Emsal Kararlarİş Hukuku

Otuz Günlük Ücreti Aşan Zarar – Yargıtay 9. HD 2026/456

Bir fabrikada yangın söndürme sistemine ait köpük tankına, köpük yerine yaklaşık bir dakika boyunca klor basılır; tanktaki köpük kullanılamaz hâle gelir ve işveren 32.630 TL’lik bir zarar hesaplar. İşçi on yıla yakın kıdemli bir teknisyendir, olayda işverenin de kusuru bulunduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu tablo karşısında iş sözleşmesinin tazminatsız feshi haklı mıdır, yoksa işverenin ağır basan kusuru feshi yalnızca “geçerli” fesih düzeyine mi indirir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin aksine, bu soruya işverenin feshinin haklı olduğu yönünde cevap vermiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 21.01.2026 tarihli ve E.2025/9329, K.2026/456 sayılı kararıyla, işçinin %30 kusur payına düşen zararın otuz günlük brüt ücretini aştığı, işin görev tanımında yer aldığı ve işçinin daha önce benzer bir olay nedeniyle uyarıldığı bir dosyada, İş Kanunu m.25/II-(ı) kapsamında işverenin feshinin haklı nedene dayandığını kabul etmiş; kıdem ve ihbar tazminatına hükmeden kararları oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: 2011’den beri aynı işyerinde çalışan yardımcı işletmeler teknisyeni, 19.10.2020 tarihinde yangın pompa dairesindeki köpük tanklarına yanlış hortum bağlayarak köpük yerine klor basmıştır. İşveren, 32.630 TL zarar doğduğunu ve bu zararın işçinin otuz günlük ücretini aştığını belirterek iş sözleşmesini 28.10.2020 tarihinde tazminatsız feshetmiştir. Bilirkişi heyeti işçiyi %30, işvereni %70 kusurlu bulmuş; işçinin payına düşen zarar 9.789,06 TL olarak hesaplanmıştır. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, işverenin kusurunun ağır basması nedeniyle feshin haklı değil geçerli olduğunu kabul ederek kıdem ve ihbar tazminatına hükmetmiştir. Yargıtay ise işçinin kıdemi, görev tanımı ve önceki uyarıyı esas alarak TBK m.400 değerlendirmesinin işçi lehine sonuç doğurmadığını, feshin haklı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

🧪 Köpük tankına basılan klor: olayın öyküsü

Karar metnine göre işçi, 20.01.2011 tarihinde üretim operatörü olarak işe başlamış, zamanla “yardımcı işletmeler teknisyeni” unvanını almıştır.

19.10.2020 tarihinde işçi, yangın pompa dairesindeki köpük tanklarına köpük aktarmakla görevlendirilmiştir. İşçinin olay günü alınan savunmasına göre pompa tutukluk yapmış, mekanikçi çağrılmış, pompa ancak birkaç denemeden sonra çalışmıştır. İşçi, pompanın yeniden arızalanmasından çekindiği için acele etmiş ve hortumu yan tarafta duran klor bidonuna takmıştır. Köpük ile klor tepkimeye girmiş, tankta yoğun köpürme görülünce basım durdurulmuş; ancak tanktaki köpük kullanılamaz hâle gelmiştir.

İşveren; yeni köpük alımı, tankların boşaltılıp temizlenmesi ve bozulan ürünün bertarafı için yaptığı harcamalarla toplam 32.630 TL zarara uğradığını belirterek iş sözleşmesini 28.10.2020 tarihinde, İş Kanunu m.25/II-(ı) uyarınca bildirimsiz ve tazminatsız feshetmiştir.

🗣️ İşçinin ve işverenin tezleri

Dava dilekçesinde işçi tarafı şu noktalara dayanmıştır:

  • Feshin, altı iş günlük süre geçtikten sonra yapıldığı,
  • İşçiye bu iş için özel eğitim verilmediği, yeni görev tanımının tebliğ edilmediği,
  • Köpük ve klorun aynı alanda, benzer ambalajlarda ve ayırt edici etiket olmadan tutulduğu; olaydan sonra işverenin ayrı depolama, zemin çizgisi ve etiket gibi önlemler aldığı,
  • Pompanın arızalı olmasının dikkat dağınıklığına yol açtığı,
  • Benzer ve daha ağır sonuçlu olaylarda diğer işçilerin sözleşmelerinin feshedilmediği, bu nedenle eşit davranma borcuna aykırılık bulunduğu.

İşveren ise işçinin on yıllık tecrübeye sahip olduğunu, bu işin görev tanımında açıkça yer aldığını, bidonların farklı renkte ve etiketli olduğunu, işyerinin “çok tehlikeli” sınıfta bulunduğunu ve kimyasalların karışmasının patlama ya da yangın riskine yol açabileceğini savunmuştur. İşveren ayrıca işçinin 22.05.2018 tarihinde kaynak işi sırasında tinerin alevlenmesine ve küçük çaplı bir yangına neden olduğunu, bu nedenle yazılı olarak uyarıldığını belirtmiştir.

🏛️ İlk derece ve istinaf: “haklı değil, geçerli”

Gebze 6. İş Mahkemesi (E.2020/387, K.2023/45) kusur ve zarar tespiti için bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor almıştır. Raporlara göre:

  1. Olayda işçi %30, işveren %70 oranında kusurludur.
  2. Toplam maddi zarar 32.630,20 TL‘dir; işçinin kusuruna isabet eden kısım 9.789,06 TL‘dir.
  3. İşçinin payına düşen zarar, otuz günlük ücretini aşmaktadır.

Mahkeme, bu tespitlere rağmen işverenin ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle TBK m.400 çerçevesinde feshin haklı kabul edilmesinin ölçülülük ilkesine aykırı düşeceğini değerlendirmiştir. Ancak zararın miktarı ve 2018’deki uyarı birlikte gözetilerek feshin geçerli nedene dayandığı sonucuna varılmış, kıdem ve ihbar tazminatı talepleri kabul edilmiştir.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi (E.2023/1326, K.2025/1693) de denetim ve kontrol tedbirlerini yeterince uygulamayan, bu konuyu çalışanların inisiyatifine bırakan işverenin %70 kusurlu olduğunu, kusurun ağırlığı işverende bulunduğundan feshin geçerli fesih sayılması gerektiğini belirterek işverenin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

⚖️ Yargıtay neden bozdu?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, iş sözleşmesinin m.25/II-(ı) uyarınca haklı nedenle feshedilip feshedilmediği olarak belirlemiş ve alt mahkemelerin TBK m.400’e dayanan kabulünü dosya kapsamına uygun bulmamıştır. Gerekçenin temel taşları şunlardır:

  • İşin niteliği ve kıdem: İşçi yardımcı işletmeler teknisyenidir, mesleki tecrübe ve kıdeme sahiptir; yaptığı iş görev tanımı içindedir.
  • Önceki uyarı: İşçi daha önce işyerinde benzer bir eylemi nedeniyle uyarılmıştır.
  • Ayırt edilebilirlik: Ürünler aynı hacimli, 1.500 kg’lık kaplarda olsa da içeriklerin rengi görülebilmektedir; köpük kahverengi, klor sarı renktedir. Malzemeler aynı ortamda bulunduğu için işçinin gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekirken göstermediği bilirkişi raporuyla da tespit edilmiştir.
  • Sorumluluğu ortadan kaldıran sebep yok: Bu olgular karşısında TBK m.400’ün ikinci fıkrası kapsamında işçinin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebepten söz edilemez.
  • Sonuç: İşçinin %30 kusur payına düşen zarar otuz günlük brüt ücretini aştığından fesih haklı nedene dayanmaktadır; davanın reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.

Daire, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

📘 25/II-(ı) ve TBK 400: hukuki çerçeve

İş Kanunu’nun 25. maddesinin II numaralı bendinin (ı) alt bendi, işverene derhâl fesih hakkı tanıyan hâllerden birini şöyle tanımlar: işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Bu hükmün uygulanmasında karardan çıkan iki ölçüt öne çıkar:

  • Zarar, kusur oranına göre işçiye düşen pay üzerinden değerlendirilmiştir. Somut dosyada toplam zarar değil, işçinin %30 kusuruna isabet eden 9.789,06 TL otuz günlük ücretle karşılaştırılmıştır.
  • İşverenin daha yüksek kusur oranı, tek başına feshi haklılıktan çıkarmamıştır. Yargıtay, işverenin %70 kusurlu bulunduğu bir olayda da işçinin payına düşen zarar eşiği aşıyorsa ve TBK m.400 değerlendirmesi işçi lehine bir sonuç doğurmuyorsa feshin haklı olabileceğini kabul etmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 400. maddesinin birinci fıkrası, işçinin işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumlu olduğunu düzenler. Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre ikinci fıkra, bu sorumluluğun belirlenmesinde işin tehlikeli olup olmamasının, uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmemesinin ve işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve niteliklerinin göz önünde tutulacağını öngörür. Yargıtay ise özellikle işin niteliğine, işçinin kıdemi ve tecrübesine ve daha önceki uyarıya ağırlık vermiştir.

Dava dilekçesinde ileri sürülen altı iş günlük hak düşürücü süre itirazı (İş K. m.26) ile eşit davranma borcu iddiası, Yargıtay kararının gerekçesinde ayrıca tartışılmamıştır; bozma, davalı işverenin temyizi üzerine yalnızca feshin niteliği yönünden yapılmıştır. Altı iş günlük sürenin başlangıcına ilişkin farklı bir uyuşmazlık için serideki altı iş günlük süre ve öğrenme anı kararı incelenebilir.

🔎 Kusur raporu, zarar hesabı ve özlük dosyası

Kararda ispat bakımından belirleyici olan üç unsur dikkat çekmektedir:

  1. Bilirkişi heyeti raporu: Kusur oranları ve zarar miktarı kök ve ek raporla belirlenmiş; Yargıtay da işçinin özensizliğini bu rapora dayanarak kabul etmiştir.
  2. Olay günü alınan savunma: İşçinin kendi savunmasında pompanın arızası nedeniyle acele ettiğini ve hortumu yan taraftaki bidona taktığını beyan etmesi, olayın oluş biçimini netleştirmiştir.
  3. Özlük dosyasındaki uyarı yazısı: 25.05.2018 tarihli uyarı yazısı, hem ilk derece mahkemesinin geçerli fesih kabulünde hem de Yargıtay’ın haklı fesih sonucunda gerekçe unsuru olarak yer almıştır.

İşçi tarafının olay sonrasında alınan önlemlere (ayrı depolama, etiketleme, zemin çizgisi) dayanan savunması, bilirkişi raporundaki %70 işveren kusuruna yansımış olsa da feshin haklılığı değerlendirmesinde belirleyici görülmemiştir. İş güvenliği bağlamında kusur paylaşımının farklı bir görünümü için serideki iş kazasında bünyesel faktör kararı da okunabilir.

🧭 Karardan çıkan pratik sonuçlar

  • “İşveren daha kusurlu” savunmasının sınırı: Kusur oranında işverenin ağır basması, işçinin payına düşen zarar otuz günlük ücreti aşıyorsa haklı fesih sonucunu kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır.
  • Uzmanlık ve kıdem çift yönlüdür: Tecrübeli bir teknisyenden beklenen özen düzeyi daha yüksek kabul edilmiş; kıdem, bu dosyada işçi lehine değil, aleyhine bir değerlendirme unsuru olmuştur.
  • Geçmiş uyarıların etkisi: Farklı tarihte ve farklı bir işte gerçekleşen, ancak benzer nitelikteki bir olay nedeniyle yapılan yazılı uyarı, sonraki feshin niteliğinin belirlenmesinde dikkate alınmıştır.

❓ Sık sorulanlar

Otuz günlük ücret eşiği toplam zarara mı, işçinin payına mı uygulandı?

Bu dosyada karşılaştırma, işçinin %30 kusuruna isabet eden 9.789,06 TL’lik zarar ile otuz günlük brüt ücret arasında yapılmıştır. Toplam zarar 32.630,20 TL olmakla birlikte, eşiğin aşılıp aşılmadığı işçiye düşen pay üzerinden değerlendirilmiştir.

İşveren %70 kusurlu iken fesih nasıl haklı sayıldı?

Yargıtay; işçinin kıdemli bir teknisyen olduğunu, işin görev tanımında bulunduğunu, kimyasalların renklerinin ayırt edilebilir olduğunu ve işçinin daha önce benzer bir olay nedeniyle uyarıldığını belirterek TBK m.400 kapsamında sorumluluğu ortadan kaldıran bir sebep bulunmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle işverenin yüksek kusur oranı feshin haklılığını engellememiştir.

Alt mahkemeler neden “geçerli fesih” demişti?

İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, kusurun ağırlıklı olarak işverende bulunmasını, işçinin ise daha hafif kusurlu olmasını esas alarak feshin haklı sayılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olacağını değerlendirmiş; ancak zararın büyüklüğü ve önceki uyarı nedeniyle feshin geçerli nedene dayandığını kabul ederek kıdem ve ihbar tazminatına hükmetmiştir.

Dosya Yargıtay’dan sonra nereye gönderildi?

Bölge adliye mahkemesinin kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere Gebze’deki ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bozma kararının bir örneği de bölge adliye mahkemesine iletilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, iş hukukuna ve diğer alanlara ilişkin kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, işveren vekilinin temyizi üzerine verilmiş bir bozma kararıdır ve dosya ilk derece mahkemesinde yeniden ele alınacaktır. İşçinin verdiği zarar nedeniyle yapılan feshin niteliği; kusur oranlarına, zararın ve ücretin miktarına, işin niteliğine, işçinin kıdemine ve özlük dosyasındaki kayıtlara göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu