Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİş Hukuku

Bozma Sonrası Muvazaa Araştırması – Yargıtay 9. HD 2026/1942

Bir belediye ile hizmet şirketi arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu iş müfettişi raporuyla tespit edilmişse, o belediyede çalışan her taşeron işçisi kendiliğinden belediye işçisi sayılır mı? Bu sorunun cevabı, muvazaanın hukuki özünde saklıdır: Borçlar hukukunda muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatma kastıyla gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir anlaşma yapmasıdır. “Aldatma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için belirtmek gerekir ki karar, bir işçinin işvereni tarafından aldatılmasını değil, iki işverenin kendi aralarında üçüncü kişileri (işçileri ve kamu kurumlarını) aldatmaya yönelik görünüşte bir sözleşme kurup kurmadığını ele almaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2026 tarihli, 2026/1921 E. ve 2026/1942 K. sayılı kararı, bozmaya uyulmuş bir dosyada ilk derece mahkemesinin araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini tespit ederek kararı ikinci kez bozmuştur. Kararın ayırt edici yönü, davacının çalıştığı hizmet alım sözleşmesinin bizzat muvazaa raporu tarafından muvazaalı bulunmadığının ortaya çıkmasıdır.

Kısa özet: Bir belediyede hizmet alım şirketi bünyesinde çalışan işçi, iş müfettişlerinin 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporuna dayanarak başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılmasını ve işçilik alacaklarını istemiştir. Kısmen kabul kararı istinaftan geçmiş, Yargıtay çalışma dönemleri ile ihalelerin araştırılması için hükmü bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme, 11.09.2014 tarihine kadar olan dönemi muvazaalı kabul ederek davayı yeniden kısmen kabul etmiştir. Daire, bu kabulün gerekçesinin ortaya konmadığını, raporun ekindeki listede davacının çalıştığı 27.06.2012 tarihli sözleşmenin muvazaalı bulunmadığını ve raporun bu hâliyle kesinleştiğini belirterek davanın reddi gerekirken kısmen kabulünü hatalı bulmuş ve kararı oy birliğiyle bozmuştur.

🧭 Muvazaa Neden “Aldatma” ile Anılır?

Karar, muvazaanın tanımını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na dayandırmaktadır. TBK 19, sözleşmenin yorumunda tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını söyler. Daire bu hükümden hareketle muvazaayı, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmasını istemedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlamıştır. Muvazaada taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir.

Bu tanım, muvazaayı irade bozukluğu hâllerindeki aldatmadan (TBK 36) ayırır: aldatmada bir taraf diğerini yanıltır, muvazaada iki taraf anlaşarak dışarıya karşı gerçek olmayan bir görünüm yaratır. Belediye uyuşmazlıklarında iddia, belediye ile hizmet şirketinin gerçekte tek işveren gibi hareket ettiği hâlde ayrı işverenler görüntüsü verdiği yönündedir. Daire, muvazaanın genel ispat kurallarıyla ispat edilebileceğini ve İş Kanunu 2/8’de özel muvazaa ölçütlerine yer verildiğini hatırlatmıştır.

🏛️ Davacının İddiası ve Belediyenin Savunması

Davacı, davalı belediye bünyesinde dava dışı bir hizmet anonim şirketinin sigortalısı olarak çalıştığını ileri sürmüştür. İddiaya göre belediye ile şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, Bakanlık iş müfettişlerinin 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı raporunda tespit edilmiş; belediyenin raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasında açtığı dava reddedilmiştir. Davacı, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılması gerektiğini belirterek geçmişe dönük ücret ve bir kısım işçilik alacaklarının belediyeden tahsilini istemiştir.

Belediye ise husumet itirazında bulunmuş; raporun iptali davasının kesinleşmediğini ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dışı şirketin çalışanı olduğunu, ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun olduğunu ve işlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesinde sayılan işlerden olduğunu savunmuştur.

⏳ Kısmen Kabul, İstinaf, Bozma ve Yeniden Kısmen Kabul

  • İlk derece (18.10.2022): Belediye ile şirket arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı, davacının başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılması gerektiği ve sendika üyesi olduğu gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.
  • İstinaf (İstanbul BAM 41. HD, 16.10.2023): Bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle belediyenin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
  • İlk bozma: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma dönemlerinin ve çalışılan ihalelerin araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
  • Bozma sonrası karar (2024/196 E. – 2025/259 K.): Bozmaya uyan mahkeme, 11.09.2014 tarihinden sonraki ihalelerin muvazaalı kabul edilemeyeceğini belirterek bu tarihe kadar yapılan hesaplamaları esas almış ve davayı yeniden kısmen kabul etmiştir.

Belediye vekili bu kararı da temyiz etmiş; husumet, zamanaşımı, dava şartı, tanık beyanları, eksik araştırma ve sendika üyeliğinin bildirilmediği yönünde itirazlar ileri sürmüştür. Duruşma talebi HMK 369/2 uyarınca miktar yönünden reddedilmiş ve inceleme dosya üzerinden yapılmıştır.

Daire, uyuşmazlığın asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplandığını belirlemiştir. Araştırmaya yönelik bozmaya rağmen ilk derece mahkemesinin yeterli araştırma yapmadığı, 11.09.2014 tarihine kadarki dönemde muvazaa bulunduğu nitelendirmesinin gerekçesinin ortaya konmadığı tespit edilmiştir. Sonuçta davanın reddi gerekirken kısmen kabulü hatalı bulunmuş ve karar 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur; peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⚖️ Dairenin Gerekçesi: Üç Ayrı Kanun, Üç Ayrı Ölçüt

Kararın gerekçesi üç kanunun kesişiminde kurulmuştur; her biri muvazaa iddiasında ayrı bir eşik oluşturur.

  • İş Kanunu 2/7 ve 2/8: Asıl işveren alt işveren ilişkisi, yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde kurulabilir; asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Sekizinci fıkraya göre asıl işverenin işçileri alt işverence işe alınarak hakları kısıtlanamaz, daha önce o işyerinde çalıştırılan kimseyle alt işveren ilişkisi kurulamaz; aksi hâlde ilişki muvazaalı sayılır ve işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi olarak işlem görür. Daire, bu unsurların aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğunu vurgulamıştır.
  • Belediye Kanunu 14, 67 ve 70: 14/1-(a)’da sayılan görevlerin tamamı alt işverenlere verilemez; asıl ve sürekli kamu hizmetleri memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Ancak 67. madde, orada sayılan asıl işlerin uzmanlık gerektirip gerektirmediğine bakılmaksızın üçüncü kişilere gördürülmesine izin vererek İş Kanunu’nun 2. maddesine istisna getirmiştir. 70. madde ise belediyenin şirket kurabilmesine imkân tanır.
  • 6552 sayılı Kanun ve 11.09.2014 eşiği: 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı Kanun, 4734 sayılı Kanun’un 62/1-(e) ve 4735 sayılı Kanun’un 8. maddesini değiştirerek personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerine imkân tanımıştır. Bu tarihten sonra kurulan ilişki, sırf işçi teminine dayalı olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılamaz.

Daire bu düzenlemelerden şu sonuca ulaşmıştır: Belediyenin görev alanına giren işin hizmet alım sözleşmesiyle gördürülmesi ve belediyelerce şirket kurulması yasal olarak mümkündür; bu şirketlerden hizmet alımı kanuna aykırı olmadığı gibi tek başına muvazaaya delil de teşkil etmez. Belediyelerde alt işveren ilişkisinin bu çerçevede değerlendirildiği bir başka örnek için 9. Hukuk Dairesi’nin 2026/2514 sayılı kararına ilişkin yazıya bakılabilir.

📋 Teftiş Raporunun Ekindeki Liste ve İspat

Kararın belirleyici noktası, muvazaa raporunun içeriğine ilişkin incelemedir. Daire, ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı raporun eklerini ve bu dosyada bulunmayıp Dairenin incelemesinden geçen diğer dosyalarda mevcut olan ekli listeyi değerlendirmiştir. Buna göre davacı, bir inşaat limited şirketi ile dava dışı hizmet anonim şirketi arasında yapılan 27.06.2012 tarihli, ilçe cadde ve sokaklarının süpürülmesi, yıkanması, çöp toplama ve taşıma işine ilişkin hizmet alım sözleşmesi kapsamındaki işçiler arasındadır. Teftiş raporu bu sözleşmenin muvazaalı olmadığını kabul etmiş ve rapor bu hâliyle kesinleşmiştir.

Böylece davacının dayandığı belge, kendi çalıştığı sözleşme bakımından aleyhine bir tespit içermektedir. Kesinleşmiş rapor, teftiş kapsamındaki bütün sözleşmeleri değil, raporda muvazaalı bulunan sözleşmeleri kapsar. Aynı ilkenin işlendiği bir başka karar için muvazaa raporu dışında kalan işçiye ilişkin yazıya bakılabilir.

Bu tespit, bozma sonrası yargılamanın neden yetersiz bulunduğunu da açıklar: İlk bozma, davacının hangi sözleşme kapsamında çalıştığının ve o sözleşmenin muvazaa ölçütlerini karşılayıp karşılamadığının belirlenmesini gerektiriyordu; mahkeme ise 11.09.2014 tarihini genel bir sınır alıp önceki dönemi bütün olarak muvazaalı saymıştır.

🧩 Karardan Çıkan Pratik Sonuçlar

  • Bozmaya uymak yeterli değildir: Bozma ilamının istediği araştırma fiilen yapılmadıkça uyma kararı sonucu değiştirmez; Daire, araştırma eksikliğini ikinci kez bozma nedeni saymıştır.
  • Muvazaa raporu sözleşme bazında okunur: Kesinleşmiş rapor, ekinde muvazaalı bulunan sözleşmeler için sonuç doğurur; muvazaasız bulunan sözleşmedeki işçi rapora dayanamaz.
  • 11.09.2014 tek başına gerekçe değildir: 6552 sayılı Kanun sonrası hizmet alımının sırf işçi temini gerekçesiyle geçersiz sayılamaması, önceki dönemin kendiliğinden muvazaalı olduğu anlamına gelmez; o dönem için de somut inceleme gerekir.
  • Hizmet alımı ve şirket kurma tek başına delil değildir: Belediye Kanunu 67 ve 70 kapsamındaki bu olgular yasal olduğundan tek başına aldatma kastını göstermez.

Karar, dayanılan raporun ekindeki liste ve sözleşme bilgileriyle birlikte okunması gerektiğini somut biçimde göstermektedir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İş hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Alt işveren muvazaasında aldatma kastı ne anlama gelir?

Kararda muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir anlaşma yapması olarak tanımlanmıştır. Belediye ile hizmet şirketi arasındaki ilişkide aldatma kastı, iki işverenin gerçekte tek işveren gibi hareket ettiği hâlde ayrı işverenler görüntüsü vermesidir. Daire, hizmet alımının ve şirket kurulmasının yasal olması nedeniyle bu olguların tek başına aldatma kastını göstermediğini belirtmiştir.

Kesinleşmiş muvazaa raporu belediyedeki bütün taşeron işçileri kapsar mı?

Karara göre hayır. Raporun ekindeki listede davacının çalıştığı 27.06.2012 tarihli sözleşmenin muvazaalı bulunmadığı ve raporun bu hâliyle kesinleştiği tespit edilmiş; rapor davacı yönünden muvazaa tespiti sayılmamıştır.

11.09.2014 tarihinin muvazaa davalarındaki önemi nedir?

6552 sayılı Kanun bu tarihte yürürlüğe girmiş ve personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerine imkân tanımıştır. Daire, bu tarihten sonra kurulan ilişkinin sırf işçi teminine dayalı olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağını belirtmiş; ancak bu tarihten önceki dönemin de gerekçesiz biçimde muvazaalı sayılamayacağını, sözleşme bazında inceleme gerektiğini vurgulamıştır.

Bozma kararına uyan mahkeme neden yeniden bozma ile karşılaştı?

İlk bozma, çalışma dönemlerinin ve ihalelerin araştırılmasını istemişti. Mahkeme bu araştırmayı yeterince yapmadan 11.09.2014 tarihine kadarki dönemi muvazaalı kabul etmiş; Daire, gerekçenin ortaya konmadığını ve davanın reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararı yeniden bozmuştur. Her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud