Anneannenin Torunu Evlat Edinmesi – Yargıtay 2. HD 2026/6874

Aile mahkemelerinde büyükanne veya büyükbabanın torununu evlat edinmek için açtığı davalar çoğunlukla reddedilir. Gerekçe genellikle aynıdır: Torununa bakmak zaten ahlaki bir yükümlülüktür ve bu tür davaların arkasında çoğu zaman ekonomik bir beklenti yatmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Haziran 2026’da verdiği bir kararda bu yerleşik yaklaşımı korumakla birlikte, onun her dosyaya otomatik olarak uygulanamayacağını açıkça belirtmiş ve anneannenin açtığı evlat edinme davasının reddini bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2025/10399, K.2026/6874 sayılı kararıyla, istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
📘 Kanundaki çerçeve: TMK 305-311
Türk Medeni Kanunu, küçüklerin evlat edinilmesini bir dizi koşula bağlamıştır. Kararın değerlendirilmesi için öne çıkan hükümler şunlardır:
| Madde | Düzenleme |
|---|---|
| TMK 305 | Küçüğün evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması; evlat edinmenin her hâlde küçüğün yararına olması ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi. |
| TMK 307 | Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir. |
| TMK 308 | Evlat edinilen, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olmalıdır; ayırt etme gücüne sahip küçüğün rızası aranır. |
| TMK 309 | Evlat edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir. |
| TMK 311 | Ana veya babadan biri küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa onun rızası aranmaz. |
Kanun, büyükanne veya büyükbabanın torununu evlat edinmesini yasaklamamaktadır. Bu tür davalarda belirleyici olan, kanundaki genel koşulların ve özellikle çocuğun üstün yararının somut olarak gerçekleşip gerçekleşmediğidir. TMK 314 uyarınca evlatlığın evlat edinene mirasçı olacağı ve ana-babaya ait hak ve yükümlülüklerin evlat edinene geçeceği de göz önünde tutulduğunda, mahkemelerin bu davalara neden temkinli yaklaştığı daha iyi anlaşılmaktadır.
🏛️ Aile mahkemesinden Yargıtay’a
Davayı torununu evlat edinmek isteyen anneanne açmıştır. Davalı tarafta küçüğün ana ve babası yer almış, küçüğe ayrıca bir kayyım atanmıştır. Yargılama aşamaları şöyle ilerlemiştir:
- Ankara 7. Aile Mahkemesi (E.2023/867, K.2024/816): Davanın reddi.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (E.2025/60, K.2025/1154): İstinaf başvurusunun esastan reddi.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (22.06.2026): Davacı vekilinin duruşmalı temyizi üzerine duruşma açılmış; duruşmaya davacı ve vekili katılmış, davalılar ve kayyım gelmemiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Daire ayrıca davacı yararına 40.000 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınmasına hükmetmiştir.
🧩 Daireye göre genel ilke ve istisnası
Daire, gerekçesine evlat edinme kurumunun amacını hatırlatarak başlamıştır. Kararda, son yüzyılda çocuk haklarının gelişmesiyle evlat edinmenin, çocuğun üstün yararına uygun olmak koşuluyla evlat özlemini gidermek amacıyla kullanılabileceğinin kabul edildiği; 4721 sayılı Kanun’un evlat edinmeyi sıkı koşullara bağladığı ve kurulan ilişkinin biyolojik ebeveyn-çocuk ilişkisine benzemesi için kaldırılmasını zorlaştırdığı belirtilmiştir.
Ardından Daire, büyükanne ve büyükbabaların davalarına ilişkin yerleşik yaklaşımı iki cümlede özetlemiştir:
İstisnai durumlar dışında büyükanne-dede tarafından torunlarının evlat edinilmesi amacıyla açılan davalarda asıl amacın ekonomik yarar sağlamak olduğu görüldüğünden ve bu kişilerin torunlarına bakmalarının ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmek olarak nitelendirildiğinden ret kararı verilmesi evlat edinmenin ruhuna uygundur. Ancak bu kuralın bütün davalara uygulanacağının kabul edilmesi mümkün değildir.
Kararın ağırlık merkezi bu ikinci cümledir. Daireye göre ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, somut olayın istisnai özelliklerini gözetmeden “genel duruma ilişkin gerekçelerle” karar vermiştir. Başka bir deyişle, genel kural ret yönünde olsa bile mahkemenin, dosyadaki olguların istisnai durum oluşturup oluşturmadığını ayrıca tartışması gerekmektedir.
🔍 Bozmaya götüren yedi olgu
Daire, aşağıdaki olguları “bir arada” değerlendirerek davanın kabulü gerektiği sonucuna ulaşmıştır:
- Ekonomik amaç yok: Davacı anneannenin davayı ekonomik yarar sağlamak amacıyla açmadığı anlaşılmıştır.
- Fiilî ebeveyn-çocuk ilişkisi: Davacı ile küçük arasında ebeveyn-çocuk ilişkisi kurulmuştur.
- Ana ve babanın durumu: Küçüğün annesi kendi durumu nedeniyle velayet görevini yerine getirememekte, baba ise velayet görevini yerine getirmemektedir.
- Kayyımın görüşü: Küçüğe atanan kayyım dahi evlat edinmenin çocuğun üstün yararına uygun olduğunu bildirmiştir.
- Sosyal inceleme raporu: Davacı ile torunu arasındaki bağın anne-çocuk bağı olduğu, çocuğun davacıyı annesi olarak bildiği ve evlat edinmenin çocuğun üstün yararına olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
- Diğer çocukların yararı: Evlat edinmenin davacının diğer çocuklarının menfaatlerini hakkaniyete aykırı biçimde zedeleyeceği dosyadan anlaşılamamıştır.
- Yaş farkı: Davacı ile torunu arasında yalnızca 35 yaş fark bulunmaktadır.
Bu olguların önemli bir kısmı doğrudan TMK 305’in ikinci fıkrasıyla örtüşmektedir: çocuğun yararı ile evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının korunması. 35 yaş farkı ise kanundaki 18 yaş alt sınırının oldukça üzerindedir ve büyükanne-torun ilişkisinin, yaş açısından da bir ebeveyn-çocuk ilişkisine yakın olduğunu göstermektedir. Kararda kayyımın görüşüne “dahi” sözcüğüyle vurgu yapılması, çocuğun menfaatini temsil eden kişinin de talebi desteklemesinin dosyada özel bir ağırlık taşıdığını göstermektedir.
🤝 Babanın şartlı rızası ne anlama geliyor?
Dosyada davalı baba, nafaka yükümlülüğü kalkacaksa evlat edinmeye rıza gösterdiğini beyan etmiştir. Daire bu beyanı, babanın rızasının evlat edinmede aranmasının gerekmeyeceğini gösteren bir olgu olarak değerlendirmiştir.
Bu tespit, TMK 311’deki “küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmeme” hâliyle birlikte okunabilir. Daire, babanın velayet görevini yerine getirmediğini ayrıca saptamıştır; rızanın bir mali yükümlülüğün kalkmasına bağlanması da çocukla kurulan bağın niteliği hakkında fikir vermektedir. Ana-baba rızasının aranmadığı hâllerde özen yükümlülüğünün nasıl değerlendirildiğine ilişkin farklı bir dosya için rıza olmadan evlat edinme yazısına bakılabilir.
📌 Kararın sınırları
Karar, büyükanne ve büyükbabaların torunlarını evlat edinmesine genel bir kapı açmamaktadır. Daire, yerleşik yaklaşımın ret yönünde olduğunu bizzat teyit etmiş ve sonucu dosyaya özgü istisnai olgulara dayandırmıştır. Özellikle şu noktalar sonucu belirlemiştir:
- Davanın ekonomik bir amaçla açılmadığının anlaşılması,
- Çocuğun davacıyı annesi olarak bilmesi ve bunun sosyal inceleme raporuyla desteklenmesi,
- Kayyımın da evlat edinmeyi çocuğun üstün yararına uygun bulması,
- Ana ve babanın velayet görevini fiilen yerine getirmemesi.
Bu unsurlardan biri veya birkaçı bulunmayan dosyalarda, mahkemelerin genel kurala dönmesi mümkündür. Kararın asıl mesajı ise usule ilişkindir: Mahkeme, büyükanne-büyükbaba davası olduğu için kalıp bir ret gerekçesiyle yetinemez; olguları tek tek tartışarak somut olayın istisnai nitelik taşıyıp taşımadığını açıklamak durumundadır. Torunla kişisel ilişki talepleri bakımından da benzer biçimde olağanüstü hâl ölçütünün arandığı bir karar için torunla kişisel ilişki şartı yazısı incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Büyükanne torununu evlat edinebilir mi?
Kanunda bunu yasaklayan bir hüküm yoktur. Ancak Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, istisnai durumlar dışında bu taleplerin reddi yönündedir. Bu kararda istisnai durumun varlığı kabul edilmiş ve ret kararı bozulmuştur.
Bu tür davalar neden genellikle reddediliyor?
Daireye göre bu davalarda çoğu zaman asıl amacın ekonomik yarar sağlamak olduğu görülmekte; büyükanne ve büyükbabanın torununa bakması da zaten ahlaki bir yükümlülük olarak nitelendirilmektedir.
Sosyal inceleme raporu ve kayyım görüşü ne kadar etkili oldu?
Belirleyici olgular arasında yer almıştır. Rapor, çocuğun davacıyı annesi olarak bildiğini ve aralarında anne-çocuk bağı bulunduğunu ortaya koymuş; kayyım da evlat edinmenin çocuğun üstün yararına uygun olduğunu bildirmiştir.
Bozma kararından sonra evlat edinme kesinleşti mi?
Hayır. Yargıtay ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Evlat edinme hakkında nihai kararı, bozma doğrultusunda yeniden yapılacak yargılama sonunda ilk derece mahkemesi verecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, aile hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir dosyadaki aile ilişkisi, sosyal inceleme raporu ve kayyım görüşüne dayanmaktadır; olguları farklı olan evlat edinme davalarında sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



