Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Kriptoda Yurt Dışı Engeli – Yargıtay 11. CD 2025/10818

Sosyal medyada karşılaşılan bir “kripto yatırım” teklifi, Telegram üzerinden kendini müşteri temsilcisi olarak tanıtan kullanıcılar, yabancı bir internet sitesi ve sonunda kapanan bir hesap… Bu tür şikâyetlerde soruşturma makamlarının karşısına çıkan ilk engel çoğu zaman aynıdır: Failler görünmez, sunucular yurt dışındadır, iletişim yabancı menşeli uygulamalar üzerinden yürümüştür. Peki bu tablo, şikâyetin hiç araştırılmadan kapatılması için yeterli bir gerekçe midir? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, “yurt dışı kaynaklı olduğu için soruşturma yapma olanağı yok” gerekçesine dayanan bir takipsizlik kararına yapılan itirazın reddini bu soruya olumsuz cevap vererek bozmuştur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 08.09.2025 tarihli ve E.2025/549, K.2025/10818 sayılı kararıyla, kripto yatırımına yüksek kâr payı vaadiyle toplam 45.000,00 USD gönderildiği iddiasına ilişkin şikâyette verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazı reddeden sulh ceza hâkimliği kararını oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur. Daire, şikâyetçinin işlem yaptığı kripto para platformundan hesap hareketleri ve IP bilgilerinin istenmesi, yabancı menşeli mesajlaşma uygulaması için adli istinabe yoluna gidilmesi ve fail tespit edilemezse dosyanın zamanaşımı süresince daimi aramaya alınmasının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Kısa özet: Şikâyetçi, sosyal medyada ulaşan kimliği belirsiz kişilerin yüksek kâr vaadiyle yaptığı yatırım teklifi üzerine, Telegram üzerinden kendilerini müşteri hizmetleri görevlisi olarak tanıtan kullanıcıların yönlendirmesiyle farklı zamanlarda toplam 45.000,00 USD göndermiş, bir süre sonra sürekli para istenmesi ve yatırım hesabına girişinin engellenmesi üzerine dolandırıldığını anlamıştır. Tutak Cumhuriyet Başsavcılığı; sitenin yurt dışında bulunduğu, log kayıtlarına ulaşılamayacağı ve ABD adli makamlarının hafif suçlara ilişkin yardım taleplerini karşılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, Patnos Sulh Ceza Hakimliği itirazı reddetmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu gerekçeyi hatalı, soruşturmayı eksik bulmuş ve itirazın reddi kararını CMK m.309/3 uyarınca kanun yararına bozmuştur.

🌐 Şikâyetin konusu: Telegram, kripto platformu ve 45.000 USD

Karara yansıyan olay örgüsü, son yıllarda kripto yatırımı adı altında yürütülen şikâyetlerin tipik bir örneğidir. Kanun yararına bozma isteminde ve Dairenin değerlendirmesinde aktarılan olgular şöyle özetlenebilir:

  • Kimliği belirsiz kişiler şikâyetçiye sosyal medya üzerinden ulaşmış ve yüksek kâr vaadiyle yatırım teklifinde bulunmuştur.
  • Bir internet sitesi üzerinden yönlendirilen şikâyetçi, Telegram uygulamasında kendilerini müşteri hizmetleri görevlisi olarak tanıtan üç ayrı kullanıcıyla iletişim kurmuştur.
  • Bu kullanıcıların yönlendirmesiyle, bildirilen adreslere farklı zamanlarda toplam 45.000,00 USD gönderilmiştir.
  • Şikâyetçi, işlemlerini “Binance” isimli kripto para platformu üzerinden yaptığını bildirmiştir.
  • Bir süre sonra kendisinden sürekli para istenmiş, ardından yatırım hesabına ve siteye girişi engellenmiştir.

Şikâyet, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla soruşturmaya konu olmuştur. Bu bentte sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır; adli para cezası da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

🧱 Savcılığın gerekçesi: log kayıtları, veri gizliliği ve ABD

Tutak Cumhuriyet Başsavcılığı, 29.01.2024 tarihli ve 2023/441 Soruşturma, 2024/48 Karar sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda aktarıldığı hâliyle gerekçe, şikâyetin esasına değil, araştırmanın teknik ve hukuki olarak imkânsız olduğu düşüncesine dayanmaktadır:

  • Şikâyet konusu URL adresinin yurt dışında bulunduğu,
  • Bilişim suçlarında faillerin fiziki kimliğine ancak servis sağlayıcılarda tutulan “log file” kayıtları ve IP numaraları üzerinden ulaşılabileceği,
  • Yurt dışı merkezli işlemlerde ilgili ülkelerin yasal yapısı ve kişisel verilerin gizliliğine ilişkin hükümler nedeniyle bu bilgilere ulaşılamayacağı,
  • Adalet Bakanlığının 20.01.2015 tarihli yazısına göre ABD hukukunda “önemli suç / hafif suç” ayrımı bulunduğu ve hafif suçlara ilişkin yabancı adli yardım taleplerinin karşılanmadığı; bu nedenle bu yola hiç başvurulmadığı.

Savcılık bu değerlendirmeden hareketle, soruşturma yapma olanağı bulunmadığı ve somut bir tespit yapılamadığı sonucuna varmıştır. Bu karara yapılan itiraz, Patnos Sulh Ceza Hakimliğinin 16.02.2024 tarihli ve 2024/196 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş; karar CMK m.271/4 uyarınca kesin olduğundan aynı gün kesinleşmiştir.

Dikkat çekici olan, gerekçede şikâyetçinin fiilen kullandığı kripto platformundan ya da para transferlerinin geçtiği hesaplardan herhangi bir bilgi istenmemiş olmasıdır. Savcılık, yurt dışı yardım talebinin sonuçsuz kalacağını önceden kabul ederek talepte bulunmamış; yurt içinde ulaşılabilecek izler ise hiç araştırılmamıştır.

🏛️ Yargıtay neden bozdu?

Adalet Bakanlığının 17.01.2025 tarihli istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 04.02.2025 tarihli ve KYB-2025/9986 sayılı tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir. Tebliğnamede, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarihli ve 2021/1361 E., 2021/9218 K. sayılı kararına atıf yapılarak, sosyal medya hesabı hakkında açık kaynak araştırması yapılmadan ve kolluk marifetiyle kimlik tespiti denenmeden verilen takipsizlik kararlarının etkin soruşturma gereğini karşılamadığı vurgulanmıştır.

Daire, CMK m.160, 172 ve 173’ü birlikte değerlendirmiştir. Cumhuriyet savcısı suç işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmakla, şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. İtirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği ise yeterli delil yoksa itirazı reddedebilir, yeterli delil varsa kabul edebilir ya da eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.

Somut dosyada Daire, savcılığın “yurt dışı kaynaklı olduğu için soruşturma olanağı yok” şeklindeki gerekçesini açıkça “hatalı gerekçe” olarak nitelemiş, soruşturmayı da eksik bulmuştur. Soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddedilmesi Kanun’a aykırı görülmüş; Patnos Sulh Ceza Hakimliğinin kararı CMK m.309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozulmuş ve dosya CMK m.309/4-a gereğince işlem yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Dairenin çizdiği araştırma yol haritası

Kararın uygulamaya en çok ışık tutan kısmı, yurt dışı bağlantılı bir kripto şikâyetinde hangi adımların atılabileceğini somut olarak sayan bölümüdür. Daireye göre sonuca ulaşılmadan önce şu işlemlerin değerlendirilmesi gerekiyordu:

  • Kripto platformu kayıtları: Şikâyetçinin işlem yaptığını bildirdiği kripto para platformundan, şikâyetçinin bu sitedeki hesap hareketlerinin ve hesaba giriş yapan IP bilgilerinin temin edilmesi.
  • Mesajlaşma uygulaması: Telegram isimli yabancı menşeli uygulamanın şirket merkezinin tespit edilmesi ve şikâyetçiyle iletişim kuran kullanıcıların bilgilerinin istenmesi için ilgili ülkeden adli istinabe talebinde bulunulması.
  • Daimi arama: Bu araştırmaların sonucuna göre gerçek faillerin tespiti amacıyla dosyanın zamanaşımı süresi boyunca daimi aramaya alınarak soruşturmaya devam edilmesinin değerlendirilmesi.

Listenin önemi, savcılığın “hiçbir yol yok” kabulüne karşılık Dairenin en az üç farklı yolun denenmediğini göstermesidir. Bunlardan biri doğrudan yurt dışına bağlı değildir: Şikâyetçinin kendi kripto hesabına ilişkin hareketler ve giriş kayıtları, paranın izini sürmek için ilk başvurulacak kaynaklardan biridir. Adli istinabe ise sonucunun olumsuz olacağı varsayılarak hiç başvurulmayan bir yol olarak kalmamalıdır; Daire, talebin karşılanıp karşılanmayacağını önceden tahmin etmeyi soruşturmayı kapatmak için yeterli görmemiştir.

🔎 Delil tartışması: yurt içinde kalan izler

Yurt dışı kaynaklı yatırım dolandırıcılığı iddialarında failler görünmez olsa da, para hareketinin tamamen iz bırakmadan gerçekleşmesi çoğu zaman mümkün değildir. Kararın mantığı, soruşturmanın bu izlerden başlaması gerektiği yönündedir:

  • Para akışı: Şikâyetçinin gönderdiği tutarların hangi hesaplara, hangi yolla ve hangi tarihlerde aktarıldığı, kripto platformu ve varsa banka kayıtları üzerinden izlenebilir.
  • Giriş kayıtları: Hesaba erişilen IP adresleri, yalnızca şikâyetçinin değil, olası üçüncü kişi erişimlerinin de tespitine yardımcı olabilir.
  • Açık kaynak araştırması: Tebliğnamede atıf yapılan 4. Ceza Dairesi kararında vurgulandığı gibi, sosyal medya hesabı ve internet sitesi hakkında açık kaynak araştırması, kimlik tespiti için yapılabilecek ilk işlemlerdendir.
  • Benzer dosyalar: Aynı site veya kullanıcı adlarıyla başka şikâyetler bulunup bulunmadığının araştırılması, dağınık görünen iddiaları bir araya getirebilir.

Kripto platformlarındaki kimlik doğrulama kayıtlarının soruşturmadaki yeri, serideki KYC izinin araştırılmasına ilişkin 2026/4543 sayılı kararda da ele alınmıştır. Telegram üzerinden yürütülen bir başka token dolandırıcılığı iddiasında benzer eksiklikler nedeniyle verilen bozma kararı ise 2026/1903 sayılı karar yazısında incelenmiştir. Bu karardaki ayırt edici nokta ise savcılığın gerekçesinin “hile yok” ya da “hukuki ihtilaf” değil, doğrudan “araştırma imkânsız” kabulüne dayanmasıdır.

📌 Daimi arama, zamanaşımı ve kararın sınırları

Kararın doğurduğu sonuçları doğru okumak için kanun yararına bozmanın işleyişine bakmak gerekir. CMK m.309, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı, Adalet Bakanlığının istemiyle işletilen olağanüstü bir kanun yoludur. Bu dosyada şu noktalar öne çıkmaktadır:

  • Bozulan karar, davanın esasını çözmeyen bir sulh ceza hâkimliği kararıdır. CMK m.309/4-a uyarınca kararı veren merci, gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıktan sonra yeniden karar verecektir.
  • Daimi arama, uygulamada failin tespit edilemediği dosyaların kapatılmayıp zamanaşımı süresince açık tutulmasını ifade eder. Daire, “fail bulunamıyor” tespitinin takipsizlik yerine bu yöntemle karşılanabileceğine işaret etmiştir.
  • Bozma kararı, herhangi bir kişinin suç işlediğine dair bir tespit içermez; yalnızca soruşturmanın eksik yürütüldüğünü ve dayanılan gerekçenin hatalı olduğunu ortaya koyar.
  • Zaman çizelgesi dikkat çekicidir: Sulh ceza hâkimliği kararı 16.02.2024’te kesinleşmiş, Bakanlık istemi 17.01.2025’te yapılmış, Daire kararı 08.09.2025’te verilmiştir. Bu yol, şikâyetçinin doğrudan başvurabildiği bir kanun yolu değil, Bakanlık istemine bağlı istisnai bir denetim mekanizmasıdır.

Yurt dışı bağlantılı yatırım dolandırıcılığı iddialarında soruşturmanın zorluğu gerçektir; ancak karar, bu zorluğun soruşturmanın hiç başlatılmaması için gerekçe yapılamayacağını ortaya koymaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Sitenin veya uygulamanın yurt dışında olması soruşturmayı imkânsız kılar mı?

Bu kararda Daire, bu gerekçeyi hatalı bulmuştur. Yurt dışı bağlantı, delil toplamayı zorlaştırabilir; ancak kripto platformundan kayıt istenmesi, adli istinabe talebi ve daimi arama gibi yollar denenmeden “soruşturma olanağı yok” sonucuna varılamayacağı belirtilmiştir.

Adli istinabe talebinin sonuçsuz kalacağı önceden kabul edilebilir mi?

Savcılık, ABD’nin hafif suçlara ilişkin yardım taleplerini karşılamadığına dair eski bir Bakanlık yazısına dayanarak talepte bulunmamıştır. Daire ise ilgili uygulamanın şirket merkezinin tespit edilip o ülkeden bilgi istenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararın yaklaşımı, talebin sonucunun önceden varsayılmasının araştırma yapılmamasını haklı kılmadığı yönündedir.

Daimi aramaya alınan dosya ne kadar süre açık kalır?

Kararda dosyanın “zamanaşımı süresi boyunca” daimi aramaya alınmasının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu süre, iddia edilen suçun kanundaki cezasına göre belirlenen dava zamanaşımı süresidir. Bu süre içinde faillere ilişkin yeni bir bilgi elde edilirse soruşturma kaldığı yerden sürdürülebilir.

Kanun yararına bozma, gönderilen paranın geri alınacağı anlamına gelir mi?

Hayır. Bozma kararı yalnızca sulh ceza hâkimliğinin itirazın reddi kararını ortadan kaldırmış ve soruşturmanın genişletilmesi yolunu açmıştır. Paranın akıbeti, faillerin tespiti ve olası sorumluluk, yeniden yapılacak araştırmanın sonucuna bağlıdır; bu konuda kararın doğrudan bir hükmü bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara ise Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış kanun yararına bozma kararından derlenmiştir. Karar soruşturma aşamasına ilişkin olup herhangi bir kişinin suç işlediğine dair bir tespit içermez; masumiyet karinesi geçerlidir. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu