Faturasız Pilot Eğitim Gideri – Yargıtay 9. HD 2025/10330

Bir havayolu şirketi, pilot adayının eğitim masrafını üstlenip bu masrafı yıllar boyunca maaştan keserek geri alıyorsa ve bu kesintiler için hiçbir zaman fatura düzenlememişse, işçi emekli olup ayrıldığında kalan borcu nasıl ispat edecektir? Faturası, dekontu, hatta sözleşmede yazılı bir eğitim bedeli bulunmayan bir alacak, yalnızca bordrolardaki “eğitim borcu” satırlarıyla kanıtlanabilir mi? İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi bu soruya “hayır” demiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise aynı belgelere bakarak farklı bir yol çizmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 24.12.2025 tarihli ve E.2025/6033, K.2025/10330 sayılı kararıyla, eğitim gideri alacağını “belgelenemedi” gerekçesiyle reddeden kararı, işçinin ücretinden fiilen yapılan kesintilerin alacağın varlığını ve kapsamını gösterdiği gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur. Aynı kararda, arabuluculuk son tutanağında yer almayan ücret alacağı yönünden de davanın usulden reddi gerektiği belirtilmiştir.
📑 Eğitim sözleşmesinin üç ayrı hükmü
Uyuşmazlığın merkezinde, taraflar arasında 18.01.2010 tarihinde imzalanan pilot aday adayı eğitim sözleşmesi bulunmaktadır. Yargıtay kararına aktarılan hükümler, birbirinden farklı üç yükümlülük içermektedir:
| Sözleşme maddesi | Düzenlenen yükümlülük |
|---|---|
| Madde 8 | Eğitimi başarıyla tamamlayan kursiyerin gösterilecek işyerlerinde 15 yıl mecburi hizmet görmesi |
| Madde 10 | Eğitim giderinin, aylık ücretin 1/4’ünü geçmemek üzere kesilerek 15 yıllık (180 aylık) periyotta geri alınması |
| Madde 11 | Mecburi hizmet tamamlanmadan ayrılma hâlinde, 15 yıl için 60.000 USD + KDV olarak belirlenen tazminatın ifa edilmeyen süreye oranlanarak ödenmesi |
| 22.01.2010 tarihli ek kefalet senedi | İki kişinin, 60.000 USD + KDV’lik tazminattan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumluluğu |
Dikkat çeken nokta, 10. maddede eğitim giderinin tutarına ilişkin herhangi bir rakam bulunmamasıdır. Sözleşme, giderin nasıl geri alınacağını (ücretten kesinti, üst sınır, süre) ayrıntılı biçimde düzenlemiş; ancak giderin kendisini sayıyla belirlememiştir. Davanın bütün ispat tartışması bu boşluktan doğmuştur.
✈️ Birleşen iki dava ve rakamlar
Pilot, 18.01.2010-11.01.2019 tarihleri arasında çalışmış ve iş sözleşmesi emeklilik sebebiyle sona ermiştir. Ardından iki dava açılmış ve bunlar birleştirilmiştir:
- Asıl dava: İşçi, kendisine ödenmeyen kıdem tazminatı ile 2019 yılı Ocak ayı ücretinin tahsilini istemiştir.
- Birleşen dava: Şirket, işçi ve iki kefil hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını talep etmiştir.
Şirketin anlatımına göre toplam pilot eğitim borcu 64.800 USD’dir; 01.03.2012’den itibaren ücretten yapılan kesintilerden sonra kalan tutar 35.280 USD, işçinin şirketteki alacaklarıyla takas ve mahsuptan sonra kalan borç ise 22.164,30 USD’dir. Şirket ayrıca 32.263,01 USD tutarında bir mecburi hizmet borcu bulunduğunu belirtmiş, ancak bu kalemi davanın konusu yapmamıştır.
İşçi ve kefiller ise 2011-2019 yılları arasında ücretten toplam 29.520 USD eğitim gideri kesildiğini kabul etmiş; fakat sözleşmede eğitim giderine ilişkin bir rakam yer almadığını, 60.000 USD’lik tutarın mecburi hizmete bağlı cezai şart olduğunu ve eğitim giderinin belge ve faturalarla kesin biçimde ispatlanması gerektiğini savunmuştur.
🧾 Derece mahkemelerinin fatura arayışı
Bakırköy 26. İş Mahkemesi asıl davayı kabul etmiştir. Mahkemeye göre emeklilik nedeniyle ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmıştır ve ücretlerin ödendiğini yazılı belgeyle ispat yükü işverendedir. Birleşen davada ise mahkeme şu tespitlerle şirketin talebini reddetmiştir:
- Eğitim giderleri faturalandırılmamıştır.
- Dosyaya sunulan havalimanı yıllık ödemeleri 2013 tarihlidir; oysa eğitim 2010 yılında ve farklı bir yerde alınmıştır.
- Sözleşmede eğitim süresi belirtilmemiştir.
- Yapıldığı iddia edilen ödemelere ait dekont bulunmamaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi de aynı gerekçelerle şirketin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Şirket temyizde, sözleşme, kefalet senedi ve bordro kesintileri dururken ayrıca fatura aranamayacağını, borcun sözleşmeden doğduğunu ileri sürmüş; Yargıtay 02.12.2025 tarihinde duruşma yapmıştır.
⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçeleri
Daire, kararı iki ayrı gerekçeyle bozmuştur.
Birinci gerekçe – arabuluculuk son tutanağı: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca işçilik alacaklarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Daire, 02.06.2018’de başvuru formu uygulaması başladıktan sonraki başvurularda, hangi alacak kalemleri için anlaşma sağlanıp sağlanamadığını açıkça göstermeyen son tutanakla dava şartının gerçekleşmiş sayılamayacağı yönündeki yerleşik görüşünü tekrarlamıştır. Somut olayda başvuru formunda uyuşmazlık genel bir ifadeyle gösterilmiş, 05.11.2019 tarihli son tutanakta ise yalnız “kıdem tazminatı alacağı” yazılmıştır. Bu nedenle ücret alacağı yönünden davanın usulden reddi gerekirken esasa girilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
İkinci gerekçe – eğitim giderinin ispatı: Daire önce alacağın hukuki dayanağını belirlemiştir: Şirketin eğitim gideri talebinin dayanağı sözleşmenin 10. maddesidir. Ardından dosyadaki şu olgulara dikkat çekmiştir:
- Davalı tarafça sunulan 19.07.2022 tarihli belgeye göre 2013 öncesi dönemde şirket genelinde pilot adaylarına fatura düzenlenmeden, eğitim gideri doğrudan ücretten kesilerek tahsil edilmiştir.
- İşçinin fiilen çalıştığı süre boyunca kendisinden 29.520 USD karşılığı eğitim kesintisi yapıldığı, işçi tarafının kendi beyanlarıyla sabittir.
- Bordrolarda her ay değişen tutarlarda “eğitim borcu” kesintisi TL olarak yer almaktadır; kesintinin asıl olarak USD üzerinden yapıldığı ve bordrolara ödeme tarihindeki TL karşılığının yansıdığı anlaşılmaktadır.
Bu tespitlerden sonra Daire, ilk derece mahkemesinin yapması gereken hesabı adım adım tarif etmiştir: Bordrolardaki TL kesintilerin ilgili dönemlerdeki USD karşılığı bulunacak, kesinti yapılan ay sayısı dikkate alınarak aylık ortalama kaç USD kesildiği belirlenecek ve sözleşmedeki “ücretin 1/4’ünü geçmemek üzere 180 ayda geri alma” kuralı uygulanarak bakiyenin takip tarihi itibarıyla muaccel olan kısmı hesaplanacaktır. İtirazın iptali davasında takibin devamına karar verilecek miktar bu hesapla bulunacaktır.
Derece mahkemeleri giderin tutarını gösteren dış belgeleri aramış; Daire ise tarafların yıllarca uyguladığı ve işçinin de kabul ettiği kesinti düzeninin, yükümlülüğün ölçüsünü ortaya koyduğunu kabul etmiştir.
🧩 Eğitim gideri ile cezai şart arasındaki ayrım
Kararın uygulamaya en çok yansıyacak yönlerinden biri, aynı sözleşmedeki iki parasal yükümlülüğü birbirinden ayırmasıdır. Daireye göre:
- 22.01.2010 tarihli ek kefalet senedi, sözleşmenin 11. maddesindeki cezai şarta ilişkindir; senet metni de 60.000 USD + KDV’lik tazminata atıf yapmaktadır.
- Şirketin bu davada istediği alacak ise cezai şart değil, 10. maddeye dayanan eğitim giderinin geri ödenmesidir.
Bu ayrım, kefillerin hangi borçtan sorumlu olduğu tartışmasını da etkileyebilecek niteliktedir.
Mecburi hizmet tazminatı niteliğindeki 32.263,01 USD’lik kalemin davaya konu edilmediği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla karar, 60.000 USD’lik cezai şartın geçerliliği veya indirilip indirilmeyeceği hakkında bir değerlendirme içermemektedir. İşçi lehine ve aleyhine öngörülen cezai şart kayıtlarına ilişkin farklı bir yaklaşım için yalnız işçi lehine konulan cezai şart yazısına; işverenin işçiye verdiği paranın geri istenmesi meselesi için iş avansının iadesi yazısına bakılabilir.
🔄 Takas-mahsup ve ücretin korunması
Daire, asıl dava bakımından da bir yönlendirme yapmıştır: Şirket, süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde takas-mahsup def’inde bulunmuştur. Bu nedenle eğitim gideri bakiyesi belirlendikten sonra, işçinin kıdem tazminatından geriye bir alacak kalıp kalmadığı yeniden değerlendirilecek ve asıl dava hakkında yeniden karar verilecektir. Şirket cevabında takas için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesine dayanmıştır; bu madde, karşılıklı ve muaccel para borçlarının takas edilebileceğini düzenler.
Bu noktada genel bir hatırlatma yapmak gerekir: Türk Borçlar Kanunu’nun 407. maddesinin ikinci fıkrasına göre işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez; işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar ise ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Karar metninde bu hükme ayrıca değinilmemiştir; takas-mahsup def’inin bozma sonrası yargılamada nasıl sonuçlanacağı dosyanın kendi özelliklerine bağlıdır.
Kararın genel ders niteliğindeki sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Eğitim giderinin geri alınmasına ilişkin bir alacak, fatura bulunmasa da bordro kesintileri ve tarafların beyanlarıyla birlikte değerlendirilebilir.
- Taksitle geri ödeme öngörülen bir eğitim borcunda, takip tarihinde vadesi gelmemiş taksitlerin muaccel kısımdan ayrı tutulması gerekebilir.
- Aynı sözleşmedeki eğitim gideri, mecburi hizmet tazminatı ve cezai şart, ayrı hukuki dayanaklara sahip ayrı kalemler olarak ele alınmaktadır.
- Arabuluculuk son tutanağında açıkça yer almayan bir işçilik alacağı için dava şartının gerçekleştiği kabul edilmemektedir.
❓ Sıkça merak edilenler
Yargıtay, eğitim gideri için fatura aranmasını tamamen gereksiz mi saydı?
Karar böyle genel bir kural koymamaktadır. Daire, somut dosyada 2013 öncesinde şirket genelinde fatura düzenlenmeden kesinti yapıldığını gösteren bir belgenin bulunduğunu, kesintilerin bordrolara yansıdığını ve işçinin 29.520 USD karşılığı kesinti yapıldığını kendisinin kabul ettiğini birlikte değerlendirmiştir. Sonuç, bu olguların birleşimine dayanmaktadır.
Kefalet senedi eğitim giderini de kapsıyor muydu?
Daire, 22.01.2010 tarihli ek kefalet senedinin sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenen cezai şarta ilişkin olduğunu açıkça belirtmiştir. Eğitim gideri alacağının dayanağı ise 10. maddedir. Kefillerin bu davadaki sorumluluğunun kapsamı, bozma sonrası yapılacak yargılamada bu tespit ışığında belirlenecektir.
Emeklilik nedeniyle ayrılan pilotun kıdem tazminatı hakkı tartışmalı mıydı?
Derece mahkemeleri, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona ermesi sebebiyle işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmiştir. Yargıtay’ın bozması kıdem tazminatı hakkının kendisine değil, şirketin takas-mahsup def’i dikkate alındığında geriye ödenecek bir bakiye kalıp kalmadığının yeniden değerlendirilmesine yöneliktir.
Son ay ücreti neden esastan incelenmedi?
Arabulucuya başvuru formunda uyuşmazlık genel bir ifadeyle gösterilmiş, 05.11.2019 tarihli son tutanakta ise yalnızca kıdem tazminatı alacağı yazılmıştır. Daire, başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 sonrasında son tutanakta açıkça yer almayan alacak için dava şartının gerçekleşmediğini kabul ettiğinden, ücret alacağı yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, bir pilot eğitim sözleşmesinden doğan gider alacağının bordro kesintileri üzerinden hesaplanması gerektiği yönünde verilen tek bir bozma kararına dayanır; sözleşme hükümleri, kesinti düzeni, tarafların beyanları ve sunulan belgeleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bu yazının kapsamı dışındadır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



