Emsal KararlarForex Hukuku

Kurulmayan Tesiste Bakiye Bedel – İzmir BAM 11. HD 2026/802

Yatırımcı, yarı payını aldığı bir su şirketinde dolum tesisinin kurulması için ortağına 2.500.000 TL ödemeyi kabul eder; 1.500.000 TL’yi peşin verir, kalan 1.000.000 TL’yi şirketin dağıtacağı kârdan ödemeyi üstlenir. Yıllar sonra tesis üretime geçmemiştir; yatırımcıya gösterilen makine faturası ve teşvik belgesi ise ceza yargılamasına konu olmuştur. Buna rağmen işi üstlenen ortak, “edimlerimi yerine getirdim” diyerek bakiye 850.000 TL’yi dava eder. Bu talep karşılık bulur mu?

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 07.05.2026 tarihli ve E.2023/1818, K.2026/802 sayılı kararıyla, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin davayı reddeden kararına karşı davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, sözleşmedeki edimin yalnızca arazi devri, bina ve makine alımından ibaret olmadığını, tesisin “üretime hazır hâle getirilmesi” olduğunu ve bakiye bedelin şirketin kâr dağıtmasına bağlandığını kabul etmiştir.

Kısa özet: İki ortaklı bir limited şirkette, şirket müdürü olan ortak, 15.07.2011 tarihli sözleşmeyle 19 litrelik pet şişe dolum tesisini kurup üretime hazır hâle getirmeyi üstlenmiş; diğer ortak karşılığında 2.500.000 TL ödemeyi kabul etmiştir. Ödemenin 1.500.000 TL’si peşin yapılmış, 1.000.000 TL’si şirketin dağıtacağı kârın en az yarısından karşılanmak üzere şarta bağlanmıştır. Tesisin gerekli izinleri alınamamış ve üretime geçilememiştir. Daire, edimin tam olarak ifa edilmediğini ve kâr payı dağıtıldığının ispatlanamadığını belirterek bakiye alacak davasının reddini yerinde bulmuştur.

💧 Ortaklık payı, tesis taahhüdü ve iki aşamalı ödeme

Kararda aktarılan bilgilere göre şirketin iştigal alanı içme suyu çıkarılması, işletilmesi, su dolum tesisi kurulması ve pazarlanmasıdır. Şirket kurulduğu sırada, su ruhsatı ve benzeri izinler dışında kayda değer bir malvarlığına sahip değildir. Yatırımcı ortak, 03.07.2011 tarihli adi yazılı belgeyle 200.000 TL karşılığında şirketin %50 payını edinmiş; pay devri 14.07.2011 tarihinde gerçekleşmiştir.

Bir gün sonra, 15.07.2011 tarihinde yapılan ve davaya dayanak olan sözleşmenin ana hatları şöyledir:

TarafÜstlendiği edim
Şirket müdürü olan ortak (davacı)Suyun çıktığı arazinin şirkete geçmesini, dolum tesisi için arazi satın alınmasını, gerekli inşaatın yapılmasını, makinelerin alınmasını ve 19 litrelik pet şişe dolum tesisinin üretime hazır hâle getirilmesini sağlamak
Yatırımcı ortak (davalı)1.500.000 TL peşin; 1.000.000 TL ise şirketin her hesap dönemi sonunda alacağı kâr dağıtım kararıyla bu ortağa düşecek kârın en az %50’sinden, 1.000.000 TL’ye ulaşıncaya kadar

Davacı, kararlaştırılan bedelden bakiye 850.000 TL’nin ödenmediğini ileri sürerek bu tutarın 12.06.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle ve 5.000 TL munzam zararla birlikte tahsilini istemiştir. Davacıya göre sözleşme; taşınmaz satımı, inşaat ve makine kurulumunu içeren bir “karma sözleşme”dir ve kararlaştırılan bedel götürü bir bedeldir.

⚖️ Tarafların birbirine yönelttiği iddialar

Davalı yatırımcı ise borcun hiç doğmadığını savunmuştur. Savunmada öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Dolum tesisi olarak adlandırılan yapı için 2011 yılında “zirai amaçlı depo” yapı izni alınmış, yapı kullanma izni de bu nitelikle verilmiştir.
  • Valilikçe oluşturulan inceleme kurulunun 05.03.2013 tarihli raporunda deponun toprakla bitişik olduğu, depo ve manevra odası olarak iki bölümden oluşmadığı, laboratuvar ve sosyal alanların bulunmadığı tespit edilmiştir.
  • Kuyudan alınan numunelerde yönetmeliğe aykırı mikrobiyolojik parametreler saptanmış, kuyu kapatılmıştır.
  • Ortaklık sürecinde mevcut yatırım teşvik belgesine göre saatte 1.100 adet üretim yapan bant alınması kararlaştırılmışken, peşin ödemeden sonra saatte 500 adet üretim yapan bant için yeni bir proforma fatura ve yeni bir teşvik belgesi alınmıştır.

Davalı ayrıca, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğinin daha önceki bir ticari davada da tespit edildiğini ileri sürmüştür.

🧾 Ceza ve hukuk dosyalarının yansıması

İlk derece mahkemesi, hükmünü kurarken önceki yargılamaları da değerlendirmiştir. Kararda aktarıldığı şekliyle tablo şöyledir:

  1. Önceki ticari dava: Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/390 Esas, 2014/274 Karar sayılı ve kesinleşen kararında, davacının damacana su dolum tesisinin yapımı ve ekipmanların kurulması işini tam olarak yerine getirmediği, şirketin faaliyete geçirilemediği kabul edilmiştir.
  2. Ceza yargılaması: Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davacının 680.860 Euro bedelli proforma fatura ve yatırım teşvik belgesini göstererek sözleşme imzalattığı, ardından daha düşük bedelli makineler için yeni belge alıp düşük bedelli makineyi kurduğu kabulüyle TCK m.158/1-h kapsamında nitelikli dolandırıcılıktan hüküm kurmuştur. Aynı dosyada, gerçekte para yatırılmadığı hâlde toplam 300.000 Euro bedelli sahte dekont düzenlenip şirket belgelerine eklendiği gerekçesiyle özel belgede sahtecilikten de hüküm kurulmuştur.
  3. Yargıtay incelemesi: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, özel belgede sahtecilik hükmünü onamış ve bu hüküm 26.10.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Nitelikli dolandırıcılık yönünden ise eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu belirtilerek bozma kararı verilmiştir.
  4. Bozma sonrası: Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi, bozmaya uyarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir; kararda bu hükmün kesinleşmediği belirtilmektedir.

Bu nedenle olayın ceza hukukundaki nihai nitelendirmesi, hukuk kararının verildiği tarih itibarıyla dolandırıcılık değil, kesinleşmemiş bir güveni kötüye kullanma mahkûmiyeti ile kesinleşmiş bir özel belgede sahtecilik mahkûmiyetidir. Hukuk mahkemesi bakımından belirleyici olan ise sözleşmedeki edimin ifa edilip edilmediğidir. TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesi konusunda ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir.

🏛️ İlk derece mahkemesi ve Dairenin kararı

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi, 31.05.2023 tarihli ve 2022/684 Esas, 2023/344 Karar sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme, sözleşmeyi vekâleten imzalayan ikinci davalının bizzat taraf olmadığını ve diğer davalının borcunu devraldığına ilişkin delil bulunmadığını, davacının ise tesisi üretime hazır hâle getirme edimini ifa etmediğini kabul etmiştir.

📎 Karar metni: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔍 Sözleşme nasıl yorumlandı?

Daire, değerlendirmesine sözleşmenin kuruluşu ve yorumuna ilişkin genel kurallarla başlamıştır. TBK m.1’e göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. TBK m.19 ise bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde, tarafların kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenler.

Bu çerçevede Daire, sözleşmenin 1. ve 4. maddelerini birlikte okumuştur:

  • 1. madde, davacıyı “şirketin asıl fiili işi olacak” dolum tesisinin üretime hazır hâle getirilmesinden sorumlu tutmaktadır; arazi, inşaat ve makine alımı bu sorumluluğun yerine getirilme yollarıdır.
  • 4. madde, bakiye 1.000.000 TL’nin ödenmesini şirketin kâr dağıtım kararlarına ve yatırımcıya düşen kârın en az yarısına bağlamaktadır.
  • Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, edim salt şirkete arazi kazandırma, bina yapımı ve makine tesisatının satın alınıp kurulmasıyla tamamen ifa edilmiş sayılmamaktadır.
  • Gerekli izinler alınamadığından tesis üretime geçmemiş; şirketin kâr payı dağıtacak şekilde faaliyette bulunduğu da ispatlanamamıştır.

Daire ayrıca, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve ek raporuna göre davacının şirkete devrettiği taşınmazların ve yaptığı işlerin değerinin, davalıdan alınan bedelin altında kaldığının tespit edildiğine dikkat çekmiştir. Davanın her iki davalı yönünden esastan reddedildiği gözetilerek nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de yerinde bulunmuştur.

🧪 Bilirkişi raporu ve yönetmelik şartları

Davacı istinafta; bilirkişilerin resmî onay belgesine rağmen suyun amaca uygun olmadığı yönünde rapor verdiğini, değerlendirmenin müdürlüğün devredildiği 28.01.2013 tarihine göre yapılması gerektiğini ve kısmi ifa oranında bedel belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesinin itibar ettiği 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ise zirai depo olarak geçen binanın su deposu olarak kullanılmasının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe aykırı olduğunu, ilk başvuru, inceleme ve analiz şartlarının, proje belgelerinin ve kaptaj, isale, depo, imlahane gibi tesis özelliklerinin sağlanmadığını tespit etmiştir. Daire, bu tespitlere dayanan değerlendirmede isabetsizlik görmemiş ve davacının diğer istinaf sebeplerini sonuca etkili bulmamıştır.

📌 Yatırım ortaklıkları açısından notlar

Karar, ortaklık payı edinen yatırımcı ile işi yürütmeyi üstlenen ortak arasındaki sözleşmelerde şu noktaların belirleyici olduğunu göstermektedir:

  • Edimin “üretime hazır hâle getirmek” gibi bir sonuca bağlanması hâlinde, ara aşamaların tamamlanması tek başına tam ifa sayılmamıştır.
  • Bedelin bir kısmının kâr dağıtımına bağlanması, bu kısım bakımından alacağın doğumunu şirketin fiilen kâr dağıtmasına bağlamıştır; kâr dağıtıldığını ispat yükü alacağı isteyen taraftadır.
  • Önceki kesinleşmiş ticari karar, bilirkişi raporu ve idari inceleme raporları birlikte değerlendirilmiştir.
  • Sözleşmeyi başkası adına vekâleten imzalayan kişi, borcu ayrıca üstlenmediği sürece sözleşmeden doğan bedelden sorumlu tutulmamıştır.

Yatırım amacıyla kurulan ortaklıklarda paranın akıbetine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için yatırım ortaklığında zamanaşımı yazısına, şirket yöneticisinin satış sırasında aldatıcı davranışının ceza boyutu için ise satılmış villayı yeniden satan şirket yetkilisi yazısına bakılabilir. Kararda temyiz yolu açık bırakılmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Daire davacının nitelikli dolandırıcılık işlediğini kabul etti mi?

Hayır. Hukuk kararı, ceza dosyalarını ilk derece mahkemesinin gerekçesinde aktarıldığı şekliyle yansıtmaktadır. Buna göre nitelikli dolandırıcılık hükmü Yargıtay’ca bozulmuş, bozma sonrası hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen karar kesinleşmemiştir. Özel belgede sahtecilik hükmü ise kesinleşmiştir. Davanın reddi, sözleşmedeki edimin ifa edilmemesine dayanmaktadır.

Arazi devri ve makine alımı neden yeterli görülmedi?

Sözleşmenin 1. maddesi davacıyı tesisin üretime hazır hâle getirilmesinden sorumlu tutmuş, 4. madde bakiye bedeli kâr dağıtımına bağlamıştır. Daire bu iki maddeyi birlikte yorumlayarak edimin, tesisin fiilen işletmeye alınabilir hâle gelmesiyle tamamlanacağı sonucuna varmıştır.

Bakiye 1.000.000 TL hangi şarta bağlanmıştı?

Şirketin her hesap dönemi sonunda kâr dağıtım kararı alması ve yatırımcı ortağa düşecek kârın en az %50’sinin, toplam 1.000.000 TL’ye ulaşıncaya kadar davacıya ödenmesi şartına bağlanmıştı. Şirketin bu şekilde kâr dağıttığı ispatlanamamıştır.

Sözleşmeyi vekil olarak imzalayan davalı neden sorumlu tutulmadı?

İlk derece mahkemesi, bu davalının sözleşmeye yalnızca vekil sıfatıyla imza attığını, sonradan payları devralmış olsa da diğer davalının sözleşmeden doğan borcunu üstlendiğine dair delil sunulmadığını belirtmiştir. Daire de davanın her iki davalı yönünden reddini yerinde bulmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Ceza yargılamasına ilişkin bilgiler, hukuk kararında aktarıldığı kadarıyla verilmiştir; ilgili ceza hükmünün bir bölümü kesinleşmemiştir. Değerlendirme tek bir istinaf kararına dayanır ve karara karşı temyiz yolu açık bırakılmıştır. Sözleşme hükümleri, ifa durumu ve deliller farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu