Fazla Mesaide Yıllık Onay Şartı – AYM 2020/24751

İşe girerken önünüze konan evrak yığınının içinde bir disiplin yönetmeliği, o yönetmeliğin bir maddesinde de “aylık ücrete yıllık 270 saate kadar fazla çalışma dâhildir” cümlesi bulunabilir. Bu tek imza, altı yıl boyunca haftada beş saat fazla çalışan bir satış şefinin fazla mesai alacağını ortadan kaldırmaya yeter mi? İş mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi “yeter” demiş; Anayasa Mahkemesi ise imzanın atıldığı tarihte yürürlükte olan kuralın her yıl yeniden onay aradığını hatırlatarak işçinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 22.09.2026 tarihli ve 2020/24751 başvuru numaralı kararıyla, fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin işe girişte verilen tek seferlik onayın, 25.08.2017 öncesindeki yıllar bakımından fazla çalışma alacağını ortadan kaldırdığı yorumunu öngörülemez bularak Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına oy birliğiyle hükmetmiştir.
✍️ Bir imza, altı yıllık fazla mesai
Başvurucu, bir pazarlama ve dağıtım şirketinde 12.03.2010 tarihinden 2016 yılının Temmuz ayına kadar bölge satış şefi olarak çalışmış, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirmiştir. Çalıştığı süre boyunca fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek 18.08.2016 tarihinde İstanbul 25. İş Mahkemesinde fazla çalışma ve genel tatil alacağı davası açmıştır.
Bilirkişi raporlarının ardından başvurucu, 28.11.2018 tarihinde davayı ıslah ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 12.064,82 TL talep etmiştir. Bu tutarın kalemleri şöyledir:
- 1.869,33 TL genel tatil alacağı,
- 1.769,33 TL ihbar tazminatı,
- 10.295,49 TL fazla çalışma alacağı.
Uyuşmazlığın düğüm noktası, işçinin işe girdiği gün imzaladığı bir belgedir. Başvurucu, “Yönetim Kurulunca kabul edilip tarafıma duyurulan Personel Yönetmeliği’nin bir eki niteliğindeki Disiplin Yönetmeliği’ni teslim aldım.” ibaresini imzalamıştır. Bu disiplin yönetmeliğinin 14. maddesinin son fıkrasına göre satış şeflerinin de aralarında bulunduğu personele ödenen aylık ücretlere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinde belirtilen yıllık 270 saatlik fazla çalışma ücreti dâhildir. Hizmet sözleşmesinin kendisinde ise böyle bir hüküm yoktur.
🏢 İş mahkemesi ve istinaf neden reddetti?
İş Mahkemesi 17.12.2019 tarihli kararında iki ayrı sonuca ulaşmıştır. Genel tatil alacağı kabul edilmiş, 1.869,33 TL’lik tutardan işçinin raporlu, izinli ve mazeretli olduğu günler gözetilerek takdiren %30 indirim yapılmış ve 1.308,63 TL‘nin en yüksek banka mevduat faiziyle tahsiline hükmedilmiştir. Fazla çalışma alacağı ise reddedilmiştir.
Ret gerekçesi dikkat çekicidir; çünkü mahkeme fazla çalışmanın varlığını inkâr etmemiştir. Tanık beyanları ve bunlarla uyumlu şirket içi e-posta yazışmalarına göre işçinin haftada beş saat fazla çalıştığı kabul edilmiştir. Buna rağmen mahkeme, disiplin yönetmeliğindeki hükmün geçerli olduğunu, işçinin aylık brüt 4.570 TL ücretinin asgari ücretin üzerinde bulunduğunu ve bu nedenle fazla çalışma karşılığının ücrete dâhil sayılması gerektiğini belirtmiştir.
Başvurucu istinaf dilekçesinde şu itirazı öne çıkarmıştır: İşe girişte alınan onay yalnız o yıl için geçerlidir; sonraki her yıl için işçiden ayrıca yazılı onay alınması gerekir. Bu kural, 06.04.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin 9. maddesinde açıkça yer almaktadır. Başvurucu bu görüşü desteklemek için Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin E.2013/8243, K.2014/7400 ve 9. Hukuk Dairesinin E.2015/20164, K.2017/11137 sayılı kararlarını göstermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi 26.03.2020 tarihinde istinaf başvurusunu miktar yönünden kesin olarak reddetmiştir. Daireye göre işçi işe girdiği gün imzaladığı belgeyle yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olmasına onay vermiştir; sonraki yıllar için her yıl aynı onayın alınması gerekli değildir. İşçi 16.07.2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı
Anayasa Mahkemesi başvuruyu, olay ve olguları benzer nitelikteki 22.02.2022 tarihli ve 2019/1450 başvuru numaralı Birinci Bölüm kararında olduğu gibi mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Uyuşmazlık iki özel kişi arasında olduğundan inceleme, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden yapılmıştır:
Gerekçe, emsal karardaki şu ilkelere dayanır:
- Meşru beklenti: Fazla çalıştığı derece mahkemelerince kabul edilen işçinin, İş Kanunu m.41/2’den kaynaklanan fazla çalışma ücretini elde edeceğine ilişkin meşru beklentisi vardır; bu beklenti mülkiyet hakkının koruması altındadır.
- Feragat kural olarak mümkündür: Mülkiyet hakkı, malikin fazla çalışma ücretinden feragat etmesini yasaklamaz. İşçinin sözleşmede fazla çalışma karşılığının ücrete dâhil olduğunu kabul etmesine dayanılarak ücrete hükmedilmemesi, kural olarak Anayasa’nın 35. maddesini ihlal etmez.
- Ama kanuna aykırı çalışmadan feragat edilemez: Fazla çalıştırmanın kanuna uygun olmadığı hâllerde, önceden verilmiş rızadan hareketle ücretten feragat edildiği sonucuna varılamaz.
- Geçerli feragatin koşulları: Feragat iradesi açık olmalı, sonuçları kişi bakımından makul olarak öngörülebilir olmalı, asgari usul güvenceleri sağlanmalı ve feragati meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararı bulunmamalıdır.
Mahkemeye göre İstanbul BAM 29. Hukuk Dairesinin, işe girişte verilen feragatin emredici hükümlere aykırı çalıştırma karşılığında doğan hakları da kapsadığı yönündeki yorumu öngörülebilir değildir. Bu değerlendirme “ağır hata” niteliğindedir; işçiyi ölçüsüz bir külfete katlanmak zorunda bırakmış ve işveren ile işçinin menfaatleri arasında ciddi bir dengesizlik yaratmıştır. Somut başvuruda emsal karardan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmadığından mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
📅 2017 öncesi ve sonrası: onay kuralı
Kararın en somut yönü, zamana bağlı bir ayrım yapmasıdır. İş Kanunu m.41’in yedinci fıkrası açıkça “Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.” der; sekizinci fıkra da toplam fazla çalışmanın bir yılda 270 saati aşamayacağını öngörür. Kanunun verdiği yetkiyle çıkarılan ikincil düzenleme ise bu onayın her yılın başında ve yazılı olarak alınmasını zorunlu tutmuştur.
Anayasa Mahkemesi, onayın her yılın başında alınması zorunluluğunu öngören hükmün 25.08.2017 tarihine kadar yürürlükte kaldığını vurgulamıştır. Buna göre:
- 25.08.2017 öncesinde işçinin yılın başında onayı alınmadan fazla çalıştırılması emredici kurallara aykırıdır.
- Başvurucu 2010-2016 yılları arasında, yani yıllık onay şartının yürürlükte olduğu dönemde çalışmıştır; bu nedenle ilk yıl dışındaki fazla çalışmaları emredici hükümlere aykırı yaptırılmıştır.
- 25.08.2017’de yürürlüğe giren düzenleme, iş sözleşmesi imzalanırken verilen onayı yeterli görmektedir; ancak bu yeni kural, geçmişte yıllık onay alınmadan yaptırılmış fazla çalışmaları sonradan hukuka uygun hâle getirmez.
Mahkeme, emredici hükümlere aykırı olarak fazladan çalıştırılan kişinin fazla çalışma ücretinden feragat etmesinin, işçi menfaatlerinin korunmasındaki üstün kamusal yararla çeliştiğini belirtmiştir. Ücret istemeden fazla çalışmaya rıza gösterildiği kabul edilse bile bu rıza, kanuna aykırı yaptırılan fazla çalışmayı kapsamaz.
⏳ Makul süre şikâyeti neden incelenmedi?
Başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünü de ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi bu şikâyeti esastan incelememiştir. Genel Kurulun 27.04.2023 tarihli ve 2022/100837 başvuru numaralı kararı ile İkinci Bölümün 19.03.2024 tarihli ve 2019/39635 başvuru numaralı kararında belirlenen ilkelere göre makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarda önce Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerekir. Bu yol tüketilmediğinden başvurunun bu kısmı kabul edilemez bulunmuştur.
🔁 Kararın uygulamadaki yeri
Anayasa Mahkemesi giderim olarak yeniden yargılama yolunu seçmiştir. Kararın bir örneği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 25. İş Mahkemesine (E.2019/398, K.2019/800) gönderilmiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi, ihlal kararındaki ilkelere uygun yeni bir karar verecektir. Ayrıca 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
Kararın uygulamaya yansıyan sonuçları şöyle özetlenebilir:
- “Fazla çalışma ücrete dâhildir” kaydı tek başına her dönem için belirleyici değildir; fazla çalışmanın hangi tarihlerde yapıldığı ve o tarihte yürürlükte olan onay kuralı ayrıca incelenir.
- 2017 öncesine ait dönemlerde işe girişteki tek onay, ilk yıl dışındaki fazla çalışmalar bakımından yeterli görülmemiştir.
- Miktar nedeniyle Yargıtay denetimine çıkamayan küçük tutarlı işçilik alacaklarında bireysel başvuru, bu tür yorum hatalarının ileri sürülebildiği yol olarak öne çıkmaktadır.
Fazla mesainin tanıkla ispatına ilişkin bir başka emsal için menfaat birliği bulunan tanığın beyanı kararına; müfettiş raporuyla tespit edilen fazla çalışmanın prim boyutu için ek bildirge ve fazla çalışma kararına bakılabilir. Konunun genel çerçevesi fazla mesai ücrete dahildir kaydı ve fazla mesaide işçi onayı yazılarında ele alınmaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
Sözleşmedeki 'fazla mesai ücrete dahildir' kaydı geçersiz mi?
25 Ağustos 2017 tarihi neden önemli?
Anayasa Mahkemesi işçiye fazla mesai ücretini kendisi mi ödetti?
Yargılamanın uzunluğu için neden karar verilmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; işçilik alacakları ve anayasal haklara ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, 2010-2016 yılları arasındaki bir çalışma ilişkisine ve o dönemde yürürlükte olan onay kuralına dayanır; mülkiyet hakkı yönünden ihlal tespit edilmiş, alacak miktarı yeniden yargılamaya bırakılmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; fazla çalışmanın yapıldığı döneme, onayın alınma biçimine ve tarihine, sözleşme ve eklerinin içeriğine ve ispat durumuna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




