Gümüş Borcunda Haciz İtirazı – İstanbul BAM 12. HD 2026/1324

Kıymetli maden piyasasında şirketler arasında altın, gümüş veya döviz cinsinden borç verilmesi alışılmadık bir uygulama değildir. Borç ödenmediğinde alacaklı, metal miktarını gösteren bir borç ikrarına dayanarak borçlunun mal varlığını ihtiyaten haczettirmek isteyebilir. Borçlu taraf ise çoğu zaman “bu belge sahte, imza yetkisiz biri tarafından geriye dönük atıldı” savunmasıyla karşılık verir. Peki bu savunma, ihtiyati hacze itiraz aşamasında haczi kaldırmaya yeter mi?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 13.07.2026 tarihli ve E.2026/996, K.2026/1324 sayılı kararıyla, 152 kilogram 753 gram gümüşe tekabül eden borç ikrarına dayanılarak verilen ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddini isabetli bulmuştur. Daire’ye göre belgenin sahteliği, yetkisiz imza ve ödeme dekontlarıyla uyumsuzluk iddiaları İİK 265’te sayılan itiraz sebepleri arasında değildir; bu hususlar menfi tespit, istihkak veya itirazın iptali davalarında ileri sürülebilir. Karar kesin olarak verilmiştir.
- Kilogramla ölçülen bir borç ikrarı
- Gümüş borcunun TL karşılığı üzerinden ihtiyati haciz
- Borçlunun sahtelik ve yetkisizlik itirazı
- İİK 265: itirazda ileri sürülebilecek sebepler
- Dekont toplamı ile talep arasındaki fark
- Sahtelik iddiası hangi yargılamada incelenir?
- Kıymetli maden borçlarında ihtiyati haczin özellikleri
- Soru ve cevaplar
🥈 Kilogramla ölçülen bir borç ikrarı
Karar metninde aktarılan talebe göre taraflar arasındaki ilişki, klasik bir para ödüncünden farklı bir görünüm taşımaktadır. Alacaklı şirket, borçlu şirkete çeşitli tarihlerde döviz ve kıymetli maden cinsinden borç verdiğini belirtmiştir. Taraflar bu borçları tek bir ölçü birimine bağlamış; borçlu, 07.04.2025 tarihli “borç ikrar ve ödeme taahhütnamesi” ile borcun ödenmemesi hâlinde taahhütnamedeki tüm borç kalemlerini 152 kilogram 753 gram gümüşe tekabül eden bir borç olarak kabul edeceğini taahhüt etmiştir.
Talepte yer alan hesap şu şekildedir:
- Ana borç: 152 kg 753 gr gümüş,
- Temerrüt faizi: şimdilik 40 kg gümüş,
- Toplam: 192 kg 753 gr gümüş,
- Vade: 30.04.2025,
- Talep tutarı: toplam gümüş miktarının talep tarihindeki serbest piyasa satış fiyatına göre hesaplanan şimdilik 22.128.044 TL.
Dikkat çekici olan, faizin de para olarak değil gümüş miktarı olarak ifade edilmesidir. Böylece alacak, gümüşün piyasa fiyatındaki dalgalanmaya bağlı olarak TL karşılığı değişen bir nitelik kazanmıştır.
🔒 Gümüş borcunun TL karşılığı üzerinden ihtiyati haciz
İlk derece mahkemesi (asliye ticaret mahkemesi), değişik iş dosyasında yaptığı incelemede talebe konu alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğu hususunda tereddüt bulunmadığını, İİK’daki şartların ve yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu kabul etti. Verilen karar şu unsurları içeriyordu:
- 22.128.044 TL’nin %15’i oranında, yani 3.319.206,60 TL teminat yatırılması veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması,
- Kabul edilen 22.128.044 TL ile sınırlı olmak üzere,
- Borçluya ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulması.
İİK 257/1’e göre ihtiyati haciz, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için istenebilir. Kararda gümüş cinsinden borcun, talep tarihindeki piyasa fiyatı üzerinden TL’ye çevrilerek ihtiyati hacze konu edilmesi tartışma konusu yapılmamıştır. Bölge adliye mahkemesi, “yazılı belgede gümüş cinsi borcun miktarı ve ödeme vadesi belirlenmiştir” tespitiyle belgenin vadesi geçmiş ve borç ikrarı niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
🧾 Borçlunun sahtelik ve yetkisizlik itirazı
Borçlu şirket, ihtiyati haciz kararına itiraz ederek dayanak belgenin güvenilir olmadığını ileri sürdü. İtiraz ve istinaf dilekçelerinde yer alan başlıca iddialar şunlardı:
- Belgedeki imza, o dönemki şirket yetkilisine aittir; ancak bu kişinin yetkisi 12.06.2025 tarihinde sona ermiş, belge geçmiş tarihli olarak sonradan ve yetkisiz şekilde düzenlenmiştir.
- Şirketin tüm payları 15.10.2025 tarihinde yeni ortağa devredilmiş, eski yetkililerin şirketle ilişkisi kalmamıştır.
- Belgedeki kaşede yazan adres, belgenin tarihi olan 07.04.2025’te henüz belediye kayıtlarında bulunmamaktadır; ilgili kapı numarası 2025 yılı ekim ayında oluşturulmuş ve bu durum belediyeden alınan belgeyle ilk derece mahkemesine sunulmuştur.
- Belge, eski yetkilinin alacaklıyla birlikte hareket ederek şirketi geçmişe dönük borçlandırması amacıyla düzenlenmiştir ve bu konuda Cumhuriyet başsavcılığında soruşturma dosyası bulunmaktadır.
- Dosyaya sunulan dekontların toplamı 6.100.000 TL iken 22.000.000 TL’yi aşan alacak talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesi ek kararla itirazı reddetti. Gerekçeye göre dayanak belgede borç ikrarı yer aldığından yaklaşık ispat sağlanmıştı; imza sahibinin yetkisizliği ve kaşedeki adresin o tarihte resmi kayıtlarda bulunmaması gibi hususlar ancak menfi tespit davasında ileri sürülebilirdi.
📜 İİK 265: itirazda ileri sürülebilecek sebepler
Kararın temel dayanağı, İcra ve İflas Kanunu’nun 265. maddesidir. Hükme göre borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir. İtiraz süresi, huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbikinden, aksi hâlde haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gündür. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.
Bölge adliye mahkemesi bu çerçeveyi şöyle uyguladı:
- İhtiyati haciz, vadesi geçmiş ve borç ikrarı niteliğindeki yazılı belgeye dayalı olarak verilmiştir.
- İtiraz eden borçlu ancak haczin dayandığı sebeplere, teminata ve yetkiye itiraz edebilir.
- Menfi tespit davası, istihkak davası veya itirazın iptali davasında ileri sürülebilecek hususlar, ihtiyati haciz kararına itiraz olarak ileri sürülemez.
- Eski yetkilinin belgeyi geriye dönük imzaladığı iddiası bu nitelikte olduğundan itiraz sebebi kabul edilemez.
Daire, istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetti. İİK 265’in son fıkrası uyarınca itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilmekte ve bölge adliye mahkemesinin bu konudaki kararı kesin olmaktadır; nitekim Daire de kararı HMK 362/1-f uyarınca kesin olarak vermiştir.
💱 Dekont toplamı ile talep arasındaki fark
Borçlunun dikkat çeken bir diğer itirazı, dosyaya sunulan banka dekontlarının toplamının 6.100.000 TL olmasına karşın talebin 22 milyon TL’nin üzerinde bulunmasıydı. Bu fark, ilk bakışta yaklaşık ispatın sorgulanması için güçlü bir gerekçe gibi görünebilir.
Daire bu argümanı da kabul etmedi: İhtiyati haciz kararı dekontlara değil, borç ödeme taahhüdüne göre verilmişti. Taahhütnamede borç gümüş miktarı olarak belirlendiğinden, alacağın TL karşılığı dekontlardaki tutarlarla değil, gümüşün talep tarihindeki piyasa fiyatıyla ölçülmüştü. Dekontlar ile ikrar arasındaki farkın nedeni kararda ayrıca tartışılmamıştır; Daire, bu itirazı da İİK 265 kapsamı dışında kalan itirazlar arasında değerlendirmiştir.
🏛️ Sahtelik iddiası hangi yargılamada incelenir?
Kararın uygulamadaki önemi, borçlunun savunmalarının hangi usul aracında ele alınacağını netleştirmesidir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi gerekçelerinden şu ayrım çıkmaktadır:
| Yargılama | Kararda belirtilen inceleme alanı |
|---|---|
| İhtiyati hacze itiraz (İİK 265) | Haczin dayandığı sebepler, mahkemenin yetkisi, teminat; gösterilen sebeplerle sınırlı inceleme. |
| Menfi tespit davası | Belgenin yetkisiz ve geriye dönük düzenlendiği, kaşedeki adresin belge tarihinde bulunmadığı gibi borcun varlığına yönelik iddialar. |
| İstihkak ve itirazın iptali davaları | Kararda, ihtiyati hacze itirazda ileri sürülemeyecek hususların ileri sürülebileceği diğer yargılamalar olarak sayılmıştır. |
Ceza soruşturmasının varlığı da sonucu değiştirmemiştir. Borçlu, alacaklı şirket yetkilisi ile eski şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu bildirmiş; ancak Daire bu iddiayı İİK 265 kapsamı dışında görmüştür. Bu, sahtelik iddiasının önemsiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca ihtiyati haciz itirazının bu iddianın tartışılacağı yer olmadığını ifade eder.
⚙️ Kıymetli maden borçlarında ihtiyati haczin özellikleri
Karar, kıymetli maden cinsinden kurulan borç ilişkilerinde geçici hukuki korumanın nasıl işlediğine dair bazı gözlemlere imkân vermektedir:
- Borcun gümüş miktarı olarak belirlendiği yazılı bir ikrar, vadesi geçmiş olması kaydıyla yaklaşık ispat için yeterli görülmüştür.
- Alacağın TL karşılığı, talep tarihindeki serbest piyasa satış fiyatı esas alınarak hesaplanmış ve haciz bu tutarla sınırlandırılmıştır.
- Faizin de metal miktarı olarak talep edilmesi, ihtiyati haciz aşamasında ayrıca sorgulanmamıştır.
- Belgenin düzenlenme koşullarına ilişkin itirazlar, ne kadar somut belgelerle desteklenirse desteklensin, İİK 265’teki sınırlı itiraz sebepleri dışında kalmıştır.
- Borçlunun korunması, alacaklıdan alınan %15 oranındaki teminat ve esasa ilişkin davada yapılacak inceleme üzerinden sağlanmaktadır.
Kararın sınırı da açıktır: Bölge adliye mahkemesi gümüş borcunun gerçekten var olup olmadığına, belgenin sahte olup olmadığına veya dekontlarla ikrar arasındaki farkın nedenine dair bir tespit yapmamıştır. Bu sorular, açılması hâlinde esasa ilişkin davada cevap bulacaktır. Kıymetli maden ve sermaye piyasası araçları üzerindeki geçici hukuki koruma tartışmaları için altın hesabı rehninde özel satış ve blokeli hisse ve ihtiyati haciz yazıları da incelenebilir.
❓ Soru ve cevaplar
Gümüş cinsinden bir alacak için ihtiyati haciz kararı verilebilir mi?
Bu dosyada verilmiştir. Alacaklı, toplam 192 kg 753 gr gümüşün talep tarihindeki serbest piyasa satış fiyatına göre hesaplanan şimdilik 22.128.044 TL üzerinden ihtiyati haciz istemiş; mahkeme %15 teminat karşılığında talebi kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi de itirazın reddini isabetli bulmuştur.
Borçlu, ihtiyati hacze itirazda belgenin sahte olduğunu ileri sürebilir mi?
Kararda, İİK 265’e göre borçlunun ancak haczin dayandığı sebeplere, teminata ve yetkiye itiraz edebileceği; menfi tespit, istihkak veya itirazın iptali davalarında ileri sürülebilecek hususların ihtiyati hacze itiraz olarak ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir. Belgenin eski yetkili tarafından geriye dönük imzalandığı iddiası bu kapsamda değerlendirilmiş ve itiraz sebebi sayılmamıştır.
Dekontların talep edilen tutardan çok düşük olması yaklaşık ispatı ortadan kaldırmaz mı?
Daire’ye göre ihtiyati haciz, dekontlara değil borç ödeme taahhüdüne dayanılarak verildiğinden, 6.100.000 TL’lik dekont toplamı ile talep arasındaki fark itiraz sebebi olarak kabul edilmemiştir. Taahhütnamede borç gümüş miktarı olarak belirlenmiş ve TL karşılığı piyasa fiyatına göre hesaplanmıştır.
Bu karara karşı Yargıtay’a gidilebilir mi?
Hayır. İİK 265 uyarınca ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir ve bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir. Daire de kararını HMK 362/1-f uyarınca kesin olarak vermiştir. Borcun varlığına ilişkin tartışma ise ayrı bir esas davasında yapılabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminden teyit edilen kesin kararından ve bu kararda aktarılan talep, itiraz ve ilk derece mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Karar, ihtiyati hacze itirazın sınırlı inceleme alanına ilişkin olup borcun varlığı veya belgenin gerçekliği hakkında esasa ilişkin bir tespit içermemektedir; belge içeriği, teminat ve itiraz sebepleri farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



