Dövizli İflas Takibinde Depo Kuru – Yargıtay 6. HD 2026/476

Dolar cinsinden bir alacak için halka açık bir holding aleyhine iflas yoluyla takip başlatılır. Yargılama yıllarca sürer; bu sırada alacaklı, bir dilekçesinde borcun o günkü Türk lirası karşılığı üzerinden depo emri verilmesini ister. Altı yıl sonra mahkeme, aynı rakam üzerinden depo emri düzenler, borçlu parayı yatırır ve iflas talebi reddedilir. Oysa aradaki sürede kur katlanarak yükselmiştir. Depo emrinde hangi tarihin kuru esas alınmalıdır?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 11.02.2026 tarihli ve E.2025/4041, K.2026/476 sayılı kararıyla, iflas davasında depo emrinin yabancı para üzerinden çıkarılamayacağını, Türk lirası karşılığının ise karar tarihine en yakın tarihteki kur esas alınarak hesaplanması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Kefaletin şekil eksikliğine ilişkin davalı itirazları ise yerinde görülmemiştir.
🏗️ Satış vaadinden borç ikrarına
Uyuşmazlık, davacı turizm ve inşaat şirketi ile bir tekstil şirketi arasında 30.04.2013 tarihinde noterde düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesiyle başlamıştır. Davacı, devredilecek taşınmazların bedeli olarak 6.000.000 USD ödemiş, sözleşmenin teminatı olarak lehine ipotek tesis edilmiştir. Ancak kat irtifakı kurulmasına rağmen devir gerçekleşmemiş, bedelin faiz ve cezai şartla iadesi konusunda anlaşılmış, kısmi ödeme yapılmış ve bakiye ödenmemiştir.
Bunun üzerine 11.10.2016 tarihinde “Borç Kabul ve Teminat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Bu sözleşmeyle asıl borçlu, faiz, cezai şart ve diğer alacaklar saklı kalmak üzere 5.030.820 ABD doları borcu kayıtsız şartsız kabul etmiş; daha önce üçüncü kişi sıfatıyla ipotek vermiş olan davalı holding de aynı borç için müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmuştur.
📑 İpotek takipleri ve iflas yoluna dönüşen takip
Borç ödenmeyince davacı önce ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla takipler başlatmıştır. İpotek limitleri dışında kalan 2.738.016,74 ABD doları bakiye alacak için ise hem asıl borçlu hem de kefil holding aleyhine genel haciz yoluyla takip yapılmış, bu takip İİK m.43 uyarınca iflas yoluyla takibe dönüştürülmüş ve her borçlu için ayrı dosya açılmıştır. Holdinge iflas ödeme emri tebliğ edilmiş, holdingin itirazı üzerine itirazın kaldırılması, İİK m.158 uyarınca depo kararı ve iflas istemiyle dava açılmıştır.
Asıl borçlu tekstil şirketi hakkında ise Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 30.09.2019 itibarıyla 17.657.363,62 TL olarak hesaplanan borç üzerinden depo emri verilmiş, borç ödenmeyince 27.11.2019 tarihinde iflasına karar verilmiştir.
✍️ Kefalette şekil eksikliği ve hakkın kötüye kullanılması
Davalı holding, TBK m.583’e dayanarak kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunmuştur. Bu maddeye göre kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Holdinge göre kefalet bedeli ve tarihi el yazısıyla yazılmamış, metin bilgisayar çıktısıdır; ayrıca sözleşme satış vaadinin eki niteliğinde olduğundan resmî şekilde yapılmalıydı.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, şekil eksikliğini kabul etmekle birlikte bu savunmayı dinlememiştir. Dayanılan olgular şunlardır:
- Kefalet tarihinde holding, asıl borçlunun yaklaşık %99,9 oranında pay sahibidir ve şirketler arasında hakim şirket–bağlı şirket ilişkisi bulunmaktadır.
- Kefalet sözleşmesini holding adına imzalayan kişi ile asıl borçlu adına imzalayan kişi aynıdır.
- Holdingin konsolide finansal tablolarına ilişkin bağımsız denetçi raporlarında ilgili tutar yer almaktadır.
- Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformunda yaptığı özel durum açıklamalarında satış vaadi sözleşmesini, asıl borçlunun temerrüdünü ve başlatılan takipleri bildirmiştir.
Bu olgular birlikte değerlendirilerek şirketler arasında menfaat birliği bulunduğu ve şekil eksikliğinin sonradan ileri sürülmesinin objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay da davalının temyiz sebeplerini bozmayı gerektirir nitelikte görmemiştir. Sermaye piyasası mevzuatı kapsamında kamuya yapılan açıklamaların, burada olduğu gibi şirketin kendi bilgisini gösteren bir delil olarak kullanıldığı bir diğer örnek için holdingde ortaklık karinesi yazısına bakılabilir.
💱 17,6 milyon TL’lik depo emri
Yargılama uzun sürmüştür. İlk derece mahkemesi, daha önce verdiği kararın istinaf aşamasında kaldırılmasının ardından yeniden yargılama yapmış, 12.10.2023 tarihli celsede itirazın kaldırılmasına karar vermiş ve iflas talebi Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve bir gazetede ilan edilmiştir. Alınan ek bilirkişi raporunda, 13.12.2024 tarihi itibarıyla depo emrine esas alacak 128.180.827,10 TL olarak hesaplanmıştır.
Ne var ki mahkeme, davacı vekillerinin 23.12.2019 tarihli dilekçesine dayanmıştır. Bu dilekçede davacı, asıl borçlu hakkındaki iflas davasında hesaplanan 17.657.363,62 TL üzerinden depo emri verilmesini istemiş ve bu tutarın hesaplandığı 30.09.2019 tarihinden depo kararına kadar geçecek süre için faiz talebi bulunmadığını bildirmiştir. Mahkeme HMK m.26’daki taleple bağlılık ilkesini gerekçe göstererek 30.01.2025 tarihli celsede 17.657.363,62 TL üzerinden depo emri vermiş; davalı bu tutarı süresinde yatırınca iflas davasını reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de 01.10.2025 tarihli kararıyla istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
🏛️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Davacı temyizinde, alacağın yabancı para alacağı olduğunu ve güncel kurla Türk lirası karşılığının çok daha yüksek olduğunu, altı yıl önceki hesaplamanın esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu itirazı yerinde bulmuş ve gerekçesini şu ilkelere dayandırmıştır:
- Depo kararının içeriği: Borçlunun ödeme emrine itirazı yerinde görülmezse İİK m.158’e uygun bir depo kararı çıkarılır. Depo kararında takip konusu borç ve fer’ileri, kararın verildiği gün itibarıyla açıkça gösterilmeli ve yedi gün içinde depo edilmemesi hâlinde iflasa karar verileceği belirtilmelidir.
- Yabancı para: İİK m.58/3’e uygun olarak yabancı para alacağının takip konusu yapılması mümkündür; ancak depo emri yabancı para üzerinden çıkarılamaz. Borçlu, kendisinden istenen tutarın Türk lirası karşılığını bilmeli ve ödemeyi buna göre yapmalıdır.
- Hesap tarihi: Hesaplama yapılırken karar tarihine en yakın tarih esas alınmalıdır. Borç dolar cinsinden olduğuna göre son karar tarihine en yakın tarihteki kur üzerinden depo emri düzenlenip tebliğ edilmelidir.
Daire, 2019 tarihli kurla hesaplama yapılmasını yerinde görmemiştir. Bununla birlikte davacının 23.12.2019 tarihli dilekçesindeki faiz istememe beyanı da göz ardı edilmemiştir. Mahkemeden beklenen; bu beyanı dikkate alarak borcu karar tarihine en yakın dolar kuru üzerinden yeniden hesaplamak, buna göre depo emri düzenlemek ve depo emrine uyulup uyulmamasına göre iflas hakkında karar vermektir.
Sonuç olarak davalının temyiz sebepleri reddedilmiş, davacının temyiz itirazları kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
🧭 Karardan çıkan pratik sonuçlar
Karar, döviz cinsinden alacaklar için yürütülen iflas takiplerinde şu noktaları öne çıkarmaktadır:
- Faiz talep etmeme beyanı, depo tutarının eski bir kurla sabitlenmesi anlamına gelmemiştir; Yargıtay iki konuyu birbirinden ayırmıştır.
- Taleple bağlılık ilkesi, yabancı para borcunun Türk lirası karşılığının hangi tarihte hesaplanacağı sorusunu çözmek için yeterli görülmemiştir.
- Kefaletin geçerliliğine ilişkin değerlendirme, halka açık bir holdingin KAP açıklamaları ve denetim raporları gibi kendi beyanları dikkate alınarak yapılmıştır.
- İpotek veren üçüncü kişi aynı zamanda müteselsil kefil ise, ipotek limiti dışında kalan alacak için kefil sıfatıyla genel haciz veya iflas yoluyla takip yapılabileceği derece mahkemesi kararında kabul edilmiştir.
Döviz cinsinden alacaklarda kur sorununun iflas masasına kayıt aşamasındaki farklı bir görünümü için batık bankada döviz mevduatı kuru yazısına bakılabilir.
❓ Sorular ve cevaplar
Yargıtay kefaleti geçerli mi saydı?
Yargıtay, davalının kefaletin şekil eksikliğine ilişkin temyiz sebeplerini bozmayı gerektirir nitelikte görmemiştir. Derece mahkemeleri, şekil eksikliğini kabul etmekle birlikte somut olgular karşısında bu eksikliğin ileri sürülmesini hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmiştir.
Depo emri dolar olarak verilebilir mi?
Kararda belirtildiğine göre yabancı para alacağı takibe konu edilebilir, ancak depo emri yabancı para üzerinden çıkarılamaz. Borçlunun depo etmesi gereken tutar Türk lirası olarak gösterilmelidir.
Davacının faiz istemediğini bildirmesi ne anlama geldi?
Yargıtay, bu beyanın yeniden yapılacak hesapta dikkate alınmasını istemiştir. Ancak beyan, borcun Türk lirası karşılığının 2019 kuruyla hesaplanmasına dayanak yapılamamıştır; hesap karar tarihine en yakın dolar kuru üzerinden yapılacaktır.
Bozmadan sonra holdingin iflası kesinleşti mi?
Hayır. Yargıtay iflasa karar vermemiş, dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Mahkeme yeni bir depo emri düzenleyecek ve iflas hakkındaki kararını bu emre uyulup uyulmamasına göre verecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, halka açık bir holding aleyhine yabancı para alacağı için yürütülen iflas yoluyla takibe ilişkin tek bir bozma kararına dayanır; dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Kefalet koşulları, şirketler arası ilişki ve hesap tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



