yoluna başvurmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi (2025/1494 E., 2025/2361 K.) ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu esastan reddetmiştir.
📝 İşverenin temyiz tezi
Bölge adliye mahkemesi kararını temyiz eden yalnız işveren vekilidir. Temyiz dilekçesinde iki husus öne çıkarılmıştır:
- Temyiz istemi yalnız karşı davaya ilişkindir; bu nedenle yalnız karşı dava için temyiz harçları yatırılmıştır. Böylece asıl davadaki kıdem ve ihbar tazminatı hükmü temyiz incelemesinin dışında kalmıştır.
- Asıl dava için yapılan arabuluculuk sürecinde görüşülen konular bakımından karşı davada ayrıca arabuluculuğa gerek bulunmamaktadır; bu nedenle karşı davanın usulden reddi hatalıdır.
İşverenin ikinci tezi özünde şuna dayanır: Taraflar arasındaki iş ilişkisi ve feshin haklılığı zaten arabulucu önünde konuşulmuştur; işverenin tazminat talepleri de aynı fesih olayından doğduğuna göre, ikinci bir arabuluculuk süreci gereksiz bir tekrardır.
🏛️ Yargıtay: onama
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı açıkça, “karşı dava yönünden arabuluculuk dava şartının sağlanıp sağlanmadığı” olarak belirlemiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararlarının ancak HMK m.371’de sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmış; incelenen kararın dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirtmiştir.
Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca ONANMIŞ, temyiz gideri temyiz eden işverene yükletilmiştir. Karar 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Daire ayrı bir ilke cümlesi kurmamıştır; ancak işverenin “asıl davadaki arabuluculuk yeterlidir” tezini bozma nedeni olarak görmemiş ve karşı davayı usulden reddeden hükmü bütünüyle korumuştur.
⚖️ 7036 sayılı Kanun m.3 ve karşı dava
Onanan kararın dayandığı kural, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasına göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan “işçi veya işveren alacağı ve tazminatı” ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Fıkranın 7445 sayılı Kanunla eklenen ikinci cümlesi, bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da kapsama almıştır.
Kararın anlaşılması için şu noktalar önemlidir:
- Kural iki yönlüdür: Kanun metni yalnız işçinin değil, işverenin alacak ve tazminat taleplerini de dava şartı kapsamına alır. İşverenin işçiden istediği maddi-manevi tazminat ve cezai şart bu kapsamdadır.
- Karşı dava bağımsız bir davadır: HMK m.132, karşı davanın açılabilmesini asıl davanın görülmekte olmasına ve iki talep arasında takas-mahsup ilişkisi ya da bağlantı bulunmasına bağlar. Bağlantı, karşı davayı aynı dosyada görülebilir kılar; ancak karşı davanın kendi dava şartlarını ortadan kaldırmaz.
- Asıl davadaki başvurunun konusu: İşçinin yaptığı arabuluculuk başvurusu, işçinin talepleri üzerine yürütülen bir süreçtir. Onanan kararlar, bu sürecin işverenin ayrı talepleri için yapılmış bir başvuru yerine geçmediği sonucuna dayanmaktadır.
- Sonuç ağırdır: 7036 m.3/2’nin son cümlesine göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilir. HMK m.115/2’deki genel “kesin süre verme” imkânından farklı olarak burada eksikliği sonradan tamamlatma yolu öngörülmemiştir.
- İstisna: Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre iş kazası veya meslek hastalığından doğan tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı kapsamı dışındadır.
Usulden ret, işverenin talebini ortadan kaldıran bir esas kararı değildir. Ancak işverenin ileri sürdüğü alacaklar bu dosyada hiç incelenmemiş, iddiaların doğruluğu tartışılmadan dava sona ermiştir. Arabuluculuk dava şartının dava sırasında taraf değişikliğiyle ilişkisine dair HGK 2026/213 kararı ve işe iade davasında arabuluculuk başvurusunun kime yöneltileceğine ilişkin AYM 2021/14806 kararı, aynı dava şartının farklı görünümlerini gösterir.
🔍 Fesih tartışmasında sosyal medya delili
Temyiz incelemesi karşı davayla sınırlı kaldığından, asıl davadaki fesih değerlendirmesi Yargıtay önüne gelmemiştir. Yine de ilk derece mahkemesinin gerekçesi, işverenin dayandığı dijital delillerin hangi noktalarda yetersiz kaldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
- Hesabın aidiyeti: Mesajların gönderildiği sosyal medya hesabının işçiye ait olduğu kesin olarak ortaya konulamamıştır.
- Zaman sırası: Mesajların bir kısmının fesihten sonraya ait olması, bu mesajların feshin nedeni olarak gösterilmesini zayıflatmıştır.
- Menfaatin somutlaştırılması: Tanıklar, hangi içeriğin kime ve hangi menfaat karşılığında verildiğini açıklayamamıştır.
- Mesajın yazarı: Feshe dayanak mesajları kimin hazırladığı belirlenememiştir.
Bu tablo, işverenin haklı fesih iddiasını ispat yükünü taşıyan taraf olarak somut ve zaman bakımından tutarlı delillerle desteklemesi gerektiği yönündeki yerleşik anlayışla uyumludur. İşçi kusurundan doğan zararın işverence talep edilmesine ilişkin farklı bir uygulama için 9. HD 2026/456 kararına bakılabilir.
💬 Sık sorulan sorular
İşveren işçiden tazminat isterken de arabuluculuk dava şartı aranır mı?
İşçinin arabuluculuk başvurusu işverenin karşı davası için yeterli sayılır mı?
Karşı davanın usulden reddi işverenin iddialarının haksız bulunduğu anlamına mı gelir?
Yargıtay kıdem ve ihbar tazminatı hükmünü de incelemiş midir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, iş yargılamasına ilişkin diğer güncel kararlara Emsal Kararlar sayfasından ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay incelemesi işverenin temyiz sebepleriyle ve karşı davayla sınırlı kalmış, ayrı bir ilke cümlesi kurulmamıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; arabuluculuk başvurusunun konusuna ve kapsamına, son tutanağın içeriğine, karşı davadaki taleplerin niteliğine ve dava tarihindeki mevzuata göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




