Kira Teminatı Bonosunun İspatı – Yargıtay 3. HD 2026/4321

Bir otel binasını kiralayan şirket, sözleşmenin imzalandığı gün kiraya verene 132.000 TL bedelli bir bono veriyor. Kiracıya göre bu senet, iki yıllık kira bedelinin güvencesidir ve ikinci yılın kirası peşin ödendiği için artık hiçbir değeri kalmamıştır. Kiraya veren ise aynı bonoyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıyor. Senedin üzerinde de kira sözleşmesinde de “teminat” kelimesi geçmiyorsa, hangi tarafın neyi ispat etmesi gerekir? Tarihlerin ve tutarların birbirine uyması, yazılı belgenin yerini tutar mı? Çanakkale’de görülen menfi tespit davasında ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kiracıya hak vermiş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise ispat kuralları bakımından farklı bir sonuca ulaşmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2026/548, K.2026/4321 sayılı kararıyla, bononun kira teminatı olarak verildiği iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin ilk derece kararını onaylayan bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏨 Otel kirası ve aynı gün düzenlenen senet
Karar metnine göre taraflar 23.05.2017 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli bir kira sözleşmesi imzalamıştır. Kiralanan, kiraya verene ait bir otel binasıdır. Kiracı aynı gün, 23.05.2017 keşide ve 23.05.2018 vade tarihli, 132.000 TL bedelli bir bono düzenleyerek kiraya verene teslim etmiştir.
Dosyadaki temel olgular şöyle özetlenebilir:
| Olgu | Karar metnindeki bilgi |
|---|---|
| Kira sözleşmesi | 23.05.2017 başlangıçlı, 3 yıl süreli; konu otel binası |
| Bono | Keşide 23.05.2017, vade 23.05.2018, bedel 132.000 TL |
| Kiracının iddiası | Senet iki yıllık kiranın teminatıdır; ikinci yıl kirası 23.05.2018’de peşin ödenmiştir |
| Takip | Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla, 66.000 TL için başlatılmıştır |
| Kiraya verenin savunması | Senette ve sözleşmede teminat kaydı yoktur; bir yıl önce ödenen kira için teminat alınması olağan değildir |
Kiracı, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve kiraya veren aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir. Kiraya veren de kiracı aleyhine tazminat talep etmiştir.
📂 Kiracıyı haklı bulan iki karar
Çanakkale 1. Sulh Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiş ve kiracının takip nedeniyle borçlu olmadığını tespit etmiştir. Mahkemenin gerekçesi, dolaylı olguların birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır:
- Kiraya veren, bononun hangi hukuki ilişkiye dayanarak verildiğini açıklamamıştır.
- Kiracının ilgili döneme ait kira bedellerini ödediği anlaşılmıştır.
- Kiraya verenin kiracısına borç para vermesi hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir.
- Kira sözleşmesi ile bononun keşide tarihi aynıdır ve senet bedeli kira alacağıyla örtüşmektedir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi de aynı yaklaşımı benimsemiştir. Bölge adliye mahkemesine göre bononun tanzim tarihi, kira başlangıcı ve ödeme tarihiyle uyumludur; senetteki miktar kira bedellerini karşılamaktadır. Bu nedenle senet kira bedelinin teminatı için verilmiştir ve kiralar ödendiğinden davanın kabulü yerindedir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Kiraya veren vekili temyizde, teminat iddiasını kiracının ispat etmesi gerektiğini, bu yönde yazılı bir belge bulunmadığını ve iki yıllık kira bedeli ile bono bedelinin uyuşmadığını ileri sürmüştür.
⚖️ 3. Hukuk Dairesinin gerekçesi
Daire, uyuşmazlığı bir menfi tespit davası olarak nitelendirmiş ve değerlendirmesini üç adımda kurmuştur.
- İspat yükü: Takibe konu bononun teminat senedi olduğunu ispat yükü davacı kiracıya aittir.
- İspat aracı: Senedin miktarı itibarıyla bu iddia, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yazılı delille ispat edilmelidir.
- Somut olay: Kira sözleşmesinde kiracının kira bedellerini teminat altına almak üzere bono verdiğine dair bir hüküm yoktur; bu yönde ayrıca düzenlenmiş ve kiraya verenin imzasını taşıyan bir belge sunulmamıştır; senedin üzerinde de böyle bir ibare bulunmamaktadır.
Bu tespitlerden sonra Daire, ilk derece mahkemesinin teminat iddiasının yazılı delille ispatlanamadığını gözeterek davayı reddetmesi gerektiğini, aksi yöndeki kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı HMK 373/1 uyarınca ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı HMK 371 uyarınca davalı kiraya veren yararına bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🧾 Bononun soyutluğu ve temel ilişki
Kararın çıkış noktası, kambiyo senetlerinin mücerret (soyut) niteliğidir. Daire bu ilkeyi şöyle açıklamıştır: Kambiyo senedindeki hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Kambiyo taahhüdünün arkasında çoğu zaman satım, bağışlama, kira veya taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem bulunur; ancak bu bir şart değildir. Böyle bir işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel ilişkinin taraflarından biri senedi düzenleyip lehtara verdiğinde, temel ilişkiden ayrı ikinci bir borç ilişkisi, yani kambiyo ilişkisi doğar.
Bu yapının ispat bakımından sonucu önemlidir. Senet kendi başına bir borç ikrarı gücü taşıdığından, senedin aslında farklı bir amaçla, örneğin yalnızca güvence olarak verildiğini söyleyen taraf, senedin görünen anlamını daraltan bir iddiada bulunmaktadır. Daire bu iddiayı ispat etme yükünü senedi düzenleyen kiracıya yüklemiştir. İlk derece mahkemesi ise gerekçesinde kiraya verenin senedin hangi ilişkiye dayandığını açıklamadığını vurgulamıştı; Daire’nin yaklaşımında bu açıklama eksikliği ispat yükünü yer değiştirmemiştir.
✍️ Neden “yazılı delil” arandı?
HMK 200/1’e göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemler, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri maddede yazılı parasal sınırı geçtiğinde senetle ispat edilmelidir. HMK 201 ise senede karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemlerin, miktarı ne olursa olsun tanıkla ispat edilemeyeceğini düzenler. 132.000 TL bedelli bir bono söz konusu olduğunda, bu senedin teminat amacıyla verildiğine dair anlaşmanın da yazılı belgeyle kanıtlanması gerekir.
Derece mahkemelerinin dayandığı olgular, yani keşide tarihinin kira başlangıcıyla aynı olması, bedelin kira tutarıyla örtüşmesi ve kiraya verenin kiracısına borç para vermesinin olağan görülmemesi, birer karine niteliğindedir. Daire bu karinelerin yazılı delil yerine geçmediğini kabul etmiştir. Kiraya verenin temyizde iki yıllık kira bedeli ile bono bedelinin uyuşmadığını ileri sürmesi de, tutar uyumunun tartışmalı olduğunu göstermektedir.
HMK 202 ise senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceğini öngörür. Delil başlangıcı, iddiayı tamamen ispatlamaya yetmese de hukuki işlemi muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş veya gönderilmiş bir belgedir. Kararda kiraya verenin imzasını taşıyan böyle bir belgenin sunulmadığı belirtilmiştir. Kiracı, davalının hesabına 11.05.2017 tarihinde 10.000 TL yatırıldığını da bildirmiştir; ancak bu ödeme Daire’nin değerlendirmesinde bononun teminat niteliğini gösteren yazılı bir delil olarak ele alınmamıştır.
📘 TBK 342 ve kira güvencesinin çerçevesi
Kira ilişkilerinde güvence, Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Maddeye göre konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka güvenceyi ancak iki tarafın rızasıyla, icra takibinin kesinleşmesiyle veya kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir.
Somut kararda bu madde tartışılmamıştır. Dairenin değerlendirmesi, uyuşmazlığın ispat boyutuyla, yani bononun teminat olarak verildiğinin kanıtlanıp kanıtlanamadığıyla sınırlı kalmıştır. Yine de karar, TBK 342’nin öngördüğü düzenli güvence modeli ile uygulamada sıkça görülen “sözleşme günü imzalanan bono” pratiği arasındaki farkı görünür kılmaktadır. Güvencenin sözleşmede açıkça kararlaştırılmadığı ve senet üzerine teminat kaydı düşülmediği durumlarda, bononun soyut niteliği ön plana çıkmakta ve ispat dengesi senedi elinde tutan lehine kurulmaktadır.
Kira güvencesiyle ilgili farklı bir uyuşmazlık, kiralananın teslim edilmeden depozitonun iadesinin istendiği tahliye olmadan depozito iadesi yazısında ele alınmıştır. İki karar birlikte okunduğunda, güvencenin türü ve nasıl belgelendiği, kira ilişkisinin sonundaki tartışmaların yönünü belirleyen unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.
💬 Sık sorulanlar
Daire kiracının kira borcunu ödemediğini mi kabul etti?
Hayır. Karar, kiraların ödenip ödenmediği konusunda yeni bir tespit içermemektedir. Daire yalnızca bononun teminat senedi olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanamadığını belirtmiş ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Tarih ve tutar uyumu neden yeterli görülmedi?
Derece mahkemeleri keşide tarihinin kira başlangıcıyla aynı olmasını ve bedelin kira alacağıyla örtüşmesini belirleyici saymıştır. Daire ise senedin miktarı nedeniyle HMK 200/1 uyarınca yazılı delil aranacağını vurgulamış; sözleşmede, senette veya kiraya verenin imzasını taşıyan ayrı bir belgede teminat kaydı bulunmadığını tespit etmiştir.
Kararda TBK 342’deki üç aylık sınır uygulandı mı?
Hayır. Karar metninde TBK 342’ye değinilmemiştir. Yazıdaki açıklama, kira güvencesine ilişkin yasal çerçeveyi göstermek amacıyla yapılmıştır; Dairenin gerekçesi ispat yükü ve yazılı delil kuralına dayanmaktadır.
Bozmadan sonra dosyada ne olur?
Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesinin yeni bir yargılama yaparak hüküm kurması söz konusu olacaktır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kira sözleşmesiyle aynı gün düzenlenen bir bononun teminat niteliğinin ispatına ilişkin tek bir dosyaya dayanır; sözleşme hükümleri, senet üzerindeki kayıtlar ve sunulan yazılı belgeler farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



