OHAL’de Hazine Kirasının Feshi – AYM 2020/11282

Bir şirket, Hazineye ait bir tarlayı beş yıllığına kiralıyor, üzerine yatırım yapıyor ve faaliyetini sürdürüyor. Olağanüstü hâlin ilanından birkaç ay sonra kaymakamlıktan gelen bir yazıyla kira sözleşmesi tek taraflı olarak sona eriyor. Gerekçe, şirketin değil, şirket ortaklarından birinin terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddiasıdır. İdare mahkemesi işlemi hukuka uygun buluyor, istinaf da bu sonucu değiştirmiyor. Anayasa Mahkemesi ise aynı dosyada sorunun ortağın kim olduğu değil, şirket tüzel kişiliği hakkında bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı olduğunu vurguluyor.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 17.06.2026 tarihli ve 2020/11282 başvuru numaralı kararıyla, 667 sayılı KHK’nın 8. maddesine dayanılarak Hazine taşınmazına ilişkin kira sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle başvurucu şirketin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama için dosyayı Tokat İdare Mahkemesine göndermiştir.
🌾 Hazine tarlası ve kaymakamlık yazısı
Uyuşmazlığa konu taşınmaz Erbaa ilçesinde, mülkiyeti Hazineye ait bir parseldir. Başvurucu şirket ile Erbaa Kaymakamlığı arasında, taşınmazın tarla olarak kullanılması amacıyla 24.10.2013 ile 23.10.2018 tarihleri arasında geçerli bir kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Şirket sonradan nevi değiştirmiş, bunun üzerine 27.08.2015 tarihinde eski sözleşmenin aynı şartlarla devamı için bir kiralama devir sözleşmesi yapılmıştır.
23.07.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 8. maddesi, kamu idarelerine ait taşınmazların kiracıları ve yararlanıcıları bakımından özel bir fesih yolu öngörmüştür. İdare, 21.02.2017 tarihli yazısıyla bu maddeye ve 371 sayılı Millî Emlak Genel Tebliği’ne dayanarak sözleşmenin feshedildiğini başvurucuya bildirmiştir.
667 sayılı KHK, 6749 sayılı Kanun ile değiştirilerek kabul edilmiştir. Mevzuat bilgi sistemindeki 6749 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre kamu idarelerine ait taşınmazların yararlanıcıları ile kiracılarının millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, iltisakı veya irtibatının değerlendirilmesi hâlinde irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmeleri ilgili kurumca resen iptal edilir. Maddenin ikinci cümlesi, bu durumda taşınmaz üzerinde sonradan yapılan bina, yapı ve tesisler ile her türlü taşınır, alacak ve hakların 23.07.2016 tarihinden geçerli olmak üzere bedelsiz olarak Hazineye devredilmiş sayılacağını düzenler.
🏛️ İdare mahkemesi neye dayandı?
Şirket, fesih işleminin iptali için Tokat İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme iptal talebini reddetmiş; gerekçesini tamamen bir şirket ortağının durumu üzerine kurmuştur. Karara göre bu ortak:
- şirketin yarı yarıya ortağı, yönetim kurulu başkanı ve ilk genel müdürüdür,
- hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kamu davası açılmıştır ve yargılama sürmektedir,
- olağanüstü hâl kapsamında KHK ile kapatılan iki derneğin yönetiminde görev almış, aynı kapsamda kapatılan bir şirkette üyeliği bulunmuştur.
Mahkeme bu olgulardan hareketle başvurucu şirketin terör örgütüyle iltisakı ve irtibatı bulunduğunu kabul etmiş ve işlemi hukuka uygun bulmuştur. Karar istinaf denetiminden geçerek 29.01.2020 tarihinde kesinleşmiş, şirket nihai hükmü 12.02.2020’de öğrenip 09.03.2020’de bireysel başvuruda bulunmuştur.
Başvuruda şirket vekili, ortağın atılı suçlardan beraat ettiğini, kira sözleşmesinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu ve taşınmaz için büyük masraflar yapıldığını ileri sürmüş; masumiyet karinesi, kanunilik, ayrımcılık yasağı, adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı ise feshin şirketin suçluluğu anlamına gelmediğini, idari denetimde ceza yargılamasına göre daha düşük bir delil ölçütü olan iltisak/irtibat şartının arandığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi başvuruyu yalnızca mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir.
📏 Anayasa Mahkemesinin ölçütü: OHAL’de de ölçülülük
Kararın kısa olmasının nedeni, Anayasa Mahkemesinin aynı konudaki ilkeleri birkaç ay önce Genel Kurul düzeyinde belirlemiş olmasıdır. Bölüm, olay ve olguları benzer nitelikteki 27.01.2026 tarihli Genel Kurul kararına (B. No: 2018/11348) atıf yapmış ve bu dosyada ondan ayrılmayı gerektiren bir durum görmemiştir.
Anayasa’nın 15. maddesi, olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının “durumun gerektirdiği ölçüde” kısmen veya tamamen durdurulabileceğini düzenler. Mahkemeye göre kira sözleşmesinin iptaline yönelik tedbirin keyfî olmaması ve bu konudaki uyuşmazlıkların mülkiyet hakkının gereklerine göre çözülmesi, olağanüstü yönetim dönemlerinde de geçerli olan temel güvencelerdir. Bu nedenle nihai inceleme, tedbirin durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığına yöneliktir.
Atıf yapılan Genel Kurul kararında öne çıkan tespitler, kararda şöyle özetlenmiştir:
- İdarenin kararında şirket ortakları olan gerçek kişilere ilişkin olgulara dayanılmış, şirket tüzel kişiliğine ilişkin herhangi bir olguya yer verilmemiştir.
- Mal varlığının bedelsiz devri, sözleşmenin iptaline bağlanmış otomatik bir sonuçtur; idare veya mahkemeler devir konusunda ayrı bir değerlendirme yapamamaktadır.
- Kamuya geçen mal varlığının suçla bağlantısı olmadığına dair iddiaların incelenebileceği bir yolun bulunmaması, ölçülülük yönünden sorun oluşturmaktadır.
- Sözleşmenin iptalinden sonra taşınmazın tahliyesi için herhangi bir geçiş süresi öngörülmemiştir.
🏢 Ortak başka, şirket başka
Kararın çekirdeği, 13. ve 14. paragraflardaki tespittir. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin gerekçesini ayrıntılı biçimde aktardıktan sonra mahkemenin özellikle ortağın terör örgütüyle ilişkili olduğu yönünde değerlendirmelere yer verdiğini, ancak başvurucu şirket yönünden 8. maddede ifade edilen üyelik, iltisak veya irtibat bağlamında bir değerlendirme yapmadığını belirtmiştir.
Ortağın şirketin yarısına sahip olması ve yönetimde etkin bir konumda bulunması, mahkemenin gözünde şirketle bağlantının kurulması için yeterli görülmüştü. Anayasa Mahkemesine göre ise bu yaklaşım, tüzel kişiliğin kendisi hakkında bir tespit yerine geçmemektedir. Sonuç olarak:
- Şirket tüzel kişiliğinin terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı yargılama makamlarınca gerektiği şekilde ortaya konulmamıştır.
- Şirketin uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve itirazları ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmamıştır.
- Kira sözleşmesinin iptali ve taşınmaz üzerindeki mal varlığının bedelsiz devri suretiyle yapılan müdahale, OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçüde değildir.
Mahkeme bu nedenle Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 15. maddedeki ölçütlere uygun olmadığına hükmetmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
KHK ile Hazineye geçen bir taşınmazda farklı bir usul sorununu, yani muvazaa davasında etkili başvuru hakkını inceleyen bir Anayasa Mahkemesi kararı için KHK ile Hazineye geçen tapuda dava yazısına bakılabilir.
⚖️ Giderim: yeniden yargılama, tazminat yok
Başvurucu ihlalin tespitini, yeniden yargılamayı ve 200.000 TL manevi tazminatı talep etmişti. Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirtmiş; Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddelerine dayanarak dosyayı Tokat İdare Mahkemesine (E.2017/271, K.2018/71) göndermiştir.
6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde, mümkünse dosya üzerinden karar verir. Kararda ayrıca ihlal kararının davanın kabulü veya reddi yönünde bir tutum anlamına gelmediği, delilleri değerlendirme yetkisinin derece mahkemesinde olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucuya 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedilmiştir.
🧭 Benzer dosyalar için kararın taşıdığı anlam
Karar, 667 sayılı KHK’nın 8. maddesi kapsamında kamu taşınmazlarına ilişkin kira, irtifak ve intifa haklarının iptali uyuşmazlıklarında Genel Kurul içtihadının Bölüm düzeyinde de istikrarla uygulandığını göstermektedir. Kararın metninden çıkan başlıca değerlendirme ölçütleri şunlardır:
| Soru | Kararın yaklaşımı |
|---|---|
| Kime ilişkin tespit aranır? | Kiracı veya hak sahibi olan şirket tüzel kişiliğine |
| Ortağın durumu yeterli mi? | Tek başına şirket hakkında değerlendirme yerine geçmez |
| Gerekçe yükü | Sonuca etkili itirazlar ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmalı |
| Bedelsiz devir | Ayrı inceleme imkânı olmaması ölçülülük yönünden sorunlu |
| Giderim | Yeniden yargılama; somut olayda tazminat reddedildi |
Bu tablo, kararın kendi içeriğinin bir özetidir; yeniden yargılamada mahkemenin hangi sonuca ulaşacağı ihlal kararından çıkarılamaz. Mülkiyet hakkına idari bir şartla yapılan müdahaleyi farklı bir bağlamda inceleyen karar için ruhsat için bedelsiz terk şartı, ihlal kararı sonrasında yapılan yeniden yargılamanın kapsamına ilişkin bir istinaf kararı için AYM sonrası holding davası yazıları incelenebilir.
❓ Merak edilenler
Anayasa Mahkemesi feshin kendisini iptal etti mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi idari işlem niteliğinde karar veremez; yalnızca mülkiyet hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyayı Tokat İdare Mahkemesine göndermiştir. Uyuşmazlık hakkında yeni kararı bu mahkeme verecektir.
Masumiyet karinesi ve ayrımcılık iddiaları ayrıca incelendi mi?
Başvurucu bu iddiaları da ileri sürmüştü; ancak Anayasa Mahkemesi başvuruyu mülkiyet hakkı kapsamında incelemiş ve kabul edilebilirlik ile esas değerlendirmesini bu hakla sınırlı tutmuştur.
Neden manevi tazminata hükmedilmedi?
Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle 200.000 TL’lik manevi tazminat talebi reddedilmiş, yalnızca yargılama giderlerinin ödenmesine karar verilmiştir.
Bakanlığın “daha düşük delil ölçütü” görüşü neden sonucu değiştirmedi?
Bakanlık, iltisak/irtibat şartının ceza yargılamasından daha düşük bir delil ölçütü gerektirdiğini savunmuştu. Anayasa Mahkemesi ise ölçütün düzeyinden çok, bu değerlendirmenin şirket tüzel kişiliği bakımından hiç yapılmamış olmasını belirleyici saymıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer yüksek mahkeme kararları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. İhlal kararı, yeniden yargılamada davanın kabul veya reddi yönünde bir sonuç içermez; yeniden yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Ortaklık yapısı, şirket hakkındaki tespitler ve idari işlemin gerekçesi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



