Kısmi Davada İstinaf ve Tebliğ – İst. BAM 43. HD 2025/408

Yatırım hesabında uğradığı zarar için “şimdilik 1.000 TL” isteyen yatırımcının davası reddedilir; ilk derece mahkemesi ardından istinaf başvurusunu da “karar miktar itibarıyla kesindir” diyerek geri çevirir. Bir yatırım uyuşmazlığının üst mahkemeye hiç taşınamadan bitmesine yol açabilecek bu tablo, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin önüne geldiğinde Daire iki ayrı soruya cevap vermiştir: Kısmi davada kesinlik sınırı neye göre belirlenir ve aracı kurumun sorumluluğu, hangi Sermaye Piyasası Kurulu tebliğine göre değerlendirilmelidir?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 27.03.2025 tarihli ve E.2021/1794, K.2025/408 sayılı kararıyla, istinaf dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı kaldırmış, ardından davanın reddine dair İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını da HMK 353/1-a-6 uyarınca usulden kaldırarak dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🏦 Mevduat teklifiyle başlayan yatırım ilişkisi
Dava dilekçesine göre davalı banka, müşterisine mevduatının kârlı biçimde değerlendirilmesi ve artırılması amacıyla, acentesi olduğu aracı kurum bünyesindeki yatırım profesyonellerince yönetilmesini teklif etmiştir. Yatırımcı, mevcut 7.000 TL’nin üzerine 28.04.2015 tarihinde 245.000 TL yatırarak işlemlere başlamıştır. Bir süre sonra kendisine, yatırıma ayrılan paranın uğranılan zarar nedeniyle eridiği ve hesapta yaklaşık 7.000 TL kaldığı bildirilmiştir.
Yatırımcının iddiaları şu başlıklarda toplanmıştır:
- SPK düzenlemelerinin zorunlu kıldığı risk analizi yapılmamıştır.
- Çerçeve sözleşme ve taahhütname, işlemlere başlandıktan çok sonra imzalatılmıştır.
- Sözleşme ve müşteri formları güven ilişkisi içinde boş olarak imzalatılmış, müşteri tanıma formundaki “yüksek” risk işaretlemesi yatırımcı tarafından yapılmamıştır.
- İşlemler yatırımcıdan emir ve talimat alınmadan gerçekleştirilmiştir.
- Matbu sözleşme ve formlar genel işlem koşullarına aykırıdır.
Bu gerekçelerle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000 TL’nin zarar tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili istenmiştir.
🛡️ Banka ve aracı kurumun savunmaları
Banka, çerçeve sözleşmenin yatırımcı ile aracı kurum arasında imzalandığını, kendisinin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Aracı kurum ise yatırımcının işlemlere onay verdiğini, müşteri temsilcisiyle sürekli görüştüğünü, bakiye ile kâr ve zarar durumunun kendisine düzenli olarak bildirildiğini, mobil uygulama üzerinden işlemlerini bizzat takip ettiğini ve ekstreleri teslim aldığını ileri sürmüştür. Savunmaya göre yatırımcı yıllardır yatırım işlemleri yapan, ortalama bir yatırımcıdan daha deneyimli bir kişidir; işlemleri kredili olarak kendi rızasıyla yürütmüş, sözlü talimatlarına ilişkin ses kayıtları da dosyaya sunulmuştur. Aracı kurum ayrıca, zararın miktarı belli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını ve sonradan ileri sürülen itirazın önceki işlemlere verilen icazet nedeniyle dinlenemeyeceğini savunmuştur.
📄 İlk derece kararı ve kesinlik engeli
| Aşama | Sonuç |
|---|---|
| İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2018/903, K.2020/494, 29.09.2020) | Banka yönünden pasif husumet yokluğundan ret; aracı kurum yönünden işlemlerin yatırımcının bilgi ve onayıyla yapıldığı gerekçesiyle esastan ret. |
| Aynı mahkemenin ek kararı (Eylül 2021) | Kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle HMK 346/1 uyarınca istinaf dilekçesinin reddi. |
| İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi (E.2021/1794, K.2025/408, 27.03.2025) | Ek kararın kaldırılması; nihai kararın HMK 353/1-a-6 uyarınca usulden kaldırılması ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi. Kesin, oy birliği. |
HMK 346. maddesine göre istinaf dilekçesi kesin bir karara ilişkinse kararı veren mahkeme dilekçenin reddine karar verir; bu ret kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Yatırımcı bu imkânı kullanmış, hem ek karara hem de nihai karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
🔢 Kısmi davada kesinlik sınırı: HMK 341/3
Daire, öncelikle HMK’nın 341. maddesinin üçüncü fıkrasını hatırlatmıştır. Bu hükme göre alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda istinaf kesinlik sınırı, dava edilen kısma göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. HMK 109. maddesi de talep konusunun bölünebilir olduğu durumlarda yalnızca bir kısmının dava edilebileceğini düzenlemektedir.
Somut olayda yatırımcı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak “şimdilik” 1.000 TL istemiştir. Daire, davanın bu nedenle kısmi dava niteliğinde olduğunu ve iddia edilen maddi zararın kesinlik sınırının altında kaldığının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Dava dilekçesinde 245.000 TL yatırıldığı ve bakiyenin yaklaşık 7.000 TL’ye düştüğü açıkça ileri sürülmüştür. Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin istinaf dilekçesini reddeden ek kararı kaldırılmış ve nihai karara yönelik istinaf başvurusu esastan incelenmiştir.
Bu tespit, yatırım uyuşmazlıklarında sıkça görülen bir dava stratejisinin usul hukuku sonuçlarını göstermesi bakımından önemlidir. Zarar miktarı yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle netleşecek olsa bile, kısmi talep kanun yoluna erişimi daraltan bir sonuç doğurmamaktadır.
📚 Yanlış tebliğe dayanan bilirkişi raporu
Esasa ilişkin incelemede Daire, ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı 11.05.2020 tarihli bilirkişi raporuna odaklanmıştır. Rapor, mülga Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri: V, No: 46) hükümlerine göre hazırlanmış; Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)’in geçici 3. maddesine değinilerek yatırımcı bakımından uygunluk testi yapılması yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Daire’ye göre bu değerlendirme isabetli değildir. 11.07.2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01.07.2014 tarihinde yürürlüğe giren Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III-37.1), davaya konu sözleşmelerin imzalandığı 2015 yılında yürürlüktedir. Bu tebliğin 81. maddesiyle Seri: V, No: 46 sayılı tebliğ, yatırım danışmanlığına ilişkin Seri: V, No: 55 sayılı tebliğ ve kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin Seri: V, No: 125 sayılı tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.
Daire iki eksiklik saptamıştır:
- Bilirkişi raporunda uyuşmazlığa uygulanacak tebliğ doğru tespit edilmemiştir.
- Yatırımcının işlemlerinin hangi yatırım hizmeti ve faaliyeti kapsamında kaldığı belirlenmemiştir.
Bu ikinci nokta özellikle önemlidir; çünkü III-37.1 sayılı Tebliğ, emir iletimine aracılık, işlem aracılığı, portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı gibi faaliyetler için farklı yükümlülükler öngörmektedir. Örneğin tebliğin 40. maddesindeki yerindelik testi yalnızca bireysel portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı hizmetleri için zorunludur. Yatırımcıya hangi hizmetin sunulduğu belirlenmeden aracı kurumun hangi yükümlülüğe aykırı davrandığı da değerlendirilemez.
Bu nedenle Daire, ilk derece mahkemesinin yeni bir bilirkişiden, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan tebliğ hükümlerine göre tarafların hak ve yükümlülüklerini değerlendiren, davalının zarara neden olacak nitelikte mevzuata aykırı bir davranışının bulunup bulunmadığını ve varsa zararın miktarını belirleyen bir rapor alması gerektiğine hükmetmiştir. Kararda bankanın husumet itirazına ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır; ilk derece kararının tamamı kaldırıldığından bu konu da yeniden yapılacak yargılamada ele alınacaktır. Bankanın acente sıfatının farklı bir bağlamda tartışıldığı bir dosya için fon vaadinde acentenin sıfatı yazısına, aracı kurumun aşırı işlem yaptırmasından doğan iade talebi için aşırı işlem yaptırmada iade yazısına bakılabilir.
🆕 7589 sayılı Kanunla gelen usul değişiklikleri
Karardan sonra HMK’da kısmi dava ve kanun yollarına ilişkin değişiklikler yapılmıştır. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 20. maddesiyle HMK 109. maddesine eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Aynı Kanunun 25. maddesiyle HMK 362. maddesine eklenen üçüncü fıkra ise bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararların hangi durumlarda temyiz edilebileceğini düzenlemiştir. HMK 362/2 ise kısmi davada temyiz kesinlik sınırının da alacağın tamamına göre belirleneceğini öngörmeye devam etmektedir.
Bu değişiklikler 2025 tarihli kararın verildiği dönemde yürürlükte değildir; ancak kısmi davanın hem kanun yolu hem de talep artırımı bakımından önemini artırdıkları açıktır. İncelenen karar, HMK 353/1-a kapsamında verildiğinden HMK 362/1-g uyarınca temyizi kabil değildir.
❓ Okuyucu soruları
Kısmi davada istinaf sınırı neye göre hesaplanır?
HMK 341/3’e göre alacağın bir kısmı dava edilmişse kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Bu dosyada “şimdilik 1.000 TL” istenmesi, kararı kendiliğinden kesin hâle getirmemiştir.
İlk derece mahkemesi istinaf dilekçesini reddederse ne olur?
HMK 346/2 uyarınca bu ret kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi ret kararını yerinde görmezse ilk istinaf dilekçesine göre inceleme yapar; bu dosyada da böyle olmuştur.
2015 yılındaki işlemlere hangi tebliğ uygulanır?
Daire’ye göre 01.07.2014’te yürürlüğe giren III-37.1 sayılı Tebliğ sözleşme tarihlerinde yürürlüktedir ve Seri: V, No: 46 sayılı tebliğ bu tebliğin 81. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Değerlendirmenin sözleşme tarihindeki mevzuata göre yapılması gerekir.
Bu kararla yatırımcı davayı kazanmış mı oldu?
Hayır. Daire esas hakkında bir sonuca varmamış, yalnızca eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırarak dosyayı yeniden yargılama için göndermiştir. Aracı kurumun ve bankanın sorumluluğu, yeni alınacak bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesince değerlendirilecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, yatırım ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kaldırma kararı esasa ilişkin bir hüküm içermemekte olup uyuşmazlık ilk derece mahkemesinde yeniden görülecektir. Talep miktarı, sözleşme tarihleri, sunulan yatırım hizmetinin türü ve bilirkişi tespitleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



