Kıdemde Belirsiz Alacak Davası – Yargıtay HGK 2026/117

İşçi kaç yıl çalıştığını, en son ne kadar maaş aldığını bildiğine göre kıdem ve ihbar tazminatını kuruşu kuruşuna hesaplayabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, on dört yıla yayılan bir işçilik alacağı dosyasında bu soruya “her zaman değil” yanıtını vermiştir. Kurul, ücrete eklenen yemek ve servis gibi ayni yardımların değerini gösteren belgeler işverende kaldıkça, işçinin alacağını dava tarihinde tam olarak belirleyebileceğinin kabul edilemeyeceğini açıklamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.02.2026 tarihli ve E.2026/154, K.2026/117 sayılı kararıyla, iş mahkemesinin direnme kararını iki ayrı uyuşmazlık bakımından da yerinde bulmuş; kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilebileceğini ve işverene karşı dava açmış tanıkların beyanlarının tek başına dışlanamayacağını kabul ederek dosyayı kalan temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göndermiştir.
🍽️ Yemekhane işçisinin on dört yıllık dosyası
Karar metnine göre davacı, 05.09.2008-29.04.2012 tarihleri arasında davalı bakanlığa bağlı bir işyerinin yemekhanesinde, değişen alt işverenler yanında çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde fesih tarihindeki ücretin brüt 917,07 TL olduğu, işçinin ayrıca yemek ve servis yardımlarından yararlandığı belirtilmiş ve davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça yazılmıştır.
Davalı bakanlık zamanaşımı ve taraf sıfatı itirazlarında bulunmuş, taleplerin yerinde olmadığını savunmuştur. Ancak cevap dilekçesinde işçinin çalışma süresi, ücreti ya da yemek ve servis yardımları hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise davacının 13.09.2008-29.04.2012 tarihleri arasında çalıştığını, son ücretinin 886,50 TL (asgari ücret) olduğunu kabul etmiş; takdiren günlük 4,28 TL yemek ve 3,08 TL servis yardımını giydirilmiş ücrete ekleyerek kıdem ve ihbar tazminatlarını hesaplamıştır.
⚖️ Bozma, direnme ve iki usulden bozma
Dosyanın Yargıtay’daki yolculuğu şöyle özetlenebilir:
| Tarih | Merci | Sonuç |
|---|---|---|
| 01.08.2013 | İzmir 8. İş Mahkemesi | Kısmen kabul |
| 23.02.2015 | Yargıtay (kapatılan) 22. HD | Bozma: kıdem, ihbar ve izin belirli alacaktır; fazla çalışma husumetli tanıklarla ispatlanamaz |
| 14.09.2015 | İş mahkemesi | Direnme |
| 16.02.2021 | Hukuk Genel Kurulu | Usulden bozma: nispi peşin harç tamamlatılmalı |
| 01.07.2021 | İş mahkemesi | Bozmaya uygun karar (direnmeden dönüş) |
| 16.12.2024 | Yargıtay 9. HD | Usulden bozma: direnmeden dönülmesi usuli kazanılmış hakkı ihlal eder |
| 10.03.2025 | İş mahkemesi | Önceki gerekçeyle yeniden direnme |
| 25.02.2026 | Hukuk Genel Kurulu | Direnme yerinde; dosya 9. HD’ye gönderildi |
🔍 Alacak ne zaman “belirsiz” sayılır?
Genel Kurul, değerlendirmesine HMK 107’nin hem ilk hâlini hem de 7251 sayılı Kanunla 2020’de yapılan değişikliği aktararak başlamıştır. Maddeye göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi davacıdan beklenemiyorsa ya da bu imkânsızsa, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı göstererek belirsiz alacak davası açabilir. Kurul, madde gerekçesinden üç ölçüt çıkarmıştır:
- Alacağın miktarını belirlemenin davacıdan beklenememesi,
- Belirlemenin objektif olarak olanaksız olması,
- Miktarın ancak karşı tarafın vereceği bilgi veya tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenebilecek olması.
İşçilik alacakları bakımından Kurul, birinci ve üçüncü ölçütün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kişinin alacağını belirleyebilmesi için kural olarak belgeye bağlama yetkisinin bulunması ya da bu belgelerin kendisine verilmiş olması gerekir. Belge düzenleme yetkisi ve yükümlülüğü bulunmayan işçinin, alacağını hesaplayabilmek için işverenin kanuna uygun olarak düzenlediği belgelere ihtiyacı vardır.
Kurul bu noktada İş Kanunu’nun işverene yüklediği belge yükümlülüklerini tek tek saymıştır: yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde çalışma koşullarını ve ücret eklerini gösteren belgenin verilmesi (m.8/3), ücretin banka hesabına ödenmesi (m.32/2), ücret hesap pusulası verilmesi (m.37), çalışma saatlerinin duyurulması (m.67) ve özlük dosyası tutulması (m.75). Kurul, içtihadı birleştirme yoluyla da genel bir kural konulamadığını hatırlatarak belirliliğin her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiştir.
🚌 Yemek ve servis yardımının belirleyici rolü
Kararın en öğretici kısmı, giydirilmiş ücret ile çıplak ücret arasındaki farka yaptığı vurgudur. Kıdem ve ihbar tazminatı, işçinin asıl ücretine eklenen para veya para ile ölçülebilen menfaatleri de kapsayan giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanır. Bu dosyada işçiye ayni olarak sağlanan yemek ve servis yardımlarının parasal değerinin tazminat hesabına katılacağı kuşkusuzdur.
Genel Kurul, işverenin İş Kanunu’nun 8/3. maddesi uyarınca ücret eklerini gösteren belgeyi işçiye verdiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmadığını tespit etmiştir. Bu durumda işçinin alacağını belirleyecek verilerin elinde bulunduğu söylenemez. Ayrıca çalışma süresi ve ücret de taraflar arasında tartışmalıdır. Sonuç olarak Kurul, talep konusu alacakların belirlenebilmesi için davalıda bulunan bilgi ve belgelere ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilebileceğini kabul etmiştir.
Görüşmeler sırasında bir görüş, ayni yardımların yalnızca kıdem ve ihbar hesabını etkilediğini, yıllık izin ücretinin ise çıplak ücretten hesaplandığını; işçinin çalışma süresini, son ücretini, hak kazandığı ve kullandığı izin günlerini bilebileceğini, bu yüzden izin alacağı yönünden bozma gerektiğini savunmuştur. Bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Bu nedenle karar, kıdem ve ihbar tazminatı yönünden oy birliğiyle, yıllık izin ücreti yönünden oy çokluğuyla verilmiştir.
🗣️ Davalı aleyhine dava açmış tanıklar
İkinci uyuşmazlık fazla çalışmanın ispatına ilişkindir. Davacı, 2008-2011 döneminde haftanın altı günü 04:00-14:30 ve 10:00-20:30 saatleri arasında iki vardiya, 2012’de ise 05:00-14:00 ve 12:00-21:00 saatleri arasında dönüşümlü çalıştığını ileri sürmüştür. Özel Daire, davacı tanıklarının da davalı aleyhine dava açtığını ve birbirlerine tanıklık ettiklerini belirterek husumetli tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği sonucuna varmıştı.
Genel Kurul, ilke olarak aynı işveren aleyhine dava açmış kişilerin tanıklığına itibar edilmemesi, birbirine tanıklık edenlerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve bu beyanların yan delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Ancak somut dosyada şu olguları birlikte ele almıştır:
- Çoğunluğu davacı imzalı ücret bordrolarının bir kısmında fazla çalışma tahakkuku bulunması; bu durumun davalının “fazla çalışma yapılmadı” savunmasıyla çelişmesi,
- İmzasız puantaj kayıtlarında çalışılan gün sayısının haftada altı gün olarak işaretlenmesi,
- Davalının hiç tanık dinletmemesi,
- Tanıkların davalıya karşı açtığı ve fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı davalarda verilen kararların Yargıtay’ca onanmış olması,
- Yapılan işin ve yemekhane işyerinin niteliği.
Bilirkişi, 2008-2011 dönemi için haftada 12 saat, 2012 dönemi için ise davacının talebiyle bağlı kalarak haftada 3 saat fazla çalışma kabul etmiş; fazla çalışma tahakkuku bulunan ayları hesaplamadan dışlamıştır. Genel Kurul tüm dosya içeriğine göre fazla çalışmanın kabulünü isabetli bulmuş, aksi görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Tanık beyanlarının menfaat birliği bakımından değerlendirildiği farklı bir dosya için fazla mesaide menfaat birliği ve tanık beyanı yazısına bakılabilir.
Genel Kurul, Özel Dairenin bozma nedeni dışındaki temyiz itirazlarını ve hüküm altına alınan miktarları incelemediğini belirterek dosyayı her iki uyuşmazlık yönünden de Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göndermiştir.
🆕 7589 sayılı Kanun ve HMK 107’nin kaldırılması
Karar, belirsiz alacak davasının kendisi açısından bir dönüm noktasına denk gelmektedir. 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. maddesiyle HMK’nın 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanunun 20. maddesiyle HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası ise yürürlükten kaldırılan 107. maddenin, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edeceğini öngörmektedir. Bu nedenle Genel Kurulun ortaya koyduğu ölçütler, 2026 Temmuz sonundan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış ve hâlen görülmekte olan çok sayıda işçilik dosyası için önemini korumaktadır. Bu tarihten sonra açılan davalarda ise talep artırımı tartışması, kısmi davaya ilişkin yeni düzenleme üzerinden yürüyecektir.
❓ Merak edilenler
Genel Kurul kıdem tazminatının her zaman belirsiz alacak olduğunu mu söyledi?
Hayır. Kurul, işçilik alacaklarının belirli olduğunu söylemenin mutlak olarak doğru olmadığı gibi aksinin de doğru olmadığını, her somut olayın özelliğine göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu dosyada sonuç, ayni yardımlara ilişkin belgelerin işverende bulunması ve çalışma süresi ile ücretin tartışmalı olması üzerine kurulmuştur.
Yıllık izin alacağı neden ayrıca tartışıldı?
Yıllık izin ücreti çıplak ücretten hesaplandığı için ayni yardımlar bu alacağı doğrudan etkilemez. Kurulda bir görüş bu nedenle izin alacağının belirli olduğunu savunmuş, ancak bu görüş çoğunlukça kabul görmemiş ve karar bu kalem yönünden oy çokluğuyla verilmiştir.
İşverene dava açmış tanıkların beyanı artık her durumda geçerli mi?
Kararda böyle bir genel kural yoktur. Kurul, bu tanıkların beyanlarına kural olarak ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini kabul etmiş; somut dosyada bordrolardaki tahakkuklar, puantaj kayıtları, davalının tanık dinletmemesi ve onanmış emsal dosyalar gibi yan delillerle birlikte değerlendirme yapmıştır.
HMK 107’nin kaldırılması görülmekte olan davaları etkiler mi?
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre, yürürlükten kaldırılan 107. madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Bu nedenle daha önce açılmış belirsiz alacak davalarında Genel Kurulun bu kararda açıkladığı ölçütler gündemde kalmaya devam etmektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasından ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, ayni yardımların belgelendirilmediği ve çalışma süresi ile ücretin tartışmalı olduğu belirli bir işçilik alacağı dosyasına ilişkindir; alacak miktarları Özel Dairece ayrıca incelenecektir. Mevzuat bilgileri yazının hazırlandığı tarih itibarıyla verilmiştir ve 7589 sayılı Kanun sonrası açılan davalarda farklı kurallar uygulanabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



